English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ S ] / She smiles

She smiles traducir turco

247 traducción paralela
Well, if she smiles by somebody I know... she'll have to buy herself a new set of teeth.
Hele bir benimkine gülümsesin kendine takma diş yaptırması gerekir.
I can't describe her, but the first thing you notice are her dimples when she smiles.
Onu tarif edemem, ama ilk fark edeceğiniz şey, gamzeleri.
The clowns weep. She smiles.
Palyaço ağlar, kız gülümser.
- She smiles with her eyes. - I don't care if she smiles with her navel.
Kadının gözleri bile gülümsüyor.
I only like a woman when she smiles otherwise, what's the kick?
Ben sadece bana gülümseyen kadınları severim başka türlü, zevki nerde kalır?
When she smiles, I feel I could faint!
Ve bana gülümsediğinde, bayılacak gibi oluyorum.
She smiles at him from an automobile.
Arabanın içinden ona gülümser.
Oh, maybe not in the features, but the way she smiles.
Oh, belki özellikleri açısından değil, ama gülüş şekli açısından.
When she smiles that little smile of hers, I'm quite touched by it.
Gülümseyince, bana çok dokunuyor.
See how she smiles, how her teeth shine how she shakes her dark hair aside.
Bak, nasıl gülümsüyor, dişleri nasıl ışıldıyor koyu renk saçlarını nasıl savuruyor.
And as she smiles through her tears, she murmurs low,
Gözyaşları arasında kendisine tebessüm eder ve der ki :
She smiles sweetly at this young guy.
Şu genç adamın yanında sevimli bir şekilde gülümsüyor.
♪ Even as she smiles a quick hello
# Belli belirsiz bir merhaba Tebessümü fırlattığında bile #
When asked how she copes with a job and a household, she smiles with shy delight "and replies that she and Johan help each other." That's true. "
Ona hem işin hem evin üstesinden nasıl geldiğini sorduğumda..... içini gözlemleyen hafif bir gözlemlemeyle..... bunu başardığını çünkü Johan'la birbirlerine yardım ettiklerini söyler.
And she smiles all the time!
Sürekli de gülümsüyor.
She smiles at me as she knits.
O da örgüsünü örerken bana gülümsüyor.
See how she smiles at you.
Sana nasıl gülümsediğine bak.
She smiles all the time.
Bana hep gülümser.
After Filargi's bodyguard gets him out of his apartment. She smiles at them, she goes gogo gaga at the baby.
Sonra Filargi'nin koruması adamı çıkarınca..... onlara gülümsüyor ve bebeğe "agucuk" diyor.
She smiles.
Gülümsüyor.
Well, she smiles, heh, looks him straight in the eye and says :
Kız gülümsedi, onun gözlerinin içine bakarak,
When she smiles, you feel like- - I don't know.
Gülümsediğinde bir başka hissediyorsun, sanki... Bilmiyorum işte.
My wife gets the cutest little thing, right here, when she smiles.
Eşim ne zaman gülse tam şurasında, ufak şirin bir şey beliriyor.
She smiles too much.
Biraz fazla gülüyor.
"And the heavens open" "Every time she smiles"
Evet cennet açılıyor her gülümsediğinde
Yeah, the heavens open Every time she smiles
Evet cennet açılıyor her gülümsediğinde
- She smiles too much.
- Çok fazla gülümsüyor.
I know a girl, when she smiles...
Bir kız tanıyorum güldüğünde yağmur yağıyor.
- Yes... and she smiles when she hears your prayers.
Evet. Ve senin dualarını duyduğu zaman da gülümsüyor.
And even if you don't write back, read this letter again and again, and every time she looks at you, and every time she smiles, don't forget I love you more.
Bu mektubu tekrar tekrar oku. ve sana her baktığında, ve her gülümsediğinde, Unutma ki ben seni daha çok seviyorum.
She smiles like she does not see me.
Beni görmüyormuşçasına sırıtıyor.
What she wants is to get you into a sidebar. Then she smiles.
Yapmaya çalıştığı, karşı tarafın avukatını tartışma amacıyla kürsüye getirtmektir.
She smiles?
Ve sonra da gülümser.
He asks if they can do it again, and she smiles in that sexy, teasing way- -
Bir daha cıkabilceklerini soruyor, ve o sexi ve bastan cıkartıcı bir sekilde gülümsüyor..
She cries all alone in her room and never smiles in front of other people.
Ona gelirsek... Odasında tek başına ağlıyor ve diğer insanların önünde asla gülmüyor.
Your mom is all smiles, but she went through a lot.
Bize katlanmasına rağmen, her zaman gülümser.
My knocking woke her up, but she was all smiles and invited me in for breakfast.
Kapıya vurunca uyandı, ama gülücükler saçıyordu ve beni kahvaltıya davet etti.
If she looks back at me and smiles on the next turn, she'll be my wife.
Bir sonraki dönüşte bana bakıp gülümserse benim karım olacak.
Immoderately she weeps for Tybalt's death, and therefore have I little talked of love, for Venus smiles not in a house of tears.
Tybalt'ın ölümüne çok fazla ağlıyor. Az konuşabildim sevgiden. Venüs gözyaşı dökülen evde gülümsemez de.
She never smiles.
O asla gülümsemez.
♪ Even as she smiles a quick hello... Hello. This is Philip Marlowe.
Merhaba, ben Philip Marlowe.
Half an hour before she came and she just smiles as she passes by... with another man.
Gelmesini yarım saat bekle ve o başka bir adamla geçerken sadece gülümsesin.
But she never smiles anymore.
Ama artık asla gülümsemiyor.
Now she smiles whenever she sees me - - Ciao. Ciao.
Monica beni her gördüğünde gülümser ; ben de ona "Yerde nasıI hayvanlar gibi düzüşmüştük, değil mi?" derim.
Granted, that beautiful creature writhing before you on stage... she maybe, you know, smiles at you.
Biliyorum, bu güzel yaratık, sahnede kıvranıyor...
She has 600 different kinds of smiles.
600 farklı gülümsemesi var.
She hardly ever smiles.
Neredeyse hiç gülümsemez.
She walks over to the table and smiles.
Yanıma geldi ve bana gülümsedi.
She smiles. - I smile.
Ben de gülüyorum.
They do it, and then he smiles... and then she... and she smokes a cigarette.
Öpüştüler, ve sonra adam gülümsedi,... ve kadın da ardından bir sigara içti.
At first, she welcomes people and smiles at everyone.
Önce müşterileri karşılar sonra herkese gülümser.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]