Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ K ] / Knowing you

Knowing you перевод на турецкий

5,381 параллельный перевод
Although knowing you it won't take other you long to figure things out.
Buna rağmen seni tanıdığım kadarıyla bu çok uzun sürmeyecektir.
Makes sense, knowing you come at me yourself, my old man'll snuff out your beloved brother.
Gayet mantıklı. Bana kendin sandırırsan eşimin sevgili ağabeyini öldüreceğini biliyorsun.
How can I allow you to return home knowing you will seek to punish our employees?
Çalışanlarımızı cezalandıracağını bile bile, eve dönmene nasıl izin verebilirim ki?
Knowing your mom and dad, who they were, the kind of people they were, I know you have the strength inside to get through this.
Annenle babanın kim olduğunu nasıl kişiler olduklarını düşününce bunu atlatmak için gerekli kuvvetin içinde olduğunu biliyorum.
Knowing you, it's some sort of ritual.
Seni bildiğim kadarıyla bu bi ritüel.
It comes from knowing your people are watching out for you, like your family doctor, your therapist, your personal trainer, your nutritionist, your physiotherapist, your entire health and well-being team.
İnsanların size göz kulak olduğunu bilmenin verdiği o his. Aile doktorunuz, terapistiniz kişisel antrenörünüz, beslenme uzmanınız fizyoterapistiniz sağlığınızı korumanız için gerekli herkes.
She is a better person because of knowing you.
Seni tanıdığı için daha iyi bir insan oldu o.
Feel safer already, knowing you lot are out there.
Daha güvende hissediyorum, orada olduğunuzu biliyorum.
It comes from knowing your people are watching out for you.
İnsanların size göz kulak olduğunu bilmenin verdiği o his.
Nice knowing you.
Sizi tanımak güzeldi.
Knowing you guys, you'll talk every day.
Sizi tanıdığım kadarıyla her gün konuşacağınızı söyleyebilirim.
Well, gonna have to trust you because we have no way of knowing what you're gonna get up to.
Güvenmek zorundayım çünkü nasıl işlere kalkışacağını öğrenmeme imkân yok.
You worked hard for years without knowing that things were gonna get better.
İşlerin iyiye gideceğini bilmeden senelerce harıl harıl çalışmışsın.
You took Deedee's sample from me and switched it with your own, knowing it would test positive for mercury.
Cıva testinde pozitif çıkacağını bildiğin için Deedee'nin numunesini benden aldın ve kendininkiyle değiştirdin.
But me knowing don't make a bit of difference. You got to understand that I got a condition.
- Benim bilmem hiçbir şeyi değiştirmiyor.
Either you came in contact with someone implanted with a defective EGO without knowing it, or...
Ya haberin olmadan hatalı EGO implantlı birisinden bulaşmış ya da...
Riley, I was gonna wait until the ren faire to tell you this, but that would just be more time - without knowing exactly how... - ( Bonnie grunts )
Riley, sana bunu söylemek için panayıra kadar bekleyecektim ama bu da tam olarak hislerini bilmeden geçen...
Maybe Henry got that coin to you to stop us from knowing the truth that they don't want us to know.
Belki de Henry bilmemizi istemedikleri gerçeği öğrenmememizi sağlamak için vermiştir sana o parayı.
If you take me now, you will live an eternity knowing that I'm not truly yours.
Beni şimdi yanına alırsan tamamen senin olmadığımı bilerek sonsuza dek yaşayacaksın.
So you had him shipped back, knowing he'd be killed.
Sen de orada öldürüleceğini bildiğin için onu oraya gönderecektin.
And knowing that he would never be able to work again, he struck a deal with you.
Ve bunu bildiğiniz için sizinle çalışamazdı, bu yüzden sizinle bir anlaşma yaptı.
I will join Raina in your prison, Agent Coulson, but I will see you wherever you go, just as I saw you holding Skye in your arms, bleeding... dying... knowing it was all your fault.
Hapishanenizde Raina'ya katılacağım Ajan Coulson ama nereye gitsen seni göreceğim tıpkı Skye'yı kollarında tutarken ve onun kanı akarken ve ölürken ve bunun senin hatan olduğunu bildiğini gördüğüm gibi.
You've seen firsthand the dangers of knowing too much.
Gereğinden fazlasını bilmenin tehlikelerine ilk elden şahit oldun.
Knowing this, do you still wish to proceed?
Bunu bildiğin halde işlemi kabul ediyor musun?
My guess is, knowing those guys, the Macintosh is all bells and whistles and zero utility. You want a toy, you buy one of those.
Tahminimce, bu adamları tanıyorsam bu Macintosh süslü ama sıfır kullanışlı bir alettir.
And she, knowing full well the part he has played, once more calls for you, her still-favourite dupe, to stroke and tug our secrets free.
Ve o, hala en gözde kerizini, seni bir kez daha çağırıp sırlarımızı çalarken o adamın oynadığı rolün gayet farkındaydı.
You know, it's hard not knowing where Victor's even keeping her or who he has taking care of her or...
Viktor'ın onu nerede tuttuğunu, kimin ona baktığını bilmemek çok zor.
Those guys at the car, they're Verrat and they're armed, and I don't want them knowing what you are.
Arabadaki adamlar Verrat'tan ve silahlılar ve seni öğrensinler istemiyorum.
And trust me, you don't want to spend the rest of your life knowing that you let someone die that you could've saved.
Ve bana güven, hayatanın kalanını kurtarmasaydın öleceğini bildiğin birisini düşünerek geçirmek istemezdin.
That eerie feeling... Knowing that they're looking at you.
Tüyler ürpertici o his, birilerinin sizi izlediğini bilmek.
Hearts and minds goes out the window when you see the guy shooting at you, and then he puts his wife and kids in front of him, knowing full well that we wont shoot back.
Bu durumda ne akıl kalıyor ne kalp, bir adam size ateş ediyor, sonra karısını ve çocuklarını önüne koyuyor çünkü çok iyi biliyor ki karşılık vermeyeceğiz.
The cheering comes, I think, from knowing that that's a person you'll never have to fight again.
Bu sevinç sanırım o insanın bir daha savaşamayacağını bilmekten geliyor.
All right, nice knowing you.
Pekâlâ, seni tanımak güzeldi.
And I think that they can sleep well at night knowing that they did something out there that, you know, wasn't illegal, number one, and they don't have demons inside because of it.
Bence geceleri rahat uyuyacaklar çünkü orada yaptıkları şey en önemlisi kesinlikle kanunsuz değildi, bu yüzden vicdan azabı çekmeyecekler.
You see, it's all about knowing who to call.
Her şey kimi arayacağını bilmekle alakalı.
All about knowing which palms to grease, if you get my meaning.
Kime el altından para vereceğini bilmekle alakalı anlarsın hani.
So you're saying that not knowing what your bosses are up to is driving you a little crazy.
Yani, üssünüzün neler yaptığını bilmemek sizi birazcık delirtiyor.
I got to tell you... Part of me really admires you... your moral certitude, the way you fight for what you believe in, even knowing it's gonna destroy you.
Söylemeliyim bir yanım senin bu ahlaki keskinliğine, inandığın şeyler uğruna savaşmana hatta bunun senin yok edeceğini bile bile yapmana hayran.
But you still need to be punished, so we're gonna kill Max and Mike, and you're gonna have to suffer knowing that they all died because of you.
Ama yine de cezalandırılman gerekiyor bu yüzden, biz de Max ve Mike'i öldüreceğiz ve hepsinin, senin yüzünden öldüğünü bilerek acı çekeceksin.
Hypothetical... if you could start over but knowing what you know now, would your career be any different?
Varsayımda bulunuyorum... Hali hazırda bildiğin bir şeyde baştan başladığında kariyerinde bir değişiklik olur muydu?
Well, the test came back positive, which means you're asymptomatic, which is even worse because it means that you could be spreading the disease without knowing it.
Testiniz pozitif geldi. Bu da demek oluyor ki belirti göstermiyorsunuz bu işleri daha da kötüleştiriyor. Çünkü bu hastalığı farkında olmadan yayabileceğiniz anlamına geliyor.
Look, I didn't tell you what happened because A ) : It's none of your business and B ) : Your reaction to what happened is bound to be even more annoying than your reaction to not knowing.
Bak, sana neler olduğunu söylemedim, çünkü A ) Seni ilgilendirmez ve B ) Ne olduğuna dair vereceğin reaksiyon, ne olduğunu bilmediğin zamanki vereceğin reaksiyona kıyasla çok daha sinir bozucu.
The problem with knowing things is that you can never unknow them.
Olayları anlamakla ilgili asıl sorun, onları asla anlayamayacağındır.
Don't let Wade leave without him knowing how you truly feel.
Ona gerçek hislerini söylemeden gitmesine izin verme.
WHEN THEY DID, YOU THREW HER OUT, KNOWING - - KNOWING THAT SHE WOULD IMPLICATE DUXBURY. THAT'S...
Gördüklerinde Tasha'nın polisleri Duxbury'e... yönlendireceğini bilerek onu arabadan attın.
The hard part's knowing what you want.
Zor olan ne istediğini bilmektir.
I spent most nights for many a year alone in the woods knowing there was someone ready to slit my throat in every shadow, behind every tree, but you still got to sleep.
Ormanda uzun yıllar pek çok gece yalnız kaldım, boğazımı kesecek birilerinin olduğunu bile bile. Her gölgede, Her ağacın arkasında, Ama yine de biraz uyumak gerek.
Well, until I get it figured out, The only person that I trust knowing about this pregnancy is you.
Bu işi çözene kadar bu hamileliği bilmesini istediğim tek kişi sensin.
You know, somebody could've tossed this guy in knowing that the coins and other metals would obscure the evidence on the bone.
Biri, bozukluklar ve diğer metallerin kemik üzerindeki kanıtları bozacağını bilerek bu adamı atmış olabilir.
Well knowing Abraham Goffe to be a false traitor you did conceal him in your dwelling house.
Abraham Goffe olarak bilinen bir haini evinizde sakladınız.
But... we were hoping maybe it'd help you sleep at night a little better, knowing that the men responsible are... they're going to finally pay for what they did.
Sorumluların yaptıklarının cezasını çekeceğini bilmek geceleri daha iyi uyumana yardımcı olabilir diye umuyoruz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]