English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ W ] / Well of course

Well of course traducir turco

3,972 traducción paralela
Well of course. And you'll take that one.
Elbette, bunu taşı.
Well of course you'll have to send forensics.
Elbette adli ekibi yollamak zorundasın.
Well, of course I can't.
Peki, yapamam tabii.
No business agenda. Ike came to me in need, and I- - well, of course I did what I could.
Ike benden yardım istedi ve elimden geleni yaptım.
Well, of course she is.
Elbette öyle.
Of course, it's my judicial experience that, uh, that kind of person- - well, they don't make for the best witnesses.
Tabii hukuki deneyimime göre o tip insanların en iyi tanıklar olmadığı.
- Yeah, well, of course.
- Evet, tabii.
Well, of course you do!
Gayet doğal.
Well, of course we came for you.
Elbette, senin için geldim.
Well, of course you did.
Elbette inanırsın.
We can let two men know it, of course one man is OK as well.
Bundan kimseye bahsedemeyiz, pek tabii sen bahsetmezsen de kimse öğrenemez.
Oui. Well, Monday, of course.
Şey, Pazartesi, elbette.
Of course I look well.
Elbette iyi görünüyorum.
Well, of course they do.
Tabii ki bulandırır.
Well, of course I can be faithful... don't be stupid.
Aptal olma.
Yeah, well, of course, you're all on Tom's side.
Evet, tabii ki Tom'un tarafında olacaksın.
Well, you weren't looking so of course you wouldn't have seen her.
Bakmıyordun ki. Tabii ki de görmezsin.
Of course, and know him very well.
Elbette tanıyor. Hem de çok iyi.
Of course time or another, these architects... These great architects, make mistakes... as well as anyone.
Doğal olarak ara sıra bu mimarlar... bu büyük mimarlar herkes gibi hata yaptılar.
I've been with women but... Well, of course.
Birkaç kadınla beraber oldum ancak...
Well, of course I did.
Tabii ki ben söyledim.
Of course, as long as... Tonight goes well.
- Elbette, ama... bu gece iyi giderse.
I still love the show, of course, and now my team does as well.
Şova tabii ki hâlâ hayranım ve şimdi ekibim de hayran.
Well, of course we're proud of him.
- Elbette onunla da gurur duyuyoruz.
- Well, of course we are.
- Elbette çalışıyoruz. - Hayır.
Well, of course I could!
Ama ailedeki en büyük çocuk olduğum için tüm aileyle ilgilenebilirim. Elbette ilgilenirim!
Of course it was you, Clizby, who loosened the screws on the ginormous chandelier, knowing full well that it was Billy's magic spot, and it was only a matter of time before it fell and crushed that pasty, thieving ass.
Billy'nin sihirli noktasını bildiğinden devasa avizenin vidalarını gevşeten tabii ki, sendin, Clizby. Düşerek, o solgun, hırsız baş belasını ezmesi an meselesiydi.
Well, of course.
Elbette.
Well, Christ, there is. Of course there is.
Tanrım, var tabii.
- Well I've slept with like three different people like over the course of four years.
Aslında, dört yıl boyunca üç farklı kişiyle yattım.
- Well, of course.
- Tabii ki.
Well, of course, we have had our little, what would you say, storms from time to time.
Tabii ki bizimde nasıl derler. Fırtınalı zamanlarımız oldu.
Well, of course, I'd like to thank them too.
Onlara da bizzat yemek için teşekkür etmek isterim.
Well, Hatch, of course!
Elbette Hatch!
Well, of course.
Tabii!
Well, if we had a freezer, the condensed liquid would cool more quickly, because, of course, this is an exothermic reaction, which means "giving off heat,"
Soğutucumuz olsaydı yoğunlaştırılmış sıvı daha çabuk soğurdu. Çünkü bu ekzotermik bir reaksiyon. Yani dışarıya ısı veriyor.
Well, um, Paul's work is with bereaved people, of course, and my work has its ups and downs but we're always very careful what we say in front of the kids.
Yani, Paul'ün işi yakınını kaybetmiş insanlarla, tabiki ve benim işimin de kendi inişleri çıkışları var ama biz çocuklarını önünde kouştuğumuz şeylere hep dikkat ederiz.
Well, yeah I was going to take you back to Texas with me, of course.
Evet tabi ki seni de Teksas'a yanımda götürecektim.
Well, of course he will.
- Doğal olarak.
Well, of course we want you there to help, but not as a crutch.
Elbette yardım etmeni istiyoruz ama koltuk değneği olarak değil.
Oh, well, yes, of course, because they are the most gently of men.
- Elbette, çünkü onlar en iyi beyefendilerdir. - Çükleri meydanda.
Well, of course, it is, Tawney.
Tabii ki öyle Tawney.
- Well, Jessica and Beth, of course.
Jessica ve Beth tabii ki.
Right, well, I will have to confirm that with Mr Grove of course.
Peki, o halde, bunu Bay Grove'a doğrulatacağım elbette.
Well, if that's the case, of course it's very honourable.
O halde elbette çok saygın bir görüş.
Well, of course, you're my sister.
Tabi ki, çünkü sen benim kardeşimsin.
Well, of course, we'll be there.
Tabi ki orada olacağız.
Well, of course he got scared.
Korktu tabii.
Well, that was the Earth, with the Moon, of course.
O, Dünya'ydı, Ay'la birlikte yaptık tabii.
Well, of course that's why you're talking to us.
Tabii ki bizimle konuşma nedeniniz bu.
He was just so cocky and confident, And, well, of course, he, like, was bowling really well.
Kuşku yok ki bowlingi de sahiden iyi oynuyordu.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]