A strong man traducir turco
655 traducción paralela
Never smoke cigarettes and you'll be a strong man like him.
Hiç sigara içmezsen, sen de onun kadar kuvvetli olabilirsin.
A strong man, with thick, strong fingers.
Kalın parmaklı ve kuvvetli bir adam.
A strong man makes a weak people.
Kuvvetli bir adamdan zayıf insanlar meydana geliyor.
Strong people don't need a strong man.
Kuvvetli insanların kuvvetli adama ihtiyaçları yok.
A woman is drawn to a strong man!
Bir kadın güçlü bir adamla beraber olmalı!
Now, she's scared. She needs a strong man's help.
Güçlü bir erkeğin yardımına ihtiyacı var.
I'm a strong man, Van Stratten.
Güçlü bir adamım Van Stratten.
I need a strong man to carry out my orders.
Emirlerimi uygulayacak güçlü bir adama ihtiyacım var.
He was a strong man. We were both afraid.
Güçlü bir adamdı ve ikimiz de korktuk.
You are a strong man yet.
Hala güçlü bir erkeksin.
Of course, the Russians have to be kept down, but a strong man on the throne of Moscow would shatter the most cherished dreams of all the European sovereigns.
Şüphe yok ki, Ruslar bozguna uğratılabilir. Fakat Moskova tahtını işgal eden kişinin gücü, Avrupalı senyörlerin hayallerini suya düşürüyor.
But he's a strong man.
Güçlü bir adam.
You see, the Colonel is a strong man.
Albay güçlü bir adam.
Goetaborg may be a strong man.
Goetaborg güçlü bir adam olabilir.
It is so comforting to have a strong man at one's side.
İnsanın yanında güçlü bir erkek olması öyle rahatlatıcı ki.
You've turned into a strong man in the past few months.
Son birkaç aydır güçlü bir adam haline geldin.
The Lieutenant is a strong man for duty.
Teğmen görev adamıdır.
At the Baring trial these last few days, you made a strong impression as a man and as an artist.
Şu son birkaç günkü Baring duruşmasında, hem bir insan hem de bir oyuncu olarak güçlü bir tesir bıraktınız.
He was just a great baby masquerading as a big, strong man.
Bir maskenin arkasına gizlenmiş, güçsüz, zavallı bir adam.
When we were married, he was such a strong, virile man and now...
Evlendiğimizde o kadar kuvvetli ve dinç birisiydi ki ama şimdi...
A man's habits get pretty strong in 20 years.
Bir erkeğin 20 senelik alışkanlığı oldukça güçlü oluyor.
Uh, a young man was taking the blame for his friend, who wasn't a very strong character.
Genç bir adam pek de iyi bir karakteri olmayan arkadaşının suçunu üstleniyordu.
Isn't he a strong little man, David?
Ufacık şey ne kadar da güçlü, değil mi David?
Now you can see why I chose such a strong-minded man.
Şimdi neden böyle iradesi kuvvetli bir adam seçtiğimi görebilirsiniz.
A really good and strong man.
Gerçekten yakışıklı ve güçlü biri.
With you, a lean, strong body is the measure of a man... and you always get hurt.
Senin için, formda ve güçlü bir vücut bir erkeğin esas kıstasları ve bu yüzden de hep inciniyorsun.
We were a mob when we sat around, prisoners of the man we'd saved, kowtowing to him, obeying him, practically heiling him, because he was kind enough and strong enough to take us to a concentration camp!
Kurtardığımız adamın esiri olup sessizce oturduğumuzda çeteydik. Karşısında el pençe divan durup her dediğine itaat ettiğimizde çeteydik. Bizi toplama kampına götürecek kadar güçlü ve nitelikli bir adamdı.
- If they should ever set foot across the threshold, man, they say it's a terrible strong curse.
- Eğer o topraklara ayak basarlarsa... Bunun berbat ve güçlü bir lanet olduğunu söylerler.
Obviously, Davidson is a man of strong character and infinite patience.
Öyle görünüyor ki, Davidson güçlü bir karaktere ve sınırsız bir sabra sahip bir adam.
You're a very strong man, Mr Baines.
Çok güçlü bir adamsınız, Bay Baines.
A young man. Strong, courageous. Handy with his fists.
Genç, cesur ve bilekli birisi olacak.
It would hurt his pride as a healthy and strong man.
Tabii. Bu onun gururuna dokunurdu değil mi?
- Yeah. Of all the men I've ever met, I had to fall for a strong, silent man of distinction.
Tanıdığım erkekler arasında hep güçlü olanlara âşık oldum.
You're a bad loser, strong man.
Kaybetmeyi bilmiyorsun.
He's a strong and steady man.
Sağlam ve aklı başında bir adam.
A man like him would be pleased to have two more strong-armed lads aboard. Not very trusting souls, are they?
Onun gibi biri iki güçIü silahlı adamın daha gemide bulunmasından memnun olacaktır.
I dreamt I was asleep in the street, and a young man came, he was tall and strong.
Rüyamda bir sokakta uyuyakalmışım, genç bir adam geliyor, uzun boylu ve güçlü.
That's pretty strong talk for a man who doesn't wear a gun.
Silah taşımayan bir adam için oldukça cesur laflar bunlar.
Wisdom and strong virtues combined, make a man
Bilgelik ve üstün fazilet birbirinden ayrılmaz, insana doğru yolu gösterir.
"By golly, old man, you are becoming very strong," I think.
"Allah'a şükret ihtiyar, gittikçe güçleniyorsun" dedim.
A small man, but very strong.
Küçük bir adam ama çok güçlü.
Remember : a man cannot forever remain physically strong
Unutma : Bir insanın fiziği sonsuza kadar güçlü kalamaz.
Those powerful jaws are strong enough to pierce a man's finger.
Bu güçlü ağız bir adamın parmağını delecek kadar güçlü.
Love is something so strong, so real, that it's as impossible to quench it... as it is for a man to take his own life.
Aşk o kadar kuvvetli ve gerçek bir şey ki, bu açlığı gidermek, kendi hayatını almak gibi imkansız bir şey.
And she said, "Well, that's just the right number of toes... " for a big, strong man to have. "
Kız dedi ki, "İri yarı, kuvvetli bir erkeğin sahip olması" gerektiği parmak sayısı kadar. "
Twelve meters of rope strong enough to support a man.
12 metrelik bir ip insanı taşımaya yeter.
You're a man of strong convictions, but I just got a report from Furuya.
O kadar güvenmene rağmen, Furuya'dan yeni bir rapor aldım.
Every councill is the same there is always one strong man, a danger man, towns officials are concerned.
Tüm belediye meclisleri aynıdır, her zaman şehrin önde gelenlerin sözünü dinlediği güçlü bir adam vardır, tehlikeli bir adam.
Strong enough to kill a man, easily and quickly.
Bir adamı öldürebilecek kadar güçlü, kolaylıkla ve çabucak.
And how strong he is, what a corpulent man.
Ve ne kadar güçlü, ne kadar şişman bir adam.
"Palikari" is a strong young man.
"Palikari" güçlü bir genç demek.