English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / I can't take it

I can't take it translate Turkish

2,479 parallel translation
You have been lying to me... right from the beginning. And I can't take it.
Bana en başından beri yalan söyledin ve benden bu kadar
I don't see how it can take away.
Bence hiç bir şeyi yok etmiyor.
- I can't take it.
- Dayanamayacağım.
I can't take it anymore, Cassie.
Bunu daha fazla kaldıramam, Cassie.
I can't take it, you little fucker!
Artık kaldıramıyorum.
I can't take it, come on, let me out!
Kaldıramıyorum, haydi çıkar beni.
Well, I'm sorry I can't take your word for it.
Üzgünüm, ama sadece senin sözüne güvenemem.
Say, man, I need to take a shit, and I can't find no place to do it.
HEy adamım sana diyorum, tuvaletimi yapmam lazım, ve burada yapacak yer yok.
Fucking need to take a shit, and I can't find no place to do it, man.
Lanet tuvaletimi yapmam lazım, Ve burada yapacak yer yok, adamım.
I can't take it anymore!
Artık daha fazla katlanamayacağım!
I can't take it anymore
Daha fazla alamam.
- You're gonna take my phone and call your phone with it so that you have my number, and I can't have you booty-calling me at 2.30 in the morning.
- Telefonumla kendi telefonunu arayacak ve böylece numaramı öğreneceksin. Sabahın iki buçuğunda seks yapmak için beni aramanı istemiyorum.
... I can't take it... no... yes...
Dayanamıyorum... Olamaz... Evet...
I can't take it right.
Anlamıyorum.
I can't take it anymore.
Artık dayanamıyorum.
You take it a half a mile down, you're gonna find a gas station, you get a ride from there, but I can't have nothing to do with you.
Yarım mil aşağı doğru git, karşına benzinci çıkacak, oradan taşıta bin ama ben sana yardım edemem.
Don't take it all out on me because I fuck animals for art's sake, while you can't take a bit of uncertainty for some big bucks.
Sanat için hayvanlarla sikiştim diye beni suçlama. Sen büyük paralarla oynarken bile şüphe yaşıyorsun.
I can't take it, Boo Boo.
Dayanamıyorum, Boo Boo.
Stop it. I can't take it anymore.
Artık buna dayanamam.
I am busy so I can't demonstrate to you that we're okay in all the little ways like paying attention to you but if you could just take my word for it until the work lets up,
Meşgulüm o yüzden de iyi gittiğimizi göstermek için, seninle ilgilenmek gibi küçük şeyler yapamayacağım. Ama işim bitene kadar sözüme güvenecek olursan bana çok faydası olur.
I can't take it any more.
Daha fazlasını istemiyorum.
- I can't take it anymore.
Artık dayanamayacağım.
I can't take it.
Bunu alamam.
I can't take it any more.
Artık dayanamıyorum.
Come on, come on. Take it off. I can't.
Hadi hadi, çıkart şunu.
But don't take more than it says, or I can't keep giving it to you. Sure thing.
Üzerinde yazandan fazlasını kullanma yoksa bunu sana vermeye devam edemem.
I can't take a week off from work every time I want to see my kids. It's not realistic.
Çocuklarımı her görmek istediğimde işime bir hafta ara veremem.
If you have it, take it. I'm afraid you can't control yourself
Kendini kontrol edemezsin.
I can't go into it right now, but we think the terrorists were trying to take out our radiological detectors.
- Şu an anlatamam ama şu an teröristlerin radyolojik dedektörleri devredışı bıraktığını sanıyoruz.
I can't take it.
Dayanamıyorum.
Cut it out, I can't take it anymore!
Kes şunu, bunu daha fazla alamam!
And if you can't handle it, you just let me know, and I will take you out of this and find a way to make you a more human body, whatever you want.
Bununla baş edemiyorsan, bunu bilmeme izin vermelisin ki ben de seni bunun içinden çıkarayım ve seni daha insansı bir vücuda taşımanın bir yolunu bulayım. Sen nasıl istersen.
The contents of this case belong to someone I care about very much, and I can't seem to get it to them, so I need you to, please, take this out of town and send it to her on my behalf.
Bu çantanın içindekiler çok değer verdiğim birine ait ve kendisine bir türlü ulaştıramıyorum bu yüzden sizden, bu çantayı kasabadan çıkarıp benim adıma ona göndermenizi rica ediyorum.
Because I can't take it if anybody else is mad at me.
Çünkü eğer biri bana kızgınsa bunu kaldıramam.
It doesn't mean I can't take another one out.
Bu, birini öldürmeyeceğim anlamına gelmez.
I can't take it any more.
Daha fazla katlanamıyorum.
Stop, I can't take it any more.
Dur, bunu yapamam artık.
I can't take it anymore.
- Daha fazla dayanamayacağım.
The doctor says I can't take it off.
Doktor, onu çıkaramayacağımı söyledi.
I swear, sometimes, I can't take it.
- Bazen, katlanamıyorum!
I can't take it anymore.
Ben buna dayanamıyorum.
I can't take it anymore,
Artık katlanamıyorum.
I take it you can't go to lunch.
Sanırım yemeğe çıkamayacağız.
I can't take it any more.
Daha fazla dayanamayacağım.
I can't make it out. Here, take a look over there.
Anlayamıyorum, işte, gel de şuraya bir bak.
- No, I'm just saying that you can't sell it if it's take it ;
Hayır, ben diyorum ki üzerinde isim olan bir şeyi satamay...
I can't take it.
- Al şunu. - Kabul edemem.
You can have it. Thanks, Andy, but I can't take your money.
Sağ ol, Andy, ama senin paranı alamam.
I want to take it to him, but I just don't think I can see him right now.
Bu kutuyu ona götürmek istiyorum, ama şu anda onu görebileceğimden de emin değilim açıkçası.
You can take a peek, but you have to do it in the bedroom because I think your face will give away the sex of the baby and I don't even want there to be a chance that we'll figure it out.
Ucundan bakabilirsin ama tuvalette baksan iyi olur çünkü yüzündeki ifade yüzünden herkesin bebeğin cinsiyetini öğreneceği fikrini bile beni deli ediyor.
- I'm tired, I can't take it...
- Yoruldum, artık dayanamıyorum...

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]