English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ M ] / Making love

Making love traducir turco

1,704 traducción paralela
One of those shows I was watching said the big thing now is to talk to your partner while you're making love.
İzlediğim o büyük showlardan birinde diyordu ki partnerinizle sevişirken konuşun, iyi olur.
It was like making love to her and working on my truck at the same time.
Sevişirken aynı zamanda arabamı tamir ediyormuşum gibi bir şeydi.
In other words, you want us to make the movies when we are making love to our wives, in our homes.
Başka bir deyişle siz bizden eşlerimizle, kendi evimizde sevişirken film kaydı yapmamızı istiyorsunuz.
When he goes to buy cigarettes you will ask if he's not making love on the porch, ... or in a hotel, or a car.
Her defasında size "sigara almaya gidiyorum" dediğinde, "bir sundurmanın altında, ya da bir otelde veya bir arabada sevişiyor olmasın?" diye kendinize soracaksınız.
- Yes "Shut up, will you? We're making love"
evet sevdiğin zaman sessiz kalman yeterlidir
Can you imagine never making love with anybody else in your life... ever again?
Hayal edebiliyor musun? Hayatın boyunca başka... hiç kimse ile sevişemeyeceksin.
Tell me you weren't holding Sarah's hand while you were making love to me.
Benimle sevişirken Sarah'nın elini tuttuğunu söyleme bana.
Women like making love in their own bed.
Kadınlar kendi yataklarında sevişmeyi sever.
When we were making love, right before you came.
Boşalmadan hemen önce.
Ben and I were up all night making love.
Ben ve ben tüm gece seviştik.
When we were making love just then you felt it as strongly as I did.
Sevişirken sen de benim kadar güçlü bir istek duyuyordun.
Making love to you
Sevişmeme izin vermezsen
Till you let me spend my life making love to you
Ömrümün sonuna kadar Sevişmeme izin vermezsen
Think making love is like smoking?
Sevişmek, sigara içmek gibi mi sanıyorsun?
Remember making love with those pictures of the dead people around us?
Etrafımızda o kadar ölü insan resmi varken yaptığımız sevişmeyi hatırla?
He can't bear the thought that she might be making love with another man.
Başka bir erkekle seviştiği düşüncesine katlanamıyor.
Making love, meeting secretly, laughing at me...
Sevişir, gizli gizli buluşur, bana gülerlerdi...
- I dreamt I was making love to you.
- Seninle seviştiğimi gördüm.
I fantasize about making love to you.
Seninle sevişmeyi hayal ediyorum.
Adores making love in the changing rooms.
Prova odalarında sevişmekten çok zevk alıyor.
You know I can't sleep without making Love first.
Biliyorsun sevişmeden uyuyamıyorum.
I'm making love to you to cleanse you You understand?
Seni arındırmak için seninle sevişeceğim. Anladın mı?
Making love to Mi-young... I wished she'd been you.
Mi Young'a olan aşkımın... sana karşı olmasını dilerdim.
I'm not a little girl, and you and I... won't be making love on this couch anytime soon.
Ben küçük bir kız değilim. Seninle bu kanepede seks de yapmayacağız.
Go to Cabo, drink margaritas, midnight skinny-dipping, making love on the beach...
Cabo'ya git, margarita iç, gece yarısı çıplak denize gir, kumsalda seviş.
The mere fact that you call making love "pop-pop" tells me you're not ready.
Sırf aşk yapmana dede demen bile hazır olmadığını gösteriyor.
And this is from when your Pop-Pop yelled out, "Oh, Melanie..." when he was making love to Gangy. This is so much fun.
Bunu deden ninenle sevişirken "Melanie" diye haykırınca almıştı.
While we're making love, what do you think about?
Sevişirken ne düşünüyorsun?
Like making people fall in love.
İnsanları kendine aşık etmek gibi.
I'm certain you came here fully persuaded that I'm in love with you, and was making a marriage trust with you.
- Hayır. Hiç kuşkum yok, buraya gelirken size aşık olduğumu, size bir aşk randevusu verdiğimi düşünüyordunuz!
If she can't see him, she's able to feel that love and she has no idea that it's some scruffy little tramp that's making her life beautiful.
Kız onu göremese de aşkını hissedebiliyor ama hayatını güzelleştiren bu adamın ufacık pasaklı bir serseri olduğunu bilmiyor.
Meanwhile, the philanderer and the office slut were making sweet, sweet love...
Bu sırada, kadın avcısı ve ofis sürtüğü tatlı tatlı sevişiyorlardı...
My jetlag and your love life is making me dizzy. - Is there more?
- Benim jet-lag'ım ve senin aşk hayatın başımı döndürüyor.
I'm mixing it with love and making Stars Hollow taste good.
İçine sevgimi katıyorum. Stars Hollow'u daha leziz hale getiriyorum.
If I've learned anything from losing my Burtie Bear... it's that all that really matters... is making sure that the people we love know we love them.
Burtie'yi kaybetmemden öğrendiğim bir şey varsa o da en önemli şeyin insanlara, onları ne kadar sevdiğimizi göstermemiz olduğudur.
And if you two love each other, but Red is making you miserable... then there's only one answer.
Ve eğer birbirinizide seviyorsanız, Red'in sizi acınacak hale getirmesini istemiyorsanız... Sadece bir cevap var.
Amy, my love, tell me, are they making it to the water?
Amy, aşkım, söyle bana, suya ulaşabiliyorlar mı?
It's like the Earth making sweet, salty love to itself...
Hatun?
They're making love.
Sevişiyorlar.
I love making money, fuck anyone who doesn't like it.
Eğer para kazanmayı sevmem... hoşlarına gitmiyorsa canları cehenemme!
We were making love.
Sevişiyorduk.
Nudity is almost... like making love and...
Soyunmak sevişmek gibi bir şey.
His love passed through countless poles and wires making its way to her
Adamın aşkı, sayısız direk ve telden geçip... kadına doğru ilerledi.
- That you really are Your dream of making Rani fall in love with you will remain a pipe dream
- Senin gerçekten de Rani'yi kendine aşık edebileceğini hayal ediyorsun, ama hayale devam edeceksin.
This commitment you're making symbolizes your love for each other and that's the most beautiful thing on earth.
Bu taahhüt, birbirinize olan aşkı sembolize ediyor ve bu yeryüzündeki en güzel şey.
I love dressing up, making money, fantasy and uniform I think the police uniform is the most attractive
Güzel giyinmeyi, para biriktirmeyi.. Fantazileri ve üniformaları severim. En düzenli ve en çekici üniformanın...
- Okay, so you're making a love potion?
- Tamam, bir aşk iksiri yapıyoruz?
- No. I'm making a love machine.
- Hayır bir aşk makinesi yapıyorum.
What about making a love potion and just, like, slipping it to them?
Ne aşk iksiri yapma ve sadece, gibi, onlara kaymasını hakkında?
I thought you were against making the love potion.
Sana aşk iksiri yapmak karşı sanıyordum.
I thought you were making a love potion.
Sana bir aşk iksiri yapmak sanıyordum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]