English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ W ] / Were you nervous

Were you nervous Çeviri Türkçe

225 parallel translation
Were you nervous?
Heyecanlı mıydın?
- Were you nervous?
- Gergin miydin? - Öyle miydim?
Were you nervous the first time?
İlk seferinde sende gergin miydin?
Were you nervous about the audition?
Sınav için mi heyecanlanıyordun?
Were you nervous before?
Daha önce heyecanlandın mı?
Sumo said that you were very nervous.
Sumo epey gergin olduğunu söyledi.
Where as I was inclined to be nervous and impatient you were quite the opposite.
Ben sabırsız ve sinirli oldukça sen tam tersine sessizdin.
The shock of your fathers death disturbed your nervous system and when you left the hospital you were not yet fully recovered.
Babanın ölüm şoku sinir sistemini rahatsız etmiş.. ve hastaneden çıkarken de tamamen iyileşmiş değildin.
I didn't realize you were so nervous.
Bu kadar gergin olduğunu fark etmemiştim.
Five years ago today we promised to love, honour and cherish each other, and you were so nervous you put the ring on the minister's finger.
5 yıl önce bugün birbirimizi seveceğimize, onurlandıracağımıza dair söz vermiştik ve sen o kadar heyecanlıydın ki yüzüğü başkasının parmağına takmıştın.
- Getting a bit nervous, were you, lad?
- Biraz endişelendin, değil mi?
Oh, mrs. collins You did say you were nervous, didn't you?
Bayan Collins, heyecanlı olduğunuzu söylediniz, değil mi?
You were so nervous that you came rushing out, and he tripped over the mic cord, and he knocked us both flat on our asses.
Öyle heyecanlıydın ki, koşarak geldin ve mikrofonun kordonuna takılıp ikimizi de kıç üstü düşürdü.
- I was so nervous because you were here.
Gerçekten. Senin de izlediğini bildiğim için o kadar heyecanlandım ki.
- I'm cold. I thought maybe you were nervous about seeing me again.
Ben de beni bir daha gördüğün için gergin olduğunu sandım.
You were waiting for a nervous officer by himself, instead you see a group of bums drinking and singing.
Sen kendince sinirli bir memur bekliyordun, ama bunun yerine içen ve şarkı söyleyen serseriler gördün.
You were so nervous about meeting my mama.
Annemle tanışacağın için çok gergindin.
- l was nervous knowing you were here.
- Burada olduğun için heyecanlandım.
IF YOUR TEACHER WERE COMING OVER, YOU'D BE NERVOUS.
Senin de öğretmenin gelse, sen de biraz gergin olursun.
Did you notice how nervous some of them were?
Bazıları ne kadar gerdindi farkettin mi?
None of those guys were there when you read your poem aloud in class and your hand was shaking because you were nervous.
- O kötü sincaptan nefret ederdim. O adamların hiçbiri sınıfta şiirini okumak zorunda kaldığında orada değildi.
He said you were quite chubby and you have a nervous tick.
Biraz kilolu olduğunu ve bir tikinin olduğunu söyledi.
I'd be nervous too if I were you.
Senin yerinde olsam ben de gergin olurdum.
- You were getting so nervous about it.
- Çok sinirliydin de.
Dad, Stu says them dreams were giving you a nervous breakdown and that's how come you had to go away.
Baba, Stu dedi ki o kabuslar yüzünden bunalıma girmişsin. Gitmenin nedeni de buymuş.
Ralph said you were nervous lest I'd feel I had some sort of claim on you, and that your friends wondered how you stood me so long, as I didn't understand a word of literature.
Ralph, bana gergin olduğunu ve belki de senin üzerinde hakkım olduğunu iddia edeceğimi söyledi. Ve bütün arkadaşların, bana nasıl bu kadar zaman dayandığını merak etti. Ben edebiyattan hiç anlamasam bile.
- You were very nervous.
- Sinirlerin bozuktu.
That's because you were a pilot and it made me nervous...
Çünkü sen bir pilottun bu da beni geriyordu...
You know, I was getting a little nervous, the way you were describing me on the air.
Yayında tarif etmen beni biraz gerdi doğrusu.
I was just wondering if you were nervous.
Gergin olup olmadığını merak ettim sadece.
There were people rushing in front of you, and you were nervous, and you were scared.
Bu mümkün. Herkes çok telaşlıydı. Ve korkmuştun.
You know, I know what you were saying about being afraid because the first couple of weeks here I was a nervous wreck.
Korkmak hakkında söylediklerini anlıyorum, buraya ilk başladığım zamanlarda çok huzursuzdum.
Another chance. You were nervous.
Tamam.
- Maybe you were nervous.
- Belki çok heyecanlandın.
Monica said you were nervous.
Monica biraz gergin olduğunu söyledi.
And if I were you I'd be a little nervous about firing an employee... I just had an affair with. Okay
Ve yerinde olsam daha önce ilişkim olan bir çalışanı işten... atarken bu kadar rahat olmazdım, tamam mı?
You were too nervous to breathe!
Nefes alamayacak kadar hem de.
Tell me, were you this nervous when I was born?
Söylesene, ben doğarken bu kadar gergin miydin?
I totally understand why you were so nervous.
- Neden asabi olduğunu anlıyorum.
You were born nervous, and you're making me more nervous.
Sen heyecanlı doğmuşsun. Ben daha da heyecanlandırıyorsun.
But you were so nervous the other night when I caught you up there.
Ama geçen gece seni orada gördüğümde fazla gergindin.
You were just nervous because she was pretty.
Heyecanlıydın çünkü o çok güzeldi. Hepsinin tek sebebi bu.
For them it's new, and you were nervous too at your first time.
İlk seferinde sen de çok gergindin.
I bet she would have loved to have known you were having doubts and were nervous too... so that you guys could overcome them together, or at least try.
Eminim senin de endişelerinin olduğunu ve gergin olduğunu bilmek hoşuna giderdi, böylece beraberce bunların üstesinden gelebilirdiniz, ya da en azından denerdiniz.
He could tell you were nervous.
O bile sana gergin olduğunu söyleyebilir.
Were you as nervous as I was?
Sen de benim kadar gergin miydin?
I got nervous and tried to sell her a subscription to The Wall Street Journal. Were you successful?
Heyecanlandım ve ona Wall Street Journal'a abonelik satmaya çalıştım.
I'm sure he knew you were nervous.
- Gergin olduğunu biliyordur.
Look, I know you didn't have any idea who she was, and understand why you were too nervous to tell me.
Bak, Onun nasıl birisi olduğu hakkında hiçbir fikrin omadığını, ve niye bana söylemekte çok gerildiğini biliyorum.
Yeah, but you were nervous when you and Leo first started...
Evet, ama ve Leo ilk başladığında sinir - Biliyor musun?
None of those guys were there when you read your poem aloud in class and your hand was shaking because you were nervous.
Sınıfta şiirini okumak zorunda kaldığında onlar orada değildi. Heyecandan ellerin titriyordu. Çünkü diğer çocuklar beğenecek mi diye düşünürdün.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]