English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / Impression

Impression translate Turkish

5,029 parallel translation
Not the impression he wanted you to get.
Sanki sana mesaj vermek istiyordu.
I was just under the impression that I could actually buy drugs from the Dixie Stop Drugstore.
Dixie Durağı Eczanesi'nden ilaç alabileceğim izlenimine kapılmıştım.
Whatever gave you that impression?
Bu fikre nereden kapıldın?
What's with the Arnie impression?
O Arnold sözleri de neydi öyle?
My first impression when I saw this was like, wow any, little kid playing down here can actually fall in there and drown.
Onu ilk gördüğümde eyvah dedim. Ufak bir çocuk burada oynarken içine düşüp boğulabilir.
He gave me that impression of being a little scared.
Onun biraz korktuğunu izlenimine kapıldım.
I'm trying to make a good impression, and I'm gonna tell his girlfriend "No"
İyi bir izlenim bırakmak için uğraşıyorum.
Uh... is-is he under the impression that our apartment is the time-share?
Uh... o-o bizim apartmanı 395 00 : 15 : 38,588 - - 00 : 15 : 40,955 devremülk sandı. Öyle gözüküyor.
Deanna, take a mold of this impression from the shovel, please? Uh-huh.
Deanna, bu kürek izinden toprak örneği alır mısın, lütfen?
I don't know what impression you've got, but...
Hangi izlenimi edindin bilmiyorum, ama...
Well, let's call it an impression that you've been using illegally obtained information to create trading profits.
Buna alım satım kârı edinmek için yasadışı bilgi edildiğin izlenimi diyebiliriz eğer istersen.
You get the impression that there's a lot of information being packed into a small area.
Çok sayıda bilginin bu küçük alana sığdırıldığı izlenimine kapılıyorsunuz.
Funny, I was under the impression everyone was afraid of you.
- Komik. Ben de herkes senden korkuyor sanıyordum.
If I hand Elijah back now, it might give the wrong impression about who's really in charge here.
Eğer Elijah'ı teslim edersem burada kimin sözü geçtiğinden şüphe duyabilirler.
Someone wanted to create the impression of a bidding war.
Birisi teklif savaşı benzeri bir görüntü oluşturmaya çalışmış.
The first moments leave the most important impression.
İlk izlenim çok önemlidir.
Wow. Margaux must have made quite the impression to get you to read what you called, "a rag about nothing but dresses and hair."
Vay canına. "Kıyafetler ve saç üzerine bir kağıt parçası" dediğin şeyi okumanı sağladığına göre Margaux seni bayağı etkilemiş olmalı.
I was under the impression that I had laid eyes on you for the last time years ago.
Yıllar önceki görüşmemiz seni son görüşüm olacak sanıyordum.
I was under the impression that you had at least a few more months before dementia kicked in.
Bunamadan önce birkaç ayın daha var diye düşünüyordum.
Hopefully, I'll make a better impression on your parents, Emily.
Umarım senin ailen üzerinde daha iyi bir etki yaratırım, Emily.
He is under the deluded impression that he is amusing.
Kendisinin komik olduğu izlenimi altında.
The amount of devotion, or dedication, or obsession to get that amount of detail that just makes a general impression on the viewer,
Özveri yada adanmışlık yada saplantı bu kadar detayı yapabilmek için bakanda genel bir etki bırakmak için,
You give an impression of being very sophisticated.
Ben de çok sofistike bir hava uyandırdın.
They want to keep her to get an impression of her.
- Hakkında bir fikir edinmek için kalmasını istediler.
BILL'S A GREAT IMPRESSIONIST. RIGHT NOW HE'S DOING AN IMPRESSION
Bill taklit işini biliyor.
AND REMEMBER, IF ANYONE HERE BOMBS TONIGHT, IT'S JUST'CAUSE THEY'RE DOING AN IMPRESSION OF JAMES FRANCO AT THE OSCARS.
Unutmayalım, olur da bu gece sıçan biri olursa Oscar'daki James Franco'nun taklidini yapıyor demektir.
WHEN THEY FAST-FORWARD HER ON THEIR D.V.R. THIS IS MY IMPRESSION OF NATASHA'S SET
İnsanlar onun olduğu bölümü ileri alırken ne dediğini anlamış olurlardı.
TOO BAD YOU CAN'T DO AN IMPRESSION OF A GUY WITH TWO EQUALLY SIZED EYES. MAN! LOOK AT THAT!
Bir de gözleri eşit bir adam taklidi yapsan tam olacak.
That tour of Iran he set you up on must have left an impression.
Size hazırlamış olduğu İran turu, bir intiba bırakmış olmalı.
- You're gonna be great. And remember, if you get into a jam, just do the impression I taught you.
Unutma ; sıkıntıya düşersen sana öğrettiğim taklidi yap yeter.
Now, I'm under the impression that Neal Caffrey doesn't get made.
Bildiğim kadarıyla Neal Caffrey kolay kolay teşhis edilmez.
Sorry, you just haven't made much of an impression.
Kusura bakma, bende pek bir intiba bırakmadın.
News has reached this office that you do an impression of me.
Bu ofise benim taklidimi yapmışsın diye bir haber geldi.
But it's... quite a fond impression, so...
Fakat... gayet sevecence bir taklitti, yani...
Your lady acquaintance made quite an impression with the amount she spent.
Buluştuğunuz hanım, harcadığı miktarla epey bir izlenim bıraktı.
I was under the impression that two men had been shot.
İki adamın vurulduğunu sanıyordum.
The man seems to have left quite an impression, as well.
Hastanın, üstünde çok büyük bir etki bıraktığı aşikar.
- Worst cap impression ever, Hawkeye. - What?
- Şimdiye kadarki en kötü Kaptan izlenimi Hawkeye.
Now invert the impression.
Şimdi izi ters çevir.
He was anxious, and witnesses got the impression that he was being pursued.
Endişeli görünüyor ve görgü tanıklarının ifadesine göre takip ediliyormuş gibi bir hâli varmış.
This is not the way to make a first impression. I'm sorry.
- İlk izlenimini bu şekilde bırakamazsın.
I'm... Alone. - That's not the impression you get.
Ben yalnızım.
You need to make an impression tonight.
Bu gece etkileyici olmalısın.
Cyril, I am sorry if during our interviews I gave you the wrong impression.
Cyril, eğer görüşmelerimizde sana yanlış bir izlenim verdiysem özür dilerim.
How could you shoving your tongue down my throat possibly give me the wrong impression?
Boğazıma dilini daldırarak nasıl yanlış bir izlenim vermiş olabilirsin ki?
That's just an artist's impression.
Bu sadece bir sanatçının izlenimi.
Syrian special forces. The CIA isn't talking, but you get the impression that they want him real bad.
CIA pek konuşmuyor ama onu gerçekten çok istediklerini anlayabiliyorsun.
You made quite an impression on Mr. and Mrs. Slater.
Bay ve Bayan Slater senden çok etkilenmiş.
I was thinking of doing my Denzel impression for her.
Pekala, pekala.
You needed him to make a good impression.
Onun, sizin için iyi bir izlenim bırakması gerekiyordu.
Did I give you the impression that you're locked up?
- Kilitli olduğun izlenimi mi verdim?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]