English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ W ] / What time is it

What time is it Çeviri Türkçe

5,552 parallel translation
Oh, what time is it?
saat kaç?
What time is it?
- Saat kaç?
- What time is it?
- Saat kaç?
What time is it?
Saat kaç?
What time is it, anyway?
Saat kaç bu arada?
What time is it, Mr. Fox?
Saat kaç Bay Tilki?
What time is it?
Vakit kaç oldu?
So what time is it?
Saat kaç?
- What time is it? - I don't know. A little after 8 : 00.
- Bilmem ki, sekizi biraz geçiyor herhalde.
Ray, what time is it?
Ray, saat kaç?
What time is it, Matt?
Matt, kaç dakika kaldı?
Wait a minute, what time is it?
Bekle bir saniye, saat kaç?
Babe, what time is it?
Bebeğim saat kaç?
Something different, and if what we've been talking about This whole time is true, Then I think she's carrying it.
Ve bunca zamandır konuştuklarımız doğruysa sanırım karnında bir şey taşıyor.
You know, what I can't reconcile after all this time is how you can still play up your Saint Boden act about Henry when you're part of the reason he never made it out of there.
Herry'nin oradan kurtulamamasındaki en önemli nedenlerden biri olmanı görmezden gelip Aziz Boden'ı oynamanı bunca yıl sonra bile aklım almıyor.
No forgetting what time it is now.
Artık saatin kaç olduğunu hiç unutmazsın.
I know what time it is.
Kaç olduğunu biliyorum.
Do you know what time it is? What took you so long?
Saat kaç oldu, nerede kaldın serseri?
You don't even know what time it is.
- Saatin kaç olduğunu bile bilmiyorsun.
Okay, well, it- - what happened is, my wife's new leg is making her feel sexy. And we haven't had sex in a long time. I mean, we've done stuff, don't get me wrong.
Tamam, şöyle oldu eşimin yeni bacağı ona kendisini seksi hissettiriyor ve uzun zamandır sevişmedik.
I don't care how cutting-edge they are, it's gonna take hours, and I really don't want to think about what these guys can do with time on their hands.
Ne kadar teknolojik oldukları umrumda değil. Bu iş saatler sürecek ve ellerindeki zamanla neler yapabileceklerini düşünmek istemiyorum.
What is it this time?
Gene ne oldu?
If I'd known this is what it took to get across the border, I would have tried getting shot a long time ago.
Sınırdan geçmek için gerekenin bu olduğunu bilsem çoktan vurulmayı denerdim.
Did you see what time it is?
Saat çok geç olmadı mı?
- Do you know what time it is?
- Saatin kaç olduğunu biliyor musunuz?
What time is it?
- 8.20.
What is it you need this time?
Bu sefer ne ihtiyacın var?
Well, with what's become of Quahog, maybe it is time to make a change.
Quahog'un geldiği bu hâlden sonra belki de değişim yapma vakti gelmiştir.
Well, you know, you never regretted it last time, so I... again, what is different now?
Yani, geçen sefer hiç pişmanlık duymamıştın. Ben de bu seferde aynı şeyi yapabilirsin diye düşündüm.
What time is it?
- Saat kaç? - İngiltere'de öğlen oldu.
I guess what we're saying is maybe it's time to get back to our regular lives.
Söylemek istediğim şu ki artık normal hayatımıza geri dönelim diyoruz.
We don't know how much time we have, And we have to figure out where the orchard is, Or-or what it is.
Ne kadar vaktimiz olduğunu bilmiyoruz ve bu Meyve Bahçesi'nin nerede olduğunu veya ne olduğunu bulmalıyız.
Do you know what time it is?
Saatin kaç olduğunun farkında mısınız?
What is it this time? A cocktail waitress?
Şimdiki de kokteyl garsonu mu?
What time do you think it is?
Sence saat kaç olmuştur?
You know what time it is, boy?
Saat kaç biliyor musun evlat?
I'll tell you what time it is- - it's late o'clock.
Size ne saat demiştim geç kalınmış saat.
What, is it number time, yeah?
Hatun, yoksa bana numaranı mı vereceksin?
What about you? What I'm trying to say is, dear brother, it's time to come home.
- Şunu diyorum ki sevgili kardeşim eve dönme vaktin geldi.
Yeah, what is it this time, Larry?
Evet.
What is it this time?
Yine ne var?
What is it the time for?
Neyin zamanı?
Well, what I mean is, a lot of the time, what we think we need, it's not what we need at all.
Demem o ki çoğu zaman ihtiyacımız olduğunu düşündüğümüz şeye aslında hiç ihtiyacımız yoktur.
Do you know what time it is?
Saat kaç?
I got inspired. Do you know what time it is, Mick?
- Saat kaç biliyor musun Mick?
I wish there was a couple more rules, honestly, but at the same time, if that's what we signed up for with no rules, then that's what it is, so I-I don't really feel bad about it.
Gerçekten bir kaç kural daha olmasını dilerdim ama aynı zamanda eğer kuralsız bir şekilde kaydolduysak o zaman öyle olsun. Bu yüzden kendimi kötü hissetmiyorum.
Yeah, well, it's not like we're doing this every night, or anything. I mean, what, this is only like the second time we've... we've done it, I reckon. No.
Evet, her akşam yaptığımız filan bir şey değil.
What is it this time?
Bir şeyi yok değil mi?
Wasn't sure what to make of it, but my time has come, this is it.
Şansın bu kadar tehlikeli olabileceğini tahmin etmemiştim. Sonunda turnayı gözünden vurduk. Söylediklerime harika diye onay verdi.
I know what time it is.
Ne zaman olduğunu biliyorum.
You know what time it is.
Hepiniz neyin zamanının geldiğini biliyorsunuz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]