English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ S ] / Stop laughing

Stop laughing traduction Turc

505 traduction parallèle
Oh, stop laughing, will you, Abbie?
Gülmeyi kesermisin, Abbie?
- Stop laughing in your sleep.
- Uyuyorken gülme.
He wouldn't stop laughing.
Gülmeyi kesmedi.
Stop laughing at me.
Gülmeyi kes.
Stop laughing like that!
Gülme öyle!
You better high-tail it back where you came from before I stop laughing.
Sözüm bitene kadar geldiğin yere dönsen iyi olacak ufaklık.
Father knew him and liked him,... but he couldn't stop laughing when Iris told how she said no,... simply because the fellow wanted her to give up her dancing and just be his wife.
Babam onu tanırdı ve severdi ama Iris, adam ondan dansı bırakıp da sadece ona karılık yapmasını isteyince teklifi reddettiğini söylediğinde, babam kendini gülmekten alamadı.
Stop laughing and listen to me.
Niçin gülüyorsunuz?
Then they'll stop laughing.
Artık gülmeyecekler.
I'll make you so funny, your only problem will be to get her to stop laughing long enough to have babies.
Tek derdiniz, bebek yapabilmek için kızı gülmekten alıkoyabilmek olacak. Hayır.
Stop laughing.
Kesin gülmeyi.
Stop laughing!
Gülmeyi kes!
- Oh, my. You better stop laughing at nothing or you'II end up in a nuthouse.
Gezmeye gidiyormuş gibi yapacağız.
We practically never stop laughing around here.
Bazen, neredeyse hiç durmadan güleriz.
- Oh, well I guess we'd better just stop laughing so you can get down to some serious work.
- Ah, şey bence artık gülmektense ciddileşip işimize baksak daha iyi olur.
- I can't stop laughing!
- Gülmeden duramıyorum!
Stop laughing and get up!
Gülmeyi bırak da ayağa kalk!
Stop laughing.
Gülmeyi kes.
The man in the black cap, stop laughing!
Siyahlı, kes artık gülmeyi!
Well, you might at least stop laughing.
Şey, en azından gülmeyi kesebilirsin.
You two just hop to it, and you get this place cleared up... and stop laughing at me.
Hemen burayı temizleyip adam edeceksiniz,.. ... gülmeyi de kesin!
When I stop laughing, you're dead.
Gülmem durduğunda, öleceksin.
I can't stop laughing.
O kadar gerginim ki gülmeden duramıyorum.
Stop laughing.
Gülmeyi kes!
Stop laughing!
Kes gülmeyi!
I couldn't stop laughing.
Gülmekten kendimi alamadım.
- Stop laughing!
- Gülme!
- We didn't stop laughing.
- Gülmekten kendimizi alamadık.
Stop laughing
Kesin gülmeyi!
I'm dumb, and I can't figure people but I'm big enough to make them stop laughing at me if I catch them.
Aptalım, insanları anlamıyorum ama yakalarsam bana gülmemelerini sağlayacak kadar güçlüyüm.
Stop laughing at once!
Derhal gülmeyi kes!
Stop laughing!
Kes gülmeyi.
Stop laughing!
Kes artık gülmeyi!
Will you stop laughing?
Gülmeyi kes dedim!
Stop laughing, dammit!
Gülme, lanet olsun!
I'll never stop laughing at you.
Sana gülmekten asla vazgeçmeyeceğim.
And you, Kolia, stop laughing.
Ve sen, Kolia, gülmeyi kes.
Stop laughing.
Kes gülmeyi.
Stop laughing!
Kes!
Why'd you stop laughing?
Niye gülmeyi kestin?
- Stop laughing!
- Gülmeyi kes!
I had to stop her laughing!
- Gülüşüne bir son vermeliydim.
He can't stop singing and laughing and spitting at people.
Şarkı söylemeyi, gülmeyi ve insanlara tükürmeyi bırakamıyor!
It may seem funny for a woman with a kid to stop a bullet for you... only I'm not laughing!
Senin yerine kurşunu yiyecek çocuklu bir kadın sana komik gelebilir. Ama ben hiç gülmüyorum!
And I won't be able to stop myself laughing.
Ben de gülmekten katılacağım.
And stop laughing!
Gülmeyin buraya gelip komiklik yaparak hakkınız olmayan şeyler istediniz!
If you'll just stop behaving like a pack of laughing hyenas!
Eğer gülen bir çakal sürüsü gibi davranmayı bırakırsanız.
I'll stop now. You're laughing at me.
- Devam etmeyeceğim, gülüyorsun.
Let's stop the laughing.
Gülmeyi bırakın.
Oh, stop laughing.
Gülmeyi kes.
The one that came riding in back at the train stop... laughing and scratching, saying how good it was to have something to do.
Tren istasyonuna geldiğinde kahkahalar atıp kaşınarak, yapacak bir şey olması ne güzel diyen ihtiyar.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]