English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ T ] / There is no

There is no Çeviri Türkçe

27,769 parallel translation
There is no one else.
Başka birisi yok.
There is no relationship.
İlişki diye bir şey yok.
Oh, yeah,'cause there is no right time to tell someone that their entire relationship is based on a lie.
Doğru zaman diye bir şey yok. kişilerin ilişkileri yalanlara dayanıyorsa anlatacak bir şey yok.
There is no provision for the second.
İkinci için bir hüküm yok.
There is no saving us.
Bizi kurtarmak diye bir şey olmayacak.
- There is no commercial use?
- Ticari bir kullanımı yok değil mi?
= There is no Gwangeunhwe. = Granny!
Nine.
- There is no lateral sulcus.
- Lateral oluk yok.
There is no guarantee that those babies will be immune to the virus.
O bebeklerin virüse karşı bağışıklık sahibi olduğunun bir garantisi yok.
Why risk it? There is no upside.
Neden riske atayım ki?
There is no one who can fight for him.
Onun için dövüşecek kimse yok.
Until this is all over, there is no us.
Bu iş bitene kadar, biz diye bir şey yok.
I'm sorry, but there is no way that you can help me right now.
Özür dilerim ama bana şu an yardımcı olmanın imkanı yok.
Respectfully, there is no way you understand how I feel.
Kusura bakmayın ama nasıl hissettiğimi asla anlayamazsınız.
And, well, there is no listing in the DSM-5 for Azrael's Blade Anxiety. Oh.
DSM-5'te Azrail'in Bıçağının Anksiyete Sorunu başlığı yok.
All right, listen, we searched Glory's house, his car, his other car... there is no blade.
Dinle, Glory'nin evini ve iki arabasını da aradık ama bıçaktan iz yok.
First of all, Detective, there is no "that."
Öncelikle, bir şey olduğu yok dedektif.
There is no God in heaven.
Cennette tanrı yok.
After that, there is no deal.
Ondan sonra, anlaşma falan olmayacak.
There is no real me.
Gerçek ben diye bir şey yok.
There is no other option.
Başka bir seçenek yok.
♪ And if there is no more time ♪
♪ And if there is no more time ♪
There is no bears, they're messing with us.
Burada ayı yok bizimle dalga geçiyorlar.
Well, there is no logical explanation for it.
Peki bunu açıklamak için görsel bir şeye ihtiyaç yok.
There is no reception in the shrine.
Türbede hiç bir tepki yok.
Oh, no... There is no way, no way you're getting away with this.
Bundan kurtulmanın. hiç bir yolu yok.
That's why there are only fifty Imperial Easter Eggs, there is no fifty-first.
İşte bu yüzden elli tane İmparatorluk Paskalya Yumurtaları elli birinci değildir.
There is no voice.
- Bana yardım edin!
There is no we.
"Biz" yok.
♪ A love there is no cure for ♪
# Bir aşk ki yok çaresi #
There is no government anymore.
Hükümet falan kalmadı artık.
- There is no access point.
- Erişim noktası falan yok.
There is no help from MCT...
IVICT'den yardım yok...
There is no space between them.
Evet.
Ask him is there's place where God's foundation was laid but no one goes there anymore.
Ona sorunu olmadığı Tanrını temelinin atıldığı yer fakat kimse oraya gitmiyor.
George, is there a place here where people go on a no-moon light night.
George, burada bir yer var ay ışının olmadığı bir gece de insanlar nereye gider?
There's no other company that's even attempting to do what SwapMeet is doing.
SwapMeet'in yaptığı şeyi yapmaya kalkışan başka bir şirket yok.
There's no denying this is a bold futures bet, but it is a sure one.
Bunun uzun vadeli bir kumar olduğunun farkındayım. Ama bu sonucundan emin olduğum bir kumar.
- So, the C. T. scan is normal, and there's no swelling or bleeding.
Tarama verileri normal, şişlik ya da kanama yok.
"B", there is zero chance, if the roles were reversed here, you'd be giving me a piece of your liver, okay? No chance.
İkincisi, ben senin yerinde olsaydım bana hayatta karaciğerini vermezdin.
There's no personal grudge, so this is not a revenge.
Kişisel bir kin yok, intikam için değil.
That way, there is no disagreements.
Böylelikle, anlaşmazlık olmaz.
There's no way we're going to make it, so what is your plan?
İmkanı yok, bunu yapacağız, peki planın nedir?
There's a schedule, a job, no drugs, no booze.
Bir program var, bir iş var, uyuşturucu yok, içki yok.
There's no way of asking you to stay here that doesn't end with you yelling at me, is there?
Senden burada kalmanı istersem bana bağırmama ihtimalin yok değil mi?
If what you're saying is true, and there is something in that safe, then that's no longer the case.
Söylediğin şeyler doğruysa, o kasanın içinde bir şey varsa onları yenmenin bir yolu varmış demek.
There's no denying that over his long and storied career, my father has facilitated business deals where death was a likely outcome for someone, somewhere.
Babamın uzun ve çok katmanlı iş kariyerinde, iş anlaşmalarını kolaylaştırmak için birilerinin, bir yerlerde ölmüş olma ihtimalini göz ardı etmiyorum.
Why is there no un-delete?
Neden silineni geri al seçeneği yok ki?
And as I'm not the owner, there's no law you can use to compel me to cooperate.
Ve ben de sahibi olmadığım için beni iş birliğiyle ile suçlayabileceğiniz hiçbir delil yok.
A highly placed source tells me there is currently broad suspicion that CNO Tom Chandler is no longer in China, but is, in fact, onboard the Nathan James in pursuit of man called Takehaya and the hostages.
Güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiye göre Deniz Kuvvetleri Komutanı Tom Chandler'in artık Çin'de olmadığına, aslında Nathan James gemisinin başında Takehaya isimli adamı ve rehineleri aradığına dair ciddi şüpheler var.
Look, there's no denying Lakewood is opening the beaches with a man-eating shark in the waters, but it's what the people want.
Bakın, Lakewood'un sularında insan yiyen köpek balığı bulunan plajların açılışını yaptığı inkâr edilemez. Ama insanların istediği şey bu.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]