English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ G ] / Getting drunk

Getting drunk Çeviri Türkçe

575 parallel translation
Anyone who drinks can end up getting drunk.
İçen herkes sarhoş olur.
What do you mean, for getting drunk?
Ne demek istiyorsun, kafayı bulduğum için mi?
You got to cut out getting drunk every night, too.
Her gece sarhoş olmaya bir son vermelisin.
- Unless I'm getting drunk.
- Sarhoş olmaya başlamadıysam.
There is a legend he can drink two bottles of whisky without getting drunk.
İki şişe viski içtiği halde sarhoş olmadığı söylenir.
- Getting drunk.
- İçki içiyordum.
Big Brother Zhang is getting drunk.
Abi Zhang sarhoş oluyor.
If it's so serious, If it's so bad, what are you doing here Getting drunk and talking so crazy?
Madem bu kadar ciddi madem bu kadar kötü o halde burada işimiz ne ve neden sarhoş olup aptalca konuşuyoruz?
They're all getting drunk over at the Dipper.
Onların hepsi barda sarhoş oluyor.
There's no great achievement in getting drunk.
Sarhoş olmanın büyük bir getirisi olmuyor.
You're leeches and scrounges, trying to turn John into something he isn't... trying to make another Tom Wiley out of him, so you can go on getting drunk... in your big free playpen.
John'u değiştirmeye çalışan sülükler ve otlakçılarsınız. Bedava oyun parkınızda kafa çekmeye devam edebilmek için... onu Tom Wiley'e benzetmeye çalışıyorsunuz.
I highly recommend it instead of getting drunk.
Sarhoş olmak yerine onu yapmanı tavsiye ederim.
I want to thank you for not telling the Captain about me getting drunk.
Yüzbaºi'ya sarhoº oldugumdan bahsetmediginiz için teºekkür ederim.
Getting drunk and breaking chairs was bad enough, but bombs, Joe!
Sarhoş olup sandalyeleri kırmak yeterince kötü, ya bombalar, Joe!
He says Gant's here after him, and he's getting drunk enough to try to take him on.
Gant'in peşinde olduğunu söylüyor, yanlış bir şey yapmadan onu durdurun.
They're in town getting drunk.
Şehre, içmeye gittiler.
You're getting drunk.
Sakin ol hayatım. Sen sarhoşsun.
Getting drunk.
Sarhoş olmak.
I'm not talking about getting drunk.
Sarhoş olmaktan bahsetmiyorum.
What I miss, is not the wine it's getting drunk.
Benim özlediğim, şarap değil..... Sarhoş olmak.
I'm not going to make matters worse by getting drunk on the job.
Daha fazla sarhoş olarak, işleri daha da çok kötüleştirmeyeceğim.
They're not interested in nothing but getting drunk and making trouble.
Tek yaptiklari sarhos olmak ve bela çikarmak.
Is it my true self that's getting drunk, or the mask?
Kendim mi sarhoş oluyorum yoksa maske mi görelim bakalım.
Getting drunk may well be a mask in itself.
Sarhoş olmak kendi başına iyi bir maske sayılabilir.
Getting drunk.
Kafayı çekiyordum.
Go on back in your stall and finish getting drunk.
Ahırına dön ve sarhoş olmaya devam et.
I suppose he's getting drunk.
Herhalde sarhoş olmakla meşguldur.
I'm really getting drunk, you know?
Var ya, ben sarhoş oluyorum galiba.
What's the penalty for getting drunk?
Sarhoş olmanın cezası nedir?
You're getting drunk again, are you?
Tekrar sarhoş olacaksın, değil mi?
Getting drunk because the King threw out Mussolini, when yesterday they were all for him.
Mussolini gitti diye bayram ediyorlar. Halbuki dün herkes ondan yanaydı.
Getting drunk and catching the clap.
Sarhoş olmak ve el çırpmak.
The Krauts are there now getting drunk on our wine.
Almanlar şimdi orada bizim şaraplarımızı içiyor.
We haven't had much, why do we feel like getting drunk?
O kadar da içmemiştik, Neden sarhoşuz biz?
It's not ob vious, but I'm slowly getting drunk.
Belli değil ama yavaş içmeliyim.
- Max is going to be mad at me, too... because I'm getting drunk and he's not.
- Max beni de kızdırmaya başladı çünkü ben sarhoşum ama o değil.
I suppose you've been getting drunk at your own bar.
Sanırım kendi barında sarhoş olmuşsun.
No, I'm not getting drunk.
Hayır, sarhoş değilim.
- I'm very drunk... and I intend getting still drunker before the evening's over. But you're not going to bed. Not yet.
Çok sarhoşum ve gece bitmeden daha da sarhoş olmaya niyetliyim ama sen de yatağa gitmiyorsun, henüz değil!
He puts on a dance every Sunday and calls it "'The Families'Ball, "'where boys have fun getting young girls drunk.
her pazar oğlanların, genç kızları... sarhoş ederek eğlendikleri yerde bir dans düzenler... ve buna "Aile Balosu" der.
- Getting our surveyor drunk.
- Kadastro memurumuzu sarhoş ettiniz.
I've warned you about getting too drunk
Seni bu konuda uyarmıştım.
Here's the organist getting the groom drunk.
Bu damadı sarhoş yapar.
Getting caught drunk in public's about the easiest way I know of breaking into jail.
Umuma açık yerde sarhoş yakalanmak hapse atılmanın... en kolay yolu diye biliyorum.
He kept egging us on and on... and getting me so drunk... and I just don't remember it all.
Bizi daha da kızıştırdı ve Beni daha da sarhoş etti ve hiçbir şeyi hatırlayamıyorum.
No. They don't get in my house. No drunk fellow getting me!
Hayır, bunlar eve giremezler!
He's getting very drunk.
- Gerçekten sarhoş oldu. - Buraya gel.
"Aren't you ashamed, getting so drunk, with a Nobel Prize?"
"O Nobel Ödülüyle içmeye utanmıyor musun?" diyecektim.
That was a rotten thing for you to do last night, getting me drunk!
Dün gece beni sarhoş etmeniz çok rezilce bir şeydi.
Getting drunk is foolish.
Sarhoş olmak aptalcadır.
I'm getting you drunk.
Seni sarhoş ettim.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]