Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ T ] / Thing is

Thing is перевод на турецкий

64,753 параллельный перевод
Thing is, it went great, and everyone had so much fun that I kind of... Became the new me.
Harika gitti ve herkes o kadar eğlendi ki sanki yeni bir ben doğdu.
The important thing is that Courtney feels safe.
onemli olan, Courtney'nin kendini guvende hissetmesi.
This rock star thing is new to me.
Bu rock yildizi olayinda yeniyim.
The good thing is, you're gonna have a grown man sit on your face and the entire world is gonna be watching.
İyi tarafi su ki, yetiskin bir erkek senin yuzune oturacak ve butun dunya izleyecek. Bu olumlu bir sey.
The important thing is what the guy is saying.
onemli olan ne soyledigi.
The funny thing is I'm not allowed in Blockbuster, either.
İşin komik yanı, Blockbuster'a giriş için de iznim yok.
This thing is stocked with four peanut butter and honey sandwiches, ten granola bars, and one sleeve of original Pringles.
Bu şey, ballı fıstık ezmeli sandviçlerle, on granola barla ve bir kutu Pringles'la dolu.
The thing is, I've already flipped those shorts for quite a profit.
Olay şu ki, ben o şortu bayağı kârlı bir şekilde sattım.
Thing is...
Aslında...
The sad thing is, that phrase was rolling around in my head for six hours, and I did nothing to stop it.
Üzücü yanı, bu cümle son altı saattir aklımda ve durdurmak için hiçbir şey yapmadım.
Because if you can't get him a hearing in the next week, this thing is off.
Çünkü bir hafta içinde mülakatı ayarlayamazsan anlaşmamız biter.
Which means this thing is gonna drag on forever.
Davalar bitmek bilmeyecek.
Thing is, it didn't make sense.
Mantıklı gelmedi sadece.
Sure, but the thing is he's got to get it back, so if you could strip a little more in our direction...
Tamam ama onları geri alması lazım. Bize doğru daha hızla soyunabilirsen...
The thing is, we love the car.
Aldığın arabaya bayıldık.
This thing is addressing problems that don't exist.
Bu şey bir de ortada olmayan sorunlar çıkarıyor.
The important thing is here, um, my lawyer has actually drafted a partnership agreement.
Burada önemli olan... avukatım, bir partnerlik sözleşmesi hazırladı.
When Gilroy gets out of the hospital, first thing he does is quit the FBI, where they still regard him as a hero.
Gilroy hastaneden çıkınca yaptığı ilk iş onu hâlâ kahraman olarak gören FBI'dan ayrılmak olmuş.
The one thing about Sandy is,
Sandy'nin sorunu
My favorite thing about Sandy is where he lived.
Sandy'nin en sevdigim yani, yasadigi yerdi.
Hmm. Best thing to me is I found you.
En iyisi de seni bulmus olmam.
- What is the security on this thing?
Bu kadar guvenlige ne gerek var?
No, this is a good thing.
Bu iyi bir sey.
You know, I have this eBay thing, which I think is pretty cool, but...
Şey, benim eBay şeyim var, bence çok güzel, ama...
When I'm in a stressful situation, the best thing to do is to count to ten.
Stresli bir durumdayken yapılacak en iyi şey, ona kadar saymaktır.
You don't have to do the Britney thing because everyone else is.
Herkes öyle diye, sen de Britney gibi olmak zorunda değilsin.
You know, the fun thing about this is you can pretend it's a regular cake
İşin eğlenceli tarafı bunun normal bir pasta, kendinin de
The only thing he responds to is lame-ass shit, like numbers and charts and spreadsheets.
Onun anladığı tek şey, o ezik şeyler. Rakamlar, tablolar ve çizelgeler.
Is that some secret gay thing I've never heard of?
Bu hiç duymadığım gizli bir eşcinsel şeyi mi?
Cosigning a lease is a risky thing.
Kiraya kefil olmak riskli bir iş.
The last thing I have time for is... this!
En son zaman ayıracağım şey bu!
But Nasty Gal is my thing.
Ama Nasty Gal benim olayım.
'Cause the only thing that I think is funny is your pathetic British accent. It's almost as bad as Keith's résumé.
Çünkü komik olan tek şey senin zavallı İngiliz aksanın.
Doing her own thing.
Kafasına göre iş yapıyor.
Is it possible we're seeing the same thing?
Aynı şeyi görmemiz mümkün mü?
And the hardest thing about getting him into the Bar is getting him a hearing when he hasn't even gone to law school.
Avukatlığa kabulde en zor kısım mülakat ayarlayabilmek ki hukuk bile okumamış.
You deserve this and all this guy is doing is the right thing.
Bunu fazlasıyla hak ettin, onların tek yaptığı sana hakkını teslim etmek.
That is the dumbest thing I've ever heard.
- Bu hayatımda duyduğum en saçma şey.
You're the one who said we didn't have the resources to handle this sort of thing, so I just brought in someone who would.
Bu iş için yeterli kaynağımız yok dedin ben de olan birilerini getirdim.
It's just- - this whole thing we're doing is making me lie to a lot of people, including Oliver and I'm not thrilled about it.
Sadece bu süreçte Oliver da dahil birçok kişiye yalan söyledim ve bu hoşuma gitmiyor.
This was, uh... This was some out of town understudy thing for some larger than life type character, like, um... Like a mob boss or an emperor or something.
Bu iş şehir dışından bir dublörlük işiydi efsanevi bir karakter için mafya patronu veya imparator falan.
Is... Is that a Jewish thing?
Yahudiler yemez mi?
The best thing for you to do is just keep working here, all right?
- Hayır hayır. En iyisi senin burda çalışmaya devam etmen tamam mı?
The only thing that is on my mind is how we're gonna celebrate.
Aklımda olan tek şey, bunu nasıl kutlayacağımız.
There is one thing I don't know.
Bilmediğim tek bir şey var.
And the only thing I like about that job is I get to be my own boss.
Ve bu işin tek sevdiğim yanı, kendi patronum olabilmem.
The end of the world is coming, and you want to destroy the one thing that'll keep our people alive?
Dünyanın sonu geliyor ve insanları hayatta tutacak tek şeyi yok etmek mi istiyorsun?
Well, the only thing that's changed much in the last couple of weeks is you started seeing Raelyn again.
Pekala, son iki hafta içinde değişen tek şey, Raelyn'i tekrar görmeye başlaman oldu.
Every single thing that is good about him is because of you.
Her güzel özelliği senin sayende.
Dinesh, the one good thing that came out of you slapping your body against that cyberterrorist in a vulgar parody of the act of love is that we finally have a network with real security value.
Dinesh, o siberteröristle yaşadığın aşkın bayağı bir parodisinden tek iyi bir şey çıktı ; o da artık gerçekten güvenli bir ağ sistemimiz var.
The thing the band is named after.
Grubun adını aldığı şeye.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]