Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ O ] / Over there

Over there перевод на турецкий

45,198 параллельный перевод
Well, there's a garage over there.
Şurda bir garaj var.
And then what's left of the tyres are put on a bonfire over there, to make sure there's absolutely nothing left.
Daha sonra lastiklerden geriye kalanlar şurdaki ateşe atılıyor ve böylece geriye hiçbir şey kalmıyor.
You're absolutely right, actually, because that bloke in the hat over there,
Aslında haklısın, çünkü şu şapkadaki o adam,
- If you look over there...
- Şuraya bakarsan...
You're saying because your car started, well, 50 yards away over there, wheelied, was uncontrollable, slammed back down and broke itself, it's the best on the track?
Diyorsun ki araban başlamıştı. 50 metre ötede, orada, Tekerlekli, kontrol edilemezdi, yere çarptı
What about over there?
Orada ne var
Look, he's going over there.
Bak, oraya gidiyor.
"Let's go over there and finish our journey"?
"Şuraya gidelim ve yolculuğumuzu bitirelim mi"?
Well, if this won't get over there, there's no way will theirs.
Ee, eğer bu oraya geçmezse, Onların hiçbir yolu yoktur.
But we have to get us and our cars to that beach over there.
Ama bizi ve arabalarımızı orada o kumsala götürmek zorundayız.
Look at the colours in those rocks over there.
Şu kayaların içindeki renklere bak.
And he had a computer over there, Mac.
Orada bir de bilgisayarı var, Mac.
I know, and I hate to drive over there and drag him to Luke's, but I know better than to try to stop you.
Oraya gidip onu zorla Luke'un partisine götürmek istemiyorum ama seni durdurmayacağımı da biliyorum.
Over there.
Orada.
So, there's a bunch over there.
Şurada birkaç tane var.
A bunch over there.
Şurada da birkaç tane.
Can I just... can I... talk to you over there for a second?
Seninle bir saniye şurada konuşabilir miyiz?
Look, the clinic is a joke, I know, and nobody wants to go over there. But it's not a joke when a pregnant lady has to wait over an hour for someone to come over and confirm that she has cancer.
Millet klinikle alay edip duruyor ve kimse gitmek istemiyor biliyorum ama hamile bir kadının bir saattir birinin gelip kanser olduğunu onaylamasını beklemesi hiç komik değil.
Look, you stuck me over there.
Beni oraya sen tıktın.
Motor pool is just over there.
Otopark orada.
Don't make me come over there!
Beni oraya getirtme!
The thing is I-I can't get over there right now.
Mesele şu ki ; şu an oraya gelemem.
Well, I can't get over there right now.
Peki, şu an oraya gelemem.
And, you know, over there.
172 kişi var.
See, uh, over there?
Şuradakini görüyor musunuz?
No, I didn't. It's over there on the table.
Hayır, Almadım.Masanın üstünde duruyordu.
Right over there on the curb.
Tam orada, kaldırımda.
Over there.
- Şurada.
Follow that man over there.
- Şuradaki adamı takip edin.
Over there.
Şurada.
There'll be plenty of time for parties, but how many chances are you gonna get to go trick-or-treating with that little guy over there?
ilerde daha çok parti göreceksin, ama bir daha ne zaman şu küçük kardeşinle şeker ya da şaka etkinliğine gideceksin?
'Cause Rufus is over there...
Çünkü Rufus şu anda...
You know Mike over there is in the Army Reserves, right?
Orada Mike'ın ordu rezervleri olduğunu biliyorsun değil mi?
Porscha was right here, and now we know whoever fired the gun was over there.
Porscha ise buradaydı ve ateş edenin de şurada olduğunu biliyoruz.
Ooh, and then there was a TV show called Last Of The Summer Wine, which was about three very badly dressed old men who fell over, and everything they ever did went wrong.
Bir de "Last Of The Summer Wine" adında 3 oldukça kötü giyinen yaşlı adamın düşmesiyle ve yaptıkları her şeyin ters gitmesiyle ilgili bir program vardı.
The roof is made from magnesium, so if you turn it over and there are sparks, there will be a blinding flash of light, and then you will have a convertible.
Çatı magnezyumdan yapılmış, Dolayısıyla onu ters çevirir ve kıvılcımlar varsa, Kör edici bir ışık flaşı olacak,
The problem you have in the 4C is it's mid-engined, which means, on a surface like this, there's no weight over the front, and that means... no grip.
4 silindirli bir motorda sahip olacağınız problem, orta motordur bu da, bu tür yollarda ön tarafınızda ağırlık olmayacak demektir ve bu da tutuşunuzun olmayacağı anlamına gelir.
There was something else we'd learned over lunch that was even funnier.
Öğle yemeğinde öğrendiğimiz başka bir şey vardı. Bu daha da komikti.
There's petrol all over the front of his car.
Arabasının her yerinde benzin var.
There's no way you could drive over that or anywhere near.
Bunun üzerine veya herhangi bir yere gidebilmenin hiçbir yolu yok.
When planes fly over and there's an air strike... my son jumps up on my lap and says, "Daddy, a bomb."
Bir hava saldırısı olduğunda oğlum kucağıma çıkıyor ve "Baba, bomba" diyor.
There are record levels of shelling, especially over Aleppo.
Özellikle Halep üzerinde rekor miktarda bombardıman oluyor.
There's nothing wrong with over here.
Burada olmasında bir sorun yok.
There's one over here.
Bir tane şurada var mesela.
Well there used to be one over at the city motor pool.
Otoparkın orada eskiden bir tane vardı.
So, for safety's sake, we shouldn't drive over 25 miles per hour with the reactor in the truck, but Palos Verdes is only 11 miles away, so we get there well before the truck's battery can no longer keep the cooling system operational.
Güvenlik açısından içinde reaktör olan bir kamyonla saatte 40 km'den hızlı gitmemeliyiz ama Palos Verdes 17 km. uzaklıkta yani kamyonun aküsü, soğutma sistemini çalıştıramayacak duruma gelmeden önce rahatça oraya varırız.
So, many, many years ago, there was a Greek king who ruled over all of Israel.
Pekala, yıllar, yıllar önce Bir Yunan kralı vardı İsrail'in tamamına hükmetti.
But there's just some things I want to agonize over out loud with you guys.
Ama sizinle konuşmak istediğim bazı konular var. - Gönderdim.
He's over there.
Şurada.
There were the public cases, but Marjorie was also involved in dozens of private consultations over the years.
halkın önünde yaptığı da oldu, ama Marjorie yıllar boyunca düzinelerce kişiyle özel görüşmelerde de bulundu.
Meaning why are there vans all over town for a landscaping company that went out of business
- Şu demek : Bir bahçe düzenleme şirketi uzun zaman önce iflas ettiyse minibüslerinin şehrin dört bir yanında ne işi var?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]