English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ P ] / Problem was

Problem was traducir turco

3,638 traducción paralela
The problem was forcing our lives together when it wasn't meant to be.
Asıl sorun birlikte olmamızın hayatlarımızı zorlaştırması.
The problem was the dead body
Sorun cesetti.
Now, problem was, you don't need a permit to buy and sell guns that were manufactured before 1899, so there was no record of the gun in any database.
Sorun şu ki... 1899'dan önce üretilmiş silahları alıp satmak için izne ihtiyaç yok. Yani bu silahın hiçbir yerde kaydı yoktu.
The problem was this jacket.
Problem bu montmuş.
I think the problem was your chair.
Sanırım sorun sandalyedeydi.
He just said that the problem was being taken care of.
Yalnızca sorunun halledildiğini söylemiş.
Problem was, Hank Gerrard caught you in the act.
Sorun ise, Hank Gerrard sizi iş üstünde yakaladı
At exactly the same time, a remarkably similar problem was tearing America apart.
Tam olarak aynı dönemde dikkat çekici derecede benzer bir problem Amerika'yı alt üst ediyordu.
The problem was that this was the height of the Counter-Reformation, the decades of the fighting popes, determined to crush Protestant dissent and impose absolute orthodoxy.
Problem bunun, papaların on yıllardır mücadele ettikleri ve yok etmek istedikleri ihtilafa düştükleri, savunanları kafir olarak vaaz ettikleri Protestanlığın Karşı Reformunun doruk noktası olmasıydı.
Problem was, he began to experience this-this terrible eye pain.
Asıl sorun bu dayanılmaz göz ağrılarını yaşamaya başladı.
The first problem was finding them.
İlk sorun onları bulmak oldu.
Even though in a few of his speeches in the 1930s, Hitler dropped hints that Germany's problem was that it just wasn't big enough.
1930'lardaki bir kaç konuşmasında Almanya'nın sorununun yeterince büyük olmamak olduğunun ipuçlarını vermişti.
Arnott was the problem.
Sorun Arnott'du.
I was not the problem, she was.
Sorun ben değildim, oydu.
In our days, poverty in Greece was a given, due to wars, we didn't lose something suddenly.
Bizim zamanımızda da insanlar savaşlardan kaynaklanan fakirliğin farkındaydı. Elimizdekileri bir anda kaybetmedik. Asıl problem bir anda kaybetmek.
But the problem is, how do we know this was what it was like?
Ama problem şu ki, bunların böyle olduğunu nereden bileceğiz?
For two years, I was the guy you came to with every little problem.
İki yıl boyunca her derdini anlattığın kişi bendim.
I think too much heart was always Castiel's problem.
Sanırım fazla iyi olması Castiel'in problemiydi.
- See, the problem is, Mr. Florrick was staying on the concierge floor, and you can't gain access to that floor unless you have a special card key, or unless you went up with someone in the elevator who did.
- Sorun şu ki,... Bay Florrick özel katta kalıyordu,... özel anahtarın olmadıkça o kata ulaşamazdın.
My only problem with Tre was that he was a jerk.
Tre ile olan tek problemim onun bir pislik olmasından kaynaklanıyordu.
That was because there was a problem at home.
Çünkü evle ilgili bir şey vardı.
The deceased was probably from a foreign ship and the problem has sailed on.
Kurban yabancı bir gemiden gelmiş. Sorunumuz denize açılmış gibi görünüyor.
The problem for Pasteur was that this was new ground entirely.
Pasteur'ün sorunu onun için bu tümüyle yeni bir alandı.
The seeming contradictions between the chaotic workings of the subatomic world... and the order of the rest of the world... was a real problem for us physicists.
Atomaltı dünyadaki "kaos" ile geri kalan dünyadaki "düzen" arasındaki çelişki, biz fizikçiler için gerçek bir sorundu.
Are you sure this poo-poo didn't happen on your watch and you just ran out the clock until it was my problem?
Bu kakaların senin sıran sırasında olmadığına ve ben ilgileneyim diye benim saatimi beklemediğine emin misin?
The problem is, that it was three days ago.
Asıl sorun, bunun üç gün önce olması.
The money was supposed to solve that problem.
Sözde para meseleyi çözecekti.
I was taught to find a rational solution to every problem.
Her soruna mantıklı bir çözüm.. bulabileceğimi sanırdım.
MAN : But as far as Joe goes, all I can tell you is he was as good a man as he was a pilot, and he never had one problem with any passenger.
Joe konusunda ise tüm söyleyebileceğim iyi bir pilot olduğu kadar iyi bir adamdı ve hiçbir yolcu ile problem yaşamadı.
Was Percy really the problem?
Asıl problem gerçekten Percy miydi?
Problem is, I didn't know why I knew it was him.
- Sorun ise katil olduğunun sebebini bilemedim.
- And if it was, it is not a problem.
- Eğer öyleyse, sorun değil.
Problem is, we have no idea what Pushkov was up to this time.
Sorun şu ki bu sefer ne işler çevirdiğini bilmiyoruz.
But there was a problem.
Ama ortada bir sorun vardı.
The problem with Belgium, he grumbled, was that it was a small country with small people.
Belçika'nın sıradan insanlardan oluşan küçük bir ülke olmasından şikayet ediyordu.
Hey, no problem. You put up with me when I was barefoot guy.
Ben yalın ayak dolaşırken sen de bana katlanmıştın.
But there was a problem.
Ama bir problem vardı.
We're going back to the old strength of pre-historic humanity, tribalism, which was now becoming a weakness, because only by working together could the clans possibly solve the problem of the Yellow River.
Kabileciliğe, tarih öncesi insanlığın eski gücüne dönüyorduk, ki şimdi bir zayıflığa dönüştü, çünkü klanlar, sadece beraber... çalışarak Sarı Nehir sorununu çözebilirdi.
It was a problem when I was younger, and the school nurse said it was stress-related.
Ben küçükken sorun oluyordu ve okul hemşiresi stresle alakalı olduğunu söyledi.
The problem is, all of the cars the joyrider stole were hotwired, Liam's was not.
Sorun şu ki, çalınan araçların hepsi düz kontak yapılmıştı, Liam'ınki öyle değildi.
Hitler dropped hints that Germany's problem was that it just wasn't big enough. ALL : Heil, Hitler!
Ağustos 1942'de Berlin'de Havacılık Bakanlığı'nda yapılan toplantı Hitler'in gerçekçi olmayan liderlik tarzının kendisine yakın olan Nazileri nasıl etkilediğini göstermektedir.
I'm sorry. Was there a problem?
- Bir sorun mu çıktı?
what was the problem?
Haydi, problem neydi?
The ratio of the ingredient was the problem.
Bileşen olayı sorun olmuştu.
I didn't know there was a problem with the plumbing.
Tesisatımızda sorun olduğundan haberim yoktu.
Can you talk us through when you first found out that there was a problem with the baby?
Bize bebekte sorun olduğunu ilk ne zaman fark ettiğinizi anlatabilir misiniz?
It was one of von Leeb's own officers, Corps Commander General Geyr von Schweppenburg, who identified the problem the conspirators faced.
Von Leeb'in kendi subaylarından biri olan Kolordu Komutanı General Geyr von Schweppenburg sorunu komplo kurmak olarak tanımladı.
Why didn't you think that was the problem 15 years ago?
Mahkeme kasıtlı iki cinayetten hüküm verdi. Ona ölüm cezası verdiler.
The consummation date was brought forward, was that the problem?
Bu evlilik gecesinde, problem neydi?
I had a problem, so I was late.
Bir işim çıkmıştı, geciktim.
As expected, Angel Club was the problem.
Angel kulübü olduğunu anlamıştım!

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]