English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ N ] / Neither were you

Neither were you traducir turco

133 traducción paralela
Neither were you.
Sen de pek inandırıcı değildin.
I wasn't a hero, and neither were you.
Kahraman değildim ben. Sen de değildin.
- He's not what you think he is. Neither were you.
- O düşündüğün gibi biri değil.
That wasn't constructive. - Neither were you.
Ben yönetim kuruluna düpedüz hakaret etmedim.
- Neither were you, Pip.
Ve sende Pip.
- Neither were you, Pip.
- Sana de verilmedi, Pip.
Yeah, well, neither were you and Piper.
Evet, sen ve Piper'da öyle.
- Neither were you.
- Ayrıca sen de değilsin.
Neither were you, Vince.
Sen de öyle Vince.
And neither were you.
Ve sen de öyle!
Well, they're not the most obvious couple. But then, neither were you and Summer, once upon a time.
Evet, en iyi çift gibi gözükmeyebilirler, ama sen ve Summer da bir zamanlar öyleydiniz.
And neither were you.
Sen de öyle.
If you were free today, would you choose a direless girl with - with neither wealth nor social standing?
Eğer bugün özgür olsaydın, sosyal güvencesi ve serveti olmayan zor durumda olan bir kızı seçer miydin?
Neither do I. I wish you were coming along.
- Ben de öyle. Benimle gelebilmeni isterdim.
You were not happy and naturally you not being happy, neither was I.
Mutlu değildin. Ben de değildim.
Neither would I want you to lie to me if I were a truck driver or a disk jockey.
Bir kamyon sürücüsü de olsam, plak çevirip duran biri de olsam... yalan söylemenizi istemezdim.
You were near me neither in sorrow nor in happiness!
Ne acıda ne sevinçte seni hiçbir yerde bulamıyordum!
And neither are you! You were never anything but a hard-working drummer who landed in the ashcan like all the rest of them.
Sen durmadan çalışıp, sonunda herkes gibi çöpe atılacak sıradan bir seyyar satıcısın!
You were never a lover of cows, neither.
Sen asla ineklerden hoşlanmadın.
- but you should be thankful that neither of you were hurt.
Ama şükretmelisin ki ikinizde iyisiniz.
You weren't who you said you were so I wasn't who I thought I was... so neither of us were there
Sen söylediğin kişi değildin, ben de sandığım kişi değildim. İkimiz de orada değildik.
And neither were you.
Sen de değildin.
And neither were you.
Ve sen de öyle.
And you neither came to the airport nor were you at home!
Havaalanına da gelmedin, evde de yoktun.
Of course, if I were in your position and you were still in your position neither one of us could do very much for the other.
Tabii ben senin durumunda, sen de senin durumunda olsaydın ikimiz de birbirimiz için bir şey yapamazdık.
Since neither you nor I were there, it must be one of the First Ones.
Sen de, ben de oraya gitmediğimize göre, İlkler'den biridir diye düşünüyorum.
Even if it were true, I could never in a million years sell that to Washington, and neither could you.
Bu doğru olsaydı bile, aradan milyon yıl da geçse ne sen ne de ben bunu Washington'a söyleyemezdik.
Neither were you, Your Majesty.
Siz de majesteleri.
I ne ver saw you as an actor, more a writer. And you were neither.
Seni asla bir oyuncu olarak görmedim, yazarlığın ön plandaydı.
If I were running it, perhaps I'd try to sustain his residency. But I'm not running it - -neither are the three of you.
Burayı ben yönetseydim, belki kalmasına izin verirdim.
I didn't know you were doing this. Neither did I.
- Konuşma yapacağını bilmiyordum.
You know, it's like... neither one of us could've gotten her on our own, but... but melded together, we were like a whole other... entity.
Birbirimize karışınca bir bütünü oluşturduk.
When you asked me to resign, you said no one would ever know the reason, that we were gonna keep it internal so that neither one of us would get hurt.
İstifa etmemi istediğinde, sebebini kimsenin bilmeyeceğini söylemiştin, bunu kendi içimizde tutacaktık böylece kimse incinmeyecekti.
You were wrong at the time - he wasn't dead - but that's neither here nor there.
Anlaşıldı, o zamanlar haklı değildin çünkü Apophis ölü değildi, fakat...
- Grace... If I was the valet and you were the wife, neither of us has existed for some time.
Grace, ben valeydim sen de birinin karısı.
The only thing we had in common was that neither of us knew who you were.
Tek ortak noktamız ikimizin de kim olduğunu bilmememizdi.
You were neither.
İkisi de değildin.
Sir, you weren't in your seat And neither was Christina which is why there were no friction burns from your seatbelts So, would you like to try again?
Aslına bakarsanız... efendim, Koltuğunuzda değildiniz. Christina'da değildi.
Neither were the women and children you bulldozed alive into mass graves.
Topluca katlettiğin kadınlar ve çocuklar da düşmanın değildi.
Look, the point is, I let it all slide because underneath I knew you were a good guy, but if you bail on Brooke, I will never respect you again and neither will anybody else
bak, önemli olan, bütün bunların geçip gitmesine izin verdim, çünkü bunların altında iyi bir adam olduğunu biliyordum ama Brooke u ortada bırakırsan, sana bir daha asla ne ben, ne de başka hiç kimse saygı duymayacak
The two of you were out trolling for hookers on a Wednesday, and neither of you were doing business with Candy here.
Siz ikiniz Çarşamba fahişelerle iş pişirmeye çıkmışsınız, ve hiç birinizde Candy'le iş yapmak istemiyor burada.
But neither of you were there, because you were here, on the Blue Train murdering Madame Ruth Kettering.
Ama ikiniz de yoktunuz orada. Çünkü buradaydınız. Mavi Tren'de, Bayan Ruth Kettering'i öldürüyordunuz.
George Michael, you said that you couldn't come to church... because you were working, and now you're doing neither?
George Michael, çalıştığın için kiliseye gelemeyeceğini söylemiştin ama ikisini de yapmıyor gibi görünüyorsun.
I can't support this, and neither can the Christian kids... - that were gonna make you president. - Uh - [Stuttering]
Bunu destekleyemem, seni başkan yapacak Hristiyan çocuklar da bunu desteklemez...
Not you knew who you were neither from where you came.
Kendini suçlu hissetme, senin geldiğin yer..
I'm so glad neither one of you were too busy to come to town.
Öyle memnun oldumki, şehre geldiğinizden beri çok meşguldünüz.
But you always said the Foxy Boxing girls were neither foxy not good at boxing. I'm ready to be proven wrong.
Ama her zaman Seksi Boks kızlarının ne seksi olduklarını, ne de boks yapmayı bildiklerini söylerdin.
Become who you were destined to be and continue to shape your own future, neither in poetry nor in darkness.
Kaderinde yazan kişi ol kendi geleceğini şekillendirmeye devam et, ne şiirde kal, ne de karanlıkta.
Maybe That's Because Neither Of You Were In Your Cars At The Time.
Belki de olay esnasında, ikiniz de arabanızda olmadığınızdandır.
You were neither here nor there. Won't shit nor get off the pot.
Ne orada ne de buradaydın.
You know, neither Larry nor I were ever asked to chair that committee.
Hani, ne ben ne de Larry heyeti yönetmeyi istemedik.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]