English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ W ] / We got it

We got it traducir turco

13,382 traducción paralela
We got it all.
Hepsini çıkardık.
Nikki : We got it, guy.
Biz hallederiz, Guy.
We got it all drawn.
Her şeyi çizdik.
Maybe we don't get it, like, for my place, but... Like, what if we got it for, like, our place?
Benim evim için almasak da bizim evimiz için alsak nasıl olur?
I think we got it.
Galiba hallettik.
We got it. Here we are.
Buyurun efendim.
Trust me this one time, we got it.
Bu kez bana güven, başaracağız.
We got its serial number from the online registration and the store where it was bought.
İnternetteki kayıttan seri numarasını ve satın alındığı dükkanı bulduk.
We got it, Tom.
Tamamdır Tom.
We got it!
Anladık!
♪ And the cops got it wrong We don't think Cage involved ♪
Polisler yanlış anladı Bizce Cage bu işe bulaşmadı
Well, we got away with it again.
Yine ucuz kurtulduk.
It's the only thing we've got, man.
Elimizdeki tek şey bu.
Got it. Yeah, we got that.
Evet, anladık bunu.
We need to show it was hers, she gave it to him, and where she got it.
Onun kıza ait olduğunu kanıtlamalıyız, Çocuğa kullandıranın o olduğunu ve tabi kızın temin ettiği yeri de öğrenmeliyiz.
The only thing we got left is that mower, and it don't even work.
Geriye kalan tek şey çim biçme makinemiz ama o da çalışmıyor!
We got a guy meant to come out and fix it, but don't hold your breath.
Birisi gelip onaracaktı, ama şansına küs.
It means that we got somewhere to start.
Bir yerden başlamamız gerektiği anlamına geliyor.
Once I get it, I'll start cross-referencing his movements with the list of abandoned government buildings we got from the paint chip.
Anladım, boya izini bulduğumuz... listedeki terkedilmiş devlet binalarıyla... onun hareketlerinin çapraz olarak karşılaştıracağım.
But it doesn't matter... we got plenty.
Ama önemli değil. Elimizde çok kanıt var.
Now that we've resolved that, everybody got it out of their system, we got work to do.
Sorun çözüldüğüne göre, herkes kendine gelsin, işlerimiz var.
Marcia, they're glazing over, and we got to get up and take it back.
Marcia, gözleri kararmış durumda, ayağa kalmalı ve geri dönmeliyiz.
Even if we got there, it's surrounded by magic.
Oraya ulaşsak bile, etrafı büyüyle çevrili.
He got me a DVD of some kid show, apparently, we used to watch it together.
Bana da çocuk gösterisi DVD'si göndermiş. Görünüşe göre eskiden beraber izlemişiz.
Because it's all we got.
Çünkü sahip olduğumuz tek şey bu.
Damn it. Now we got to figure out where Dee goes in the bed.
Şimdi de Dee yatakta nerede duracak, onu bulmalıyız.
It's only because of these people that we got off that island.
Bu adadan sadece o adadan çıktığımız için.
It's all right, we've got another phone. - Tommy?
- Telaş etme, başka bir tane daha var.
We got a warrant to search his office and everything in it.
Ofisini arama iznimiz var da.
We got a warrant to search his office and everything in it.
Ofisini ve içindeki her şeyi arama iznimiz var.
We got to stop it!
Hemen durdurmalıyız!
If we went down to your studio for like an hour, just got a group shot in the Van, we could put it on a t-shirt.
Bir saat gibi bir süre stüdyoya girseydik, Van'da bir grup daha vuruldu, Onu bir tişört üzerine koyabiliriz.
We got a zero-tolerance policy when it comes to violence in this school.
Okulumuzda şiddet içerikli bir şey olduğunda sıfır tolerans politikamızı uygularız.
Last six weeks, you had planning seventh period, so it was easy for us to sneak around it was fun, but now you've got a class seventh, we don't get to hang till after work, and then it all has to be arranged.
Geçtiğimiz altı hafta, yedi dönem planlıyordun yani bizim için etrafta dolaşmak kolaydı eğlenceliydi ama şimdi yedinci sınıf var işten sonra takılamıyoruz ve sonra hepsinin düzenlenmiş olması lazım.
All right, but we should... We got to talk about it tomorrow.
Tamam, yarın konuşuruz.
And, um... When we got there, it was a sports day. Well, it had been a sports day.
Oraya vardığımızda spor günüydü, öyle de geçiyordu.
We did it. We had another kid. We got another one.
Yeni çocuk yaptık.
I know enough to know that if they're what's juicing him up, and they've got that connection with him, however it works, then maybe we can use them to find him and help him.
Onların Downe'u besleyen varlıklar olduklarını ve bir şekilde onunla iletişim kurabildiklerini anlayacak kadar bilgim var. İşe yararsa onlar aracılığıyla Downe'u bulup yardımcı olabiliriz.
It needs a cop that always comes back, and we've got him.
Her zaman geri dönecek olan bir polise ihtiyacı var, ve biz ona sahibiz.
They got a picture of me with the sapphire ferret, which would prove that we stole it.
Benim safir gelincikle resmimi çektiler. Onu çaldığımız anlaşılırsa biteriz
But now we've got copies of this woman's monthly statements going back to March 1997, so it might be a little labor-intensive, but our clients will always be our best resource.
Artık elimizde, bu kadının 1997 Mart'a kadar uzanan aylık ifadeleri var. Biraz yoğun işi gücü gerektirebilir ama müvekkillerimiz her zaman için en iyi kaynaklarımız olacaktır.
We could sell it as fast as we got it.
Ama ucuzdu ve biz de hızlıca satıyorduk.
Yeah, we were gonna actually return the wallets that we got, but, uh, Yeah. since no one seems to be... being honorable, uh, maybe we keep our wallets and those and, you know, Yeah. chalk it up as a win.
Aslında aldığımız cüzdanları iade edecektik ama madem kimse onurlu davranmıyor, bizim cüzdanları ve onları saklayıp kazandık sayalım.
I've got a great idea. Once we get Frank's money, we'll just take all of that money and put ourselves in rehab,'cause we're not gonna stop smoking crack. It's all I'm thinking about.
Frank'in parasını aldığımızda bütün o parayı rehabilitasyona gitmemize harcarız çünkü uyuşturucu kullanmayı bırakmayız.
We just got to be... just got to make it fun. You know what we have to do?
Sadece eğlenceli hale getirmeliyiz.
We switched Level 2 to wine because you can't mainline beer because it's got bubbles in it and shit. We tried- - it was bad.
Bölüm 2'de şarapla değiştirdik çünkü damardan bira veremezsin, içinde kabarcıklar falan var.
Yeah, it's, uh... We kind of got, like, you know, caught with them.
Onlarla yakalandık gibi oldu da biraz.
You can tell Proctor that we've got it under control.
Proctor'a işlerin kontrolümüz altında olduğunu söyleyebilirsin.
which we got from liquidating the Countess's numerous pieces of art... it was going to take four stars on the Internet.
Bunun için sadece para değil aynı zamanda Kontes'in sayısız sanat eserini de kaldırmak gerekiyordu. Bu sayede internette 4 yıldız alacaktı.
Frankly, it's the only one we've got.
Dürüst olmak gerekirse sahip olduğumuz ilk ve tek ev.
We accidentally jizzed into the same toilet, and then it got struck by lightning.
Aynı lavaboya boşaldık ve lavaboya şimşek çaktı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]