Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ I ] / I promised him

I promised him перевод на турецкий

924 параллельный перевод
- I promised him five dollars.
- Ona 5 dolar sözü vermiştim.
I promised him you'd go to a specialist about that giddiness.
Baş dönmen ile ilgili bir uzmanla görüşeceğine dair O'na söz verdim.
When I told him what salary you made, he was a little worried but then I promised him you'd get a raise, and he felt better about it.
Ona ne kadar kazandığınızı söylediğimde biraz endişelendi ama sonra size zam yapacağıma söz verdim ve o zaman biraz rahatladı.
I promised him I'd stay here for two weeks.
Burada iki hafta kalacağıma söz vermiştim.
The cab is still waiting out in front... and the driver was so nice to me that I promised him, if —
Araba hala ön tarafta bekliyor ve sürücü o kadar kibardı ki ben de ona eğer -
He's not interested in the survey, and I promised him he wouldn't be bothered.
O anketle ilgilenmiyor. Ve ben ona rahatsız edilmeyeceğine dair söz verdim.
I promised him I wouldn't.
- Ona söz verdim.
"l trusted him I promised him my love"
"Ona güvendim, aşkımı verdim."
I promised him.
Ona söz verdim.
I promised him I'd pick up his money.
Parasını alacağıma söz verdim ona.
I promised him I wouldn't bring Dr. Stein.
Ona Dr. Stein'a söylemeyeceğime söz verdim.
So I promised him, on Christmas Eve it was, I promised I'd shoot a Frenchman for him. - Leutnant, have you ever been to Paris?
Böylece ona söz verdim, Noel arifesiydi, Bir Fransız'ı, vurmak için ona söz verdim.
I promised him I wouldn't reveal it to anyone.
Kimseye bir şey söylemem dedim. Yemin bile ettim.
He didn't want her to make this voyage, but I promised him she would be safe.
Bu yolculuğu yapmasını istememişti, ama ben güvende olacağına söz vermiştim.
I promised him that no matter what happens... I'd never let them take him down to the crypt.
Ne olursa olsun onu asla o mezara götürmeyeceğime dair ona söz verdim.
But when Isamu went to war I promised him.
Ama savaşa giderken Isamu'ya söz verdim.
I can't figure a guy walking back into this... just because they promised to spring him in 90 days.
Sırf onu 90 gün sonra serbest bırakacaklarına öz verdikleri için buraya geri dönenen bir insanı aklım almıyor.
You are very fortunate in having Captain Harvey for a protector, as I have promised to return him alive.
Yüzbaşı Harvey sizi koruduğu için çok şanslısınız çünkü onu canlı bırakacağıma dair söz verdim.
Yeah. I promised to meet him at 12 : 30.
Evet, 12 : 30'da buluşacağımıza söz vermiştim.
I really promised this dance to the Duke of Riverbotham... but as the old fogy isn't here, we'll let him wait.
Aslında bu dansı Riverbotham Dükü'ne söz vermiştim... ama beyimiz burada olmadığına göre beklesin.
I'm afraid I can't because I promised my husband I'd you better not let him hear that.
Korkarım yapamam çünkü kocama söz verdim bu duymaması daha iyi olur.
I promised I'd marry him.
Onunla evlenmeye söz verdim.
Hey, let's play something. I'm afraid Mr. O'Bannon is just at the edge of being bored. We promised we'd amuse him, remember?
Phil Stern ile evlenmesinde ısrar edip daha sonra tereddüt ederek, Bobby'nin çok hoş olduğunu ve ona tutkulu bir şekilde âşık olduğunu söyleyen ev arkadaşı Rosalind ile derdini paylaştı.
I promised to give you a message when I saw him on the night before he left England... a year ago.
Bir yıl önce, kendisi İngiltere'den ayrılmadan, sana bir mesaj ileteceğime... Harry'e söz vermiştim. Bir yıl önce mi?
If only I hadn't promised him!
Keşke söz vermeseydim!
I met him outside the hospital as I had promised at 12 : 30 - at 12 : 30 this morning.
Söz verdiğim gibi 12 : 30'da, hastane kapısında buluştuk bu sabah 12 : 30'da.
He forgot about it as soon as I promised you'd pay him $ 3 more a week.
Haftada 3 dolar daha fazla ödeme yapacağın sözünü verir vermez heyecanı geçti bile.
Then I promised that if he told us who smoked in his class, we'd let him go.
Eğer sınıfında kimlerin içtiğini söylerse onu bırakacağımı söyledim. - Ve?
- If you promised him... - I didn't.
- Şey, eğer önceden izin vermişsen...
I have promised to marry him, to stay by him no matter what comes.
Onunla evleneceğime, ne olursa olsun yanında olacağıma söz verdim.
I privately promised him that I would make it my business to see there was room for him.
Ona, kendisine bir yer ayarlama işini bizzat üstleneceğime dair söz verdim.
Couldn't go on with the play or anything else until I promised to marry him.
Onunla evlenmeye söz verene kadar oyuna devam edemeyeceğini söyledi.
I promised I'd look at him well and make a report to you.
Bundan bahsetmek istemiyorum. Onu iyice süzüp size anlatırım demiştim.
I promised my uncle I'd spend some time with him.
Amcama kendisine zaman ayıracağım diye söz verdim.
I could hardly permit him to fall into the hands of the law... having promised myself the pleasure of killing him personally.
Kişisel olarak onu öldürme zevkini kendime söz verdiğim için, onun yasanın kollarına... düşmesine izin vermem mümkün değil....
I promised that if God gave him back his life, I mean, let him not be dead,
Tanrı onu... tekrar hayata döndürürse... yani ölüme terk etmezse... bir daha onunla olmamaya yemin ettim.
I promised Little Eli I'd take him.
Küçük Eli'ya ilk fırsatta onu ava götüreceğime söz vermiştim.
That's why I promised I'd take him out.
Bende onu ava götüreceğime söz verdim.
I promised Jennifer that we'd bury him.
Jennifer'a gömeceğimize dair söz verdim.
I promised Sam I'd bring him some food.
Sam'e yemek getireceğim diye söz vermiştim.
I called him and he promised to take us up there.
Onu aradım ve bizi yukarıya götürmek üzere söz verdi.
When I was a little boy, I promised my father I'd kill a Frenchman for him.
Ben küçük bir çocukken, bir Fransız öldürmek için babama söz verdim.
I have promised him.
O ölmek istiyor.
I promised Wonder I'd stay up with him.
Wonders'a, onunla oturmağa söz verdim. Biliyor musun, karısından çok o korkuyor.
I promised to let him know what we found.
Ne bulduğumuzu ona haber vermeye söz verdim.
I promised the sergeant that if he helped us out, you'll take him on.
Bize yardım ederse, onu da mürettebata dahil edeceğinize dair çavuşa söz verdim.
I promised to meet him.
Ona söz verdim.
I promised I'd have a drink with him.
Onunla bir içki içeceğime söz verdim.
Give him another chance. I promised?
Bana bir hafta vermiştiniz Bay Mushnik.
I promised I'd get him back to you and I will keep my promise
Sana onu geri getireceğime söz vermiştim ve o sözümü de tutacağım.
I had promised to bring him to you, he was ready, anxious.
Onu sana getireceğime söz vermiştim, hazır ve heyecanlıydı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]