English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / It's nothing like that

It's nothing like that translate Turkish

461 parallel translation
No, it's nothing like that.
Kesinlikle öyle değil.
You say that like there's nothing to it.
Çok kolaymış gibi anlatıyorsun.
It's nothing like that.
Öyle bir şey değil.
There's nothing like that about it.
Bunun asil olmakla bir ilgisi yok. Ben sadece...
Oh, no, nothing like that, it's just that one of the professors got off the beam a little.
Hayır, öyle bir şey değil. Sadece profesörlerden biri biraz yoldan çıktı.
I'm sure it's nothing like that.
Eminim öyle bir şey değildir.
No, Ed, you know it's nothing like that.
Olur mu öyle şey Ed?
Well, uh... like that. Oh, no, no. It's nothing like it.
Hayır, hiç de öyle değil.
It's nothing like that with Don.
Don'la öyle olmadı.
IT'S NOTHING LIKE THAT, MARTHA.
bunun gibi şeyler önemli değil, Martha.
It's nothing like that.
Hayır, sorun bu değil.
- Are they suggesting... - It's nothing like that.
Bu bölükteki savaş görmemiş tek adam benim.
Gunpowder? Oh, it's nothing like that.
Yok böyle bir şey.
No, I guess there's nothing a man like you can do, except keep on running. But no matter where you go, you're gonna run into that same fence, and it always has wire on it.
sanırım koşmaya devam etmesi dışında yapabileceğin hiçbir şey yok.
No, it's nothing like that.
Hayır, öyle bir şey değil.
No, it's nothing like that.
Hayır, öyle bir şey yok.
It's nothing like that.
Öyle bir şey için gelmedim. Ne dersin?
IT'S NOTHING LIKE THAT. IT'S JUST THAT, WELL- -
Ben sadece...
No, it's nothing like that.
Hayır, o yüzden değil.
I hope nothing's wrong with it boiling'over like that!
Üzerine sıçrattığım için, umarım yanlış birşey yapmamışımdır.
It's nothing like that.
Hayır böyle bir şey değil.
- No it's nothing like that...
- Hayır, öyle bir şey değil.
- No, it's nothing like that.
- Hayır, onunla hiçbir ilgisi yok.
Look, Toni, it's nothing like that.
Toni, öyle bir şey olmadı.
- No, no, it's nothing like that.
- Hayır, hayır, öyle bir şey yok.
It's nothing like that, Father.
- Öyle bir şey değil, peder.
it seems that there's some mistake, because I have come here under the assumption that we were to have a date tonight, and, uh, it seems that Miss Bishop knows nothing about it... and so I would like to find out what's happening here.
Öyle görünüyor ki, burada bir hata var, çünkü ben buraya randevumuz olduğunu düşündüğüm için geldim ama görünüyor ki Bayan Bishop bu konuda hiçbir şey bilmiyor. Neler olduğunu öğrenmeye çalışıyorum.
No, that's not French. Nothing like it.
Hayır, Fransızca'ya benzemiyor.
It's nothing like that, Father.
Onun gibi bir şey değil peder.
Nothing, it's just that it does, it looks so very much like you.
Yok birşey. Bu sadece sana çok fazla benziyor.
It's because her father talked of nothing but business at dinner... or something like that.
Babası yemekte işten başka bir şey konuşmadığı içinmiş. Ya da öyle bir şey.
But what would you say is the meaning of destruction onstage... when you do it like that? It's nothing but a release, I guess.
Sahnede gitar parçalamanın... sizce anlamı nedir?
It's nothing like that.
Öyle birşey yok.
It's nothing like that at all. You've got quite the wrong idea.
Sandığın gibi bir şey değil.
Think about it like that, and there's nothing to it.
O şekilde düşün, başka da bir şey yok.
THE WAY RICHARD ABANDONED YOU. NO, IT'S NOTHING LIKE THAT. AND 2, WE ARE AT A PLACE
Affedersin tatlım, ama Richard'ın seni terk etmesi gibi senin de kendini terk edişin tam da Chicago'daki konferans öncesine denk geldi.
No, no, it's nothing like that.
Hayır, hayır öyle bir şey değil.
Oh, no. It's nothing like that.
Hayır, öyle bir şey değil.
It's nothing like that.
Öyle bir şey değilim.
Nothing, it's been said that you are worthy that's why we brothers would like to get something from you
Hiçbirşey! Derler ki sen esaslı adammışsın O nedenle biz biraderler... senlen biraz takılmak isteyecektik
I mean, nothing's obstructing your view of it, or something like that.
Bu görüşünün önünü tıkayacak hiçbir şey yoktur.
It's nothing like that.
Bununla ilgisi yok.
He says that his heart is like a blank paper, There's nothing on it.
Kalbinin boş bir kağıt gibi olduğunu anlatıyor hiç bir yazısı olmayan bir kağıt gibi
No, no, Linda, it's nothing like that at all.
Yo, yo, Linda, öyle bir şey yok.
Oh, it's nothing like that.
Sizin düşündüğünüz gibi değil!
Now, Mrs. Fletcher, it's nothing like that.
Bayan Fletcher, böyle bir şey değil.
No, it's nothing like that.
Hayır, düşündüğün gibi değil.
- It's nothing like that.
- Öyle bir şey değil.
like it or not, donald earth is a dead world now and there's nothing we can do about that.
Hoşlan veya hoşlanma, Donald Dünya artık ölü bir gezegen artık ve bunun için yapabileceğimiz bir şey yok.
He's just some stripper named Zorro, and I'm sure it was nothing- - you know, no affair that was important or anything like that.
Zorro isminde bir striptiz dansçısıydı sadece. Ve bir şey olmadığına eminim - Bilirsin, önemli bir hadise veya öyle öyle bir şey söz konusu değil.
Nothing like that ever happens up here. It's completely safe.
Buralarda bu tür şeyler olmaz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]