English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ N ] / No prints

No prints Çeviri Türkçe

654 parallel translation
You see, sir, There were no prints of his anywhere in the house.
Görüyorsunuz, efendim, evin hiçbir yerinde ona ait bir parmak izi yoktu.
There were no prints on the handle of the closet door either.
Dolap kapağının tutacağında da hiç parmak izi yoktu.
No prints of any kind either.
Herhangi bir iz de yok.
No prints, no record, no nothing.
Ne parmak izi, ne kayıt, ne de hiçbir şey.
No prints here.
Burada parmak izi yok.
No prints on that, either.
Hiç iz kalmasın.
No clues, no prints, nothing.
İpucu yok, iz yok, hiç bir şey yok.
On faucets, glasses and handles there were no prints of yours.
Musluklarda, kapı kollarında ve bardaklarda hiç parmak izin yoktu.
( Policeman ) No prints.
( Polis Memuru ) Parmak izi yok.
So, there's no record of any ownership, no prints,
Yani, sahibi konusunda kayıt bulunmuyor, parmak izi yok,
It would be a miracle if I'd left no prints :
Şaşırtıcı olan parmak izimin kapının üstünde olmamasıydı.
No rap sheet, no photos, no prints.
Sicil yok, resim yok, iz yok.
No prints?
Parmak izi yok mu?
No prints were found, except Forrester's, his wife's and the maid's.
Forrester, karısı ve hizmetçininkiler hariç parmakizi bulunamadı.
" There was no prints.
" Parmak izi yoktu.
There's no ransom note, no prints - no nothing.
Fidye isteği yok, parmak izi yok, hiçbir şey yok.
There was no skin. He had no prints.
Derisi yüzüldü, iz filan kalmadı.
No prints, no description.
Ama ne bir iz, ne tanımlama.
Well, no fibers, no prints.
Ne bir ip parçası ne de parmak izi...
No prints.
Parmak izi yok.
There were no prints, so he left a calling card.
Parmak izi yoktu, o da ardında bir işaret bıraktı.
No prints on the ice pick, either.
Buz bıçağında da parmak izi yok.
No prints on the hanger, and he didn't leave anything traceable.
Askıda hiç iz yok ve adam izi sürülebilir hiçbir şey bırakmamış.
We've got semen from the swabs and the carpet... and we've recovered skin cells... from under the fingernails of the deceased... but we figure the killer wore gloves...'cause so far we got no prints.
Halıda ve bezlerde sperm var. Ve kurbanın tırnaklarının altında deri hücreleri bulduk. Ama katil eldiven giymiş olmalı.
- No prints, no leads, no nothing.
- Parmak izi yok, ipucu yok, hiç bir şey yok.
There are no prints on it, apart from the old man's.
Parmak izi yok, yaşlı adamınkiler dışında.
No prints, no dental, no nothin'.
Parmak izi yok, diş kaydı yok, hiçbir şey yok.
No prints, no evidence, nothing.
İz yok, kanıt yok, hiçbirşey.
- No prints.
- Parmak izi yok.
I'll bet there were no prints, no stains, no blood.
Bahse girerim hiçbir iz, ipucu bırakmamıştır.
No licence, no prints, no warrants. Nothing.
Ehliyet, parmak izi, tutuklama, hiçbir şey yok.
No ID, no face, no prints.
Kimlik yok, yüz yok, parmak izi yok.
No sign of forced entry, no prints, no DNA fragments.
Kapı zorlanmamış, parmak izi yok, DNA parçası yok.
A handgun was found in the parking lot. Unregistered, no prints.
Silah park yerinde bulundu, kayıtlı değil ve numarası yok.
No prints, fibres, semen or hair.
Ne bir iz, ne bir lif, ne meni, ne de bir saç teli.
I'll bet your cousin prints the schedule, too, no?
Eminim tarifeyi de kuzenin basıyordur, değil mi?
... sculptured portals, ranks of doors, galleries... transverse corridors leading to deserted salons... encrusted with the ornamentation of another age... silent rooms, where footsteps are absorbed... by carpets so heavy, so thick... that one hears no step... as if the very ear were far away... far away from this numb, barren decor... far from this elaborate frieze beneath the cornice... with its branches and garlands... like dead leaves... as if the floor were still sand and gravel, or stone slabs... over which I advanced once again... as though to meet you... between richly panelled walls... stucco, moldings, paintings... framed prints amidst which I advanced... among which I found myself already... waiting for you... very far from the setting I stand in now... before you, waiting again... for one who will not come again... who will no longer keep us apart... tear you from me.
... oymalı girişler, sıra sıra kapılar, galeriler... başka bir çağdan kalma süslemelerle bezenmiş... metruk salonlara götüren birbirine dik koridorlar... sessiz odalar ; çok ağır, çok kalın halıların... ayak seslerini yuttuğu... adımların duyulmadığı... sanki dalıp gitmiş sırdaşlar... bu cansız, yavan dekordan çok uzaklara... kornişin altında, ölü yapraklar gibi dal ve çelenkleriyle... özenle hazırlanmış... bu frizden uzaklara... üzerinde bir kez daha yürüdüğüm zemin sanki hâlâ... kum ve çakıl veya taş döşeme... sana kavuşmak için adeta... zengin ahşap kaplamalı duvarlar arasında... ustuka, silme, tablolar... aralarından geçtiğim çerçeveli gravürler... seni beklerken içlerinde çoktan... kendimi bulduğum... şu an senin huzurunda bulunduğum mekândan... çok çok uzaklarda ; ve yine beklerken... bir daha gelmeyecek birini... artık bizi ayıramayacak birini... seni benden koparan.
There were no other prints on the gun.
Tabancanın üzerinde başka parmak izi yoktu.
There's no record of his prints, no driver's license, no social security number... nothing.
Ne parmak izi kaydı, ne sürücü belgesi, ne de sosyal güvenlik numarası var. Hiçbir şey.
Locked, no purse, no third party prints.
Kilitliydi, çantası ve üçüncü bir resim yok.
No offence, but you never did get her prints.
Alınma, ama hala parmak izlerini alamadın.
No usable prints, no forceable entry, nothing missing.
Zorlama yok. Çalınan bir şey yok.
- No, but his prints matched the prints on one of the coffee cups and on one of the port glasses from Foscatini's dining room.
Üstünde büyük miktarda para var mıydı? Hayır. Ama parmak izleri, Kont Foscatini'nin yemek odasındaki kahve fincanındaki ve şarap kadehindeki izlerle uyuşuyor.
So his prints were in the car! You have absolutely no proof that he interacted with Clifford.
Parmak izi bile çocuğun Clifford'la konuştuğunu ispatlamaz.
No, not yet, but I cross-checked the prints in the NCIC database.
Hayır, henüz yok. Ama bunları N.C.I.C. arşivindeki izlerle karşılaştırdım.
No palm prints.
Hiç bir parmak izi yok.
No? I'm not gonna find your prints on there?
- Üstünde parmak izini bulursam?
No, but his prints are on file.
Hayır, ama parmak izleri kayıtlı.
He's left no witnesses, no latent prints...
Ardında hiçbir şahit veya iz bırakmıyor.
He's left behind no witnesses, no latent prints.
Ardında hiçbir şahit veya iz bırakmıyor.
- No shortage of prints here.
- Burada parmak izi sıkıntısı yok.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]