English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ C ] / Come with me

Come with me Çeviri Türkçe

24,495 parallel translation
I want you to come with me!
Benimle gelmeni istiyorum!
Ah You, Li San, come with me to the dock supervise May.
Ah You ve Lee San, siz de benimle gelin, May'in izini süreceğiz.
- Come with me, Katie just one.
- Benimle gel, yalnızca Kat.
Then we play another game, come with me.
Öyleyse başka bir oyun oynayalım. Benimle gel.
Come with me.
Benimle gel.
Come with me, and we make the deal.
Benimle gelirsen anlaşmayı yaparız.
You two, come with me.
İkiniz, benimle gelin.
You should come with me.
- Benimle gelmelisin.
Why don't you come with me?
Gelsene biraz.
Come with me now.
Hemen benimle gel.
Come on. Come with me.
Hadi, gelin benimle.
If you don't come with me, I'm going with that fat guy over there in billet six.
Benimle gelmezsen, yan taraftaki motorcu, şişman adamla gideceğim.
I just really need you to come with me.
Benimle gelmenizi istiyorum.
Anyway, come with me.
Her neyse, beni takip et.
Come with me, Mom!
Benimle gelin anne hanım.
Come with me.
Benimle gel!
Chiu-ti, come with me.
Chiu-ti, benimle gel.
Will you come with me?
Benimle gelir misin?
Miss Rosine, I'm going to have to ask you to come with me.
Bayan Rosine, benimle gelmenizi istemek zorundayım.
Valdes, I need you to come with me.
- Merhaba. Valdes, benimle gelmen gerekiyor.
Tatiana, you can come with me.
Tatiana benimle gelebilirsin.
Come with me if you want to live.
Benimle gelin yaşamak istiyorsanız
I get it. Which is why I've hired a nurse to come with me.
İşte bu yüzen benimle gelmesi için bir hemşire tuttum.
Come with me.
Benimle gelin.
Come with me, Agent.
Benimle gel Ajan.
Come with me.
Gel benimle.
I need one of you to come with me.
Biriniz benimle gelsin.
Come with me, mom.
Birazdan geliriz.
Then you can come with me.
O zaman benimle gelebilirsin.
Come and take a walk with me.
Gel biraz yürüyelim.
You have to... come down to the station now... with me.
Benimle... merkeze gelmen lazım.
Oh no, come on. [Grimaces in pain] Ah! - Stay with me.
Dayan.
You asked me to come up with some figures for you with regard to Aureole.
Aureole'la ilgili rakamları iletmemi söylemiştin.
You'll come and live with me and Marjorie.
Gelip Marjorie ve benimle yaşayacaksın.
Come upstairs with me?
Benimle yukarı gelecek misin?
I was hoping you could come up to the mountain, share a meal with me, talk about the future of Wayward Pines.
Dağa gelmenizi ve birlikte yemek yerken Wayward Pines'ın geleceği hakkında konuşmayı umuyordum.
Come back with me.
Benimle birlikte geri dön.
I'll come back in one piece. Watch a movie with me.
Sağlığıma kavuşacağım o yüzden birlikte sinemaya gidelim.
Make some time tonight... and come have dinner with me.
Bu gece bana vakit ayırın. Birlikte yemek yiyelim.
Come home with me.
Benimle eve gel.
You want me to come to Fillory with you.
Seninle Fillory e gelmemi istiyorsun dimi?
If you'll just let me come inside with you, I'll explain it to you.
İçeri davet ederseniz size anlatabilirim.
You keep me talking till the tin soldiers come rushing in with their firecrackers and their two-bit explosions.
Askerler kestane fişekleri ve beş para etmez patlayıcılarla gelene kadar... beni konuşturmaya devam ediyorsun.
But you've never once asked me to come with you because I'm not human.
Ama bana bir kere bile sizinle gelmemi söylemedin çünkü insan değilim.
Why did you come to me with this information?
Neden bu bilgiyle bana geldin?
Oh, I wish I could just come home with you. Me, too.
Keşke seninle eve gelebilseydim.
Come with me.
Gidelim mi yanına?
This has nothing to do with, uh, equal pay. We need to speak to you about the death of... I guess those corporate fat cats at the Sherborne must be getting scared since they sent these FBI agents to come and arrest me.
bunun maaş eşitliğiyle bi alakası yok senle onun ölümü hakkında konuşmalıyız su sharbonedaki şişman kediler beni tutuklamak için fbı yolladıklarına göre sanırım korkmaya başladılar seni tutuklamak için burda değiliz hayır ben bu hükümet zorbalarından korkmuyorum ve siz de korkmamalısınız çünkü aradaki maaş farkı bittiği zaman,
- Oh, come on. Have some with me.
- Hadi benimle beraber iç.
Please, let me come with you and the family.
Lütfen, sen ve ailenle ben de geleyim.
- Come with me.
- Benimle gel.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]