English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ I ] / I get the picture

I get the picture traducir turco

463 traducción paralela
I get the picture.
Her şeyi gözlerimle gördüm.
- In Cleveland... - I get the picture.
- Cleveland'ta ise...
- I get the picture.
- Olanı anladım.
That must be what the missing words meant. I get the picture.
Eksik sözcüklerin anlamı bu olmalı.
Okay, I get the picture.
Tamam, anlaşıldı.
Yeah, I get the picture.
Şimdi anladım.
- I get the picture.
- Durumu anladım.
- I get the picture, Scotty.
- Meseleyi anladım. Evet, efendim.
Yeah. I get the picture.
Evet, galiba anladım.
I get the picture.
Durum belli.
Oh, I get the picture.
Manzarayı çaktım.
Could I get the picture, too?
Resimde ben de çıktım mı?
I get the picture.
Şimdi daha iyi anlıyorum.
I get the picture.
Ne olduğunu anladım.
Now I get the picture...
Şimdi anladım...
- I get the picture.
- Hayır, anladım.
I get the picture, George.
Anlayabiliyorum, George.
I get the picture.
Ne yapacağımı biliyorum.
I get the picture.
Demek istediğinizi anladım.
- I get the picture.
- Görür gibiyim.
Okay, I think I get the picture.
Pekala, sanırım durumu iyice anladım.
I get the picture.
Tamam, anladım.
I'll be frank with you, I get the picture.
Sizinle en zeki kim diye oyun oynamaya kalkmayacağım.
I doubt that she went into the water to get in the picture.
Muhtemelen suyun içinde çekilmemiştir.
I'm sure... she's got a picture of me on the wall... if I know her... just to get your goat.
Buna eminim... Duvarında benim bir portrem var... Onu iyi tanıyorsam, sırf seni gıcık etmek için orada tutuyordur.
- Huh? - I gotta get my picture in the paper.
- Resmimin gazeteye çıkmasını sağlamalıyım.
The last time they put my picture in the paper I had to get bitten by a dog!
Geçen sefer gazeteye resmimi koymaları için kolumu bir köpeğe ısırtmak zorunda kalmıştım.
You know, I was thinking, Jud, if you were to clamp the main plate lead to a good ground like to that table there, you'd get a better picture.
Biliyor musun, düşünüyordum, Jud. Eğer ana plaka telini şuradaki masa gibi iyi bir topraklama yapacak olsaydın, daha iyi görüntü elde ederdin.
Say no more. I get the whole picture.
Daha fazla anlatma, ne demek istediğini anladım.
I decided to go to a picture or something of the sort... to see if I could get my mind off this for a while.
Aklımı biraz bu işten uzaklaştırmak için sinemaya veya o tarz bir yere gitmeye karar verdim.
Yes, when will I be able to get a picture of the family united with Mr. Lord?
Evet. Ailenin Bay Lord'la resmini ne zaman çekebileceğim?
Being seen with you is news, and I don't want to get my picture in the papers.
Seninle görülmek haber olur ve gazetelerde resimlerinin çıkmasını istemem.
If I get any nearer to the front, the picture gets all blurred.
Ön sıralarda oturunca bütün görüntü bulanıklaşıyor.
- I show you picture- - - Get away from the fence!
- Resim göstereyim, güzel kız.
Either I get complete cooperation or you're all out of the picture.
Ya bana tam bir işbirliği gösterirsiniz ya da herkes filmden çıkar.
Yes, I think I'm beginning to get the picture.
Evet, anlamaya başladım.
I think I'll take a little ride now and get the overall picture.
Biraz dolaşıp resmin bütününe bakayım.
Well Marshal, if I'd just come in here... Without my guns or nothing,... the picture I get is me askin'you for amnesty... While I'm all full of holes.
Şerif, eğer buraya silahlarım olmadan elimi kolumu sallayarak öylece gelseydim, posterlerim yüzünden, daha sizin ofise giremeden delik deşik olurdum.
And even if I tried to move my glazzballs about I still could not get out of the line of fire of this picture.
Ve gözlerimi hareket ettirmeye çalışsam dahi yine de bu filmin ateş hattından kurtulamıyordum.
- I get the general picture.
Ne demek istediğinizi anlıyorum.
I know you don't like to get in in the middle of the picture!
Filmin ortasında girmekten hoşlanmadığını biliyorum!
Did you ever get the picture I sent?
Hiç gönderdiğim resimlerden aldın mı?
Anthony just told me... the deal that Alice's ex-agents made for her on the Douglas picture... and I will never get over it.
Anthony bana dedi ki... Alice'in eski ajansı Douglas filmi için onula yaptığı... ve asla atlatamayacağım.
Yeah, I get the picture.
Olay kapandı.
I want to get a picture for the paper.
Gazete için resim çekmek istiyorum.
I want to get a picture of the guy with the fish.
Bu adamın balıkla resmini çekmek istiyorum.
- I'm beginning to get the picture.
- Her şeyi anlamaya başladım.
And the way I see their industrial picture, they can't get into Poland without first nullifying the Soviet Union.
Ve sanayilerine baktığımda, Sovyetlerin etkisini azaltmadan Polonya'ya giremezler.
I don't think [br] you get the picture, doc.
Sanırım resmin bütününü görmüyorsun doktor.
I couldn't get it all in the picture.
Fotoğrafa hepsini sığdıramadım.
I want you to get in the picture.
Fotoğrafta senin de çıkmanı istiyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]