English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ T ] / The line

The line traducir turco

29,230 traducción paralela
My career, reputation, it's all on the line because of you.
Kariyerim, itibarım, sizin yüzünüzden ayaklar altında.
How can he not love breaking through the line, outrunning the safety, the fans screaming?
Defansı yararak geçmeyi, herkesten hızlı koşmayı, taraftarın bağırmasını nasıl sevemez?
He reviewed the line-to-space ratio.
Boyutlarını inceledi.
Mr. Potter's security system is top of the line.
Bay Potter'ın güvenlik sistemi birinci sınıf bir sistem.
Well, let's get'em on the line.
- Onları hatta alalım.
Captain, I can't get the generals on the line...
Komutan, generallere ulaşamıyorum.
You are crossing the line here.
Haddini aşıyorsun.
I groomed him to move up the line... maybe one day be as good as me.
Onu bir üst sınıfa taşımak için hazırladım. Belki bir gün benim kadar iyi olacaktı.
Teej, Teej, you want to help on the line?
Teej, Teej, yardım etmek ister misin?
I told you not to cross the line with the Woichik family.
Sana Woijchik ailesiyle ilgili çizgiyi geçme demiştim.
I'm not the one who crossed the line.
Ben kimseyle ilgili çizmeyi aşmadım.
[DiPaolo] He told me he's working his way up the line at this joint in P-Town.
Bana P-Town'da bir yerde çalıştığını söylemişti.
I get it. You got a lot on the line here.
Burada çok fazla tehlikedesin.
It's the end of the line.
Yolun sonu geldi.
Right or wrong, it is who I am, and it is what I do, so I'm asking for a little bit of space because I have to draw the line somewhere.
Yaptığım şey de bu. Bu yüzden bana biraz zaman tanımanı istiyorum. Çünkü sınırları belirlemem gerekiyor.
Constricting the creature's movements to the line of sight.
Yaratığın hareket alanını gözlem hattında sınırlamak.
On the line.
Çizgiye geçin!
- On the line!
- Sıraya geçin!
On the line.
Çizgiye.
At least he's not shooting them. On the line.
- En azından onları vurmuyor.
Now get on the line!
Şimdi, çizgiye geç.
On the line.
Çizgiye!
Now get on the line!
Şimdi, sıraya geçin.
When it comes to guilt and recrimination, the line forms behind me.
Konu suçluluk ve suçlamaya gelince olay bende bitiyor.
End of the line.
Yolun sonuna geldik.
I think that might be over the line, even for her.
Bu çizgiyi aşmak olur, onun için bile.
♪ The Big Bang Theory 9x23 ♪ The Line Substitution Solution Original Ai
Bölüm "Sırada Yerini Alma Çözeltisi" Çeviren :
You don't have the authority to save places in the line.
Sırada yer tutma yetkin yok.
But if I get out of the line, I'll lose my spot.
Ama sıradan çıkarsam yerimi kaybedeceğim.
Line up a police escort for the hospital.
Polis eşliğinde hastaneye sevk edin.
He's always so aggro about you and that he's never gotten to be first chair, and... and with your job on the line,
Konu sen olunca hep agresifti.
That's the bottom line.
İşin özü bu.
The bearing line ends at Tokyo Bay and based on the path of their navigational radar, it appears to be doing patrol runs.
Ufkun öteki tarafında. Kerteriz hattı Tokyo Limanı'nda son buluyor. Seyir radarlarının izine bakarsak devriye yapıyor gibi görünüyor.
That night, we snuck out early to this Cajun bar on Lincoln... the Second Line.
O gece işten Lincoln'deki Cajun Bar'a gitmek için erken çıktık. Geçit töreni vardı.
Get that * * * * * on the line, now!
Seninle bir sorunum yok.
I assume it was your team? It was, and we can save you and your men if you trust us, but we need to get your trucks and a map of the CO2 line you built.
Evet, ve eğer bize güvenirsen seni ve adamlarını da kurtarabiliriz ama kamyonlarınızı ve inşa ettiğiniz CO2 hattının haritasını almamız gerek.
Not to mention 12,000 square feet to play with, a separate test kitchen, top-of-the-line everything.
Ayrıca 12,000 kadem karede oynayabilirsin. Ayrı bir test mutfağın olur, her şey birinci sınıf olur.
Is there a different line for people who just made one tiny mistake and it's not her fault'cause she was just overwhelmed at the time?
Çok ufak bir hata yapan ve hatanın sorumlusu aslında kendisi olmayan, çünkü formu doldurduğu sırada işi başından aşkın olan kişiler için başka bir sıra var mı?
If you don't know what that is, you're in the wrong line.
Eğer bunun ne olduğunu bilmiyorsanız, şu anda yanlış yerdesiniz demektir.
Guys, bottom line is, if the Shogun has the Atom suit, it's not just Masako and the village we have to protect.
Önemli olan, kostüm Şogun'dayken sadece Masako'yu ve köylüleri korumamız yetmez.
Line of sight to all the attacks.
Tüm saldırıları görüyor.
The bottom line is the subsidiary's connection with Genesis day has made Amertek's stock prices go...
Sonuç olarak alt kuruluşun Genesis'le ilişkisi Amertek'in hisselerinin düşmesine sebep oldu.
Maybe we're in the wrong line of work.
Belki de yanlış iş hattındayız.
Listen, you were right, I was totally out of line the other night, and I'm so sorry...
Dinle, haklıydın, ben geçen gece sınırı aştım ve çok üzgünüm.
The flight is booked, and there's already a huge stand-by line.
Yer kalmamış. Ayrıca upuzun da bir sıra var.
The bottom line is he's unpredictable, he might have no intention of letting Toby go, which makes it more urgent that we find him.
Sonuçta adamın ne yapacağı belli değil Toby'i bırakma niyeti olmayabilir ki bu da onu bulmayı daha önemli yapar.
You've been saying the same line to me for six years.
Altı yıldır aynı şeyi söylüyorsun.
Frankly, that's the kind of response that I find deeply... Mr. Broadbent, as Senator Wheatus's chief of staff, isn't it your boss's hard line that's keeping the government from opening?
Dürüstçe, bu benim derim bulduğum türden bir cevap, Bay Broadbent Senatör Wheatus'un personal şefi olarak hükümetin açıImasını engelleyen patronunuzun kat tutumu değil mi?
Then help me line the ducks up.
O zaman ördekleri hiazaya sokmama yardım et.
It's right here on the 50 yard line.
50 metre içerisinde olacağım.
You know the golden rule of line etiquette :
Sıra adabının altın kuralını biliyorsun.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]