English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ O ] / Other things

Other things traducir turco

6,081 traducción paralela
Can you do other things for the company? No! No!
Şirket için başka şeyler de yapabilir misin bakalım?
Among other things, yeah.
O da bunlarin içinde. Evet.
Among other things.
O da var tabii.
It's unlikely that he would lie about that given the nature of the other things that he confessed to.
İtiraf ettiği diğer şeylerle karşlaştırılırsa bu konuda yalan söylemiş olması düşük bir ihtimal.
Could alcohol kill other things?
Alkol başka şeyleri de öldürebilir mi?
Because I felt like we were genuinely connecting, telling each other things nobody else knows, and I've really started to care about you.
Ben bir şekilde bağlı olduğumuza inanıyorum. Birbirimize kimseye anlatmadıklarımızı anlatıyoruz. Ve ben seni gerçekten önemsemeye başladım.
I have wanted to do other things with my life besides put up with your nonsense.
Şu hayatımda saçmalıklarına katlanmak dışında başka şeyler de yapayım demiştim.
He had other things on his mind.
Adamın aklı meşgul zaten.
Among other things.
Başka sefer olduğu gibi.
I could focus on other things.
Başka şeylere odaklanabilirdim.
White powder. Cocaine, heroin. And a few other things too.
Beyaz toz *, kokain, eroin ve birkaç bir şey daha.
Look at her, "you gotta do this and this and other things."
Şuna bak, "şunu yapmanız lazım ve diğer şeyleri de."
I mean, we've dealt with other things before, so...
Daha önce başka şeylerin üstesinden gelmiştik...
Tell him to keep other things aside.. .. and start preparing for the elections.
Ona diğer şeyleri kenarda tutmasını ve seçimlere hazırlanmasını söyle.
"All the body's resources are recruited, " leaving precious little energy for other things.
... tüm vücut kaynaklarını çalıştırıp diğer şeyler için çok az enerji bırakır.
There are bunch of other things you can buy.
Alabileceğin bir sürü başka şey var.
- He is also my son and many other things.
- Ayrıca oğlum ve diğer bir çok şey.
Now we can move on to... other things.
Artık başka şeyler üzerinden devam edebiliriz.
Now we can move on to other things.
Şimdi başka şeyler üzerinden devam edebiliriz.
There's just a few other things that he wants me working on.
Halletmemi istediği birkaç mesele var.
I can't be there. I've got other things on my mind.
Kafamda başka şeyler varken içeride olamam.
I chose to do other things.
Ben başka şeyler yapmayı seçtim.
Other things that don't involve the chance of you killing people?
Bu başka şeyler insanları öldürmemeye dahil olma şansı tanımadı mı?
Rachel, do you have any idea how many times I have wished that they hadn't gone out that night or that they had taken a different route home or any one of a thousand other things, but the one thing--the one thing that I never wished is that my father hadn't been drinking the night that he got killed by a drunk- -
Rachel, kaç kere onların o gece gitmiş olmamalarını, yada farklı bir yoldan gitmelerini, yada daha başka bin bir türlü şey diledim, ama bir tek şey, tek ummadığım şey babamın sarhoşken kendini öldürdüğü gece sarhoş olduğu- -
Among other things. What did she want?
- Başka şeylerle birlikte tabii.
Well... If you want, maybe... tomorrow night I could show you where it is, and some other things.
Yani... belki sen de istersen... yarın akşam sana kantinin yerini ve belki başka bir şeyler daha gösterebilirim.
I think it's time for me to enjoy other things.
Biraz da başka şeylerin tadını çıkartayım dedim.
All Delilah and I did was eat and sleep and eat and, well, other things.
Delilah ile tüm yaptığımız, yemek yiyip uyumak yemek yiyip uyumak ve diğer şeylerdi.
- Amongst other things.
- Diğer şeylerle beraber.
The machine says we have other things to worry about.
Makine endiselenmemiz gereken baska seyler oldugunu söylüyor.
Probably a few other things, too.
Muhtemelen bir kaç şey daha.
Tell me, Thomas, how do you have time being so clever when you have so many other things you could be doing?
Söylesene Thomas, yapıyor olman gereken bir sürü şey varken nasıl bu kadar zeki olabiliyorsun?
I couldn't leave things the way we did the other day.
Geçen günkü gibi bitsin istemedim.
She's not spending time with you, she's buying you things to prove that she's better than your other family.
Seninle zaman geçirmiyor, diğer ailenden daha iyi olduğunu kanıtlamak için sana bir şeyler alıyor. Bu çok bunaltıcı.
But there's another, more troubling possibility- - civilizations, like other living things, may only live so long before perishing due to natural causes, or violence, or self-inflicted wounds.
Canlılar gibi uygarlıklar da doğal afet savaş ve kendi kendilerini yok etme tehlikesi olmadığı takdirde uzun süre yaşayabilir.
We and the other living things on this planet carry a legacy of cosmic evolution spanning billions of years.
Bu gezegende yaşayan bizler ve diğer her şey milyarlarca yıllık bir kozmik evrimin mirasını taşıyoruz.
I chose a path with you and I think maybe we just need a little time apart from each other so we can think things through, okay?
Seninle birlikte bir yol seçtim. Ve bazı şeyleri düşünmemiz için biraz ayrı zaman geçirsek iyi olacak, tamam mı?
Right, and what you were saying about other parents that--you know, that don't finish things--what they start and maybe only doing a charter school for four years, we want to tell you that we are not those parents.
Doğru, diğer ebeveynler hakkında söylediğiniz şeyler şu bitirme mevzusunu değil ama belki sadece dört yıllığına imtiyazlı okul açacağız ve size o ebeveynlerden olmadığımızı söylemek istiyoruz.
We can figure it out, and then we can be one of those artist couples... Who are doing different things in different rooms and they call to each other and say, "look at what I'm doing."
Biz karar verebilir ve o artist çiftlerden biri olabiliriz... farklı odalarda farklı şeyler yapan ve birbirlerini çağırıp "bak ne yapıyorum" diyen
We say things to each other that we don't really mean, and you have to listen to it, and it's not fair.
Birbirimize aslında söylemek istemediğimiz şeyleri sölüyoruz. Ve sen bunları dinlemek zorunda kalıyorusun Bu hiç adil değil.
We've both travelled long distances, seen things other people can't know or understand.
İkimiz de uzun mesafeler kat ettik. Diğer insanların bilemeyeceği ya da anlayamayacağı şeyler gördük.
No, because we share things with each other that we wouldn't share with just anyone, sort of like emotional intimacy.
Hayır. Birbirimizle herkesle paylaşamayacağımız şeyleri paylaştığımız için. Tıpkı duygusal bir yakınlaşma gibi.
Well... you're the expert at seeing things from other people's points of view.
Yani diğer insanların bakış açısıyla bakabilen sensin.
Although knowing you it won't take other you long to figure things out.
Buna rağmen seni tanıdığım kadarıyla bu çok uzun sürmeyecektir.
But sometimes people keep secrets so that other people don't worry about things that they don't need to worry about.
Ama bazen insanlar, başkalarının endişe etmemesi gereken şeyleri endişe etmesin diye onlardan sır olarak saklarlar.
Short for vorarephilia- - an erotic, compulsive fixation that involves eating or being eaten by other living things.
Vorarephilya'nın kısaltması. Erotizm ve vahşetin karışımı. Yaşayan şeyleri yemeyi ya da yenilmeyi içeriyor.
You see, in my line of work, we build a healthy constitution towards the things that make other people uncomfortable.
Biliyorsunuz, benim işimde, insanları rahatsız eden şeyleri tedavi ederiz.
I said a lot of things the other night that I regret.
Geçen gece sonradan pişman olduğum bir sürü şey söyledim.
Thousands and thousands of other beautiful things that were just as terrified to die as we are.
Binlerce ama binlerce diğer güzel şeyler de en az şu an bizim korktuğumuz kadar korkmuştu.
But that-that other stuff, they all sound like the kind of things I could do to expand my horizons.
Ama diğer şeyler, hepsi ufkumu genişletebilecek şeylere benziyor.
As well as all the other little things that didn't seem important because... Saving lives trumped everything.
Önemli gözükmeyen küçük şeylerin yanında çünkü hayat kurtarmak her şeyi gölgede bırakmıştı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]