English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ Y ] / Your friends

Your friends traduction Turc

15,386 traduction parallèle
- Tapeworm in the Rubicon code, antihack failsafe courtesy of your friends in HIVE. - What?
- Ne?
Hey, so, uh, what kind of movies do you and your friends like?
Sen ve arkadaşların ne tür filmler seviyorsunuz bakalım?
This is our home, not some frat house for you and your friends.
Burası bizim evimiz. Arkadaşlarınla takılabileceğin dernek değil.
I guess we'll just have to follow your friends till they're out of air.
Sanırım arkadaşlarını havasız kalana dek takip edeceğim.
We'll find your friends'bodies.
Dostlarının cesetlerini bulacağız.
You think your friends will believe you were able to escape?
Arkadaşların rahat rahat kaçabileceğine inanacak mı?
You want to put your friends through the Kree experiment.
Arkadaşlarını Kree deneyine sokmak istiyorsun.
You hang out with your friends.
Eğer arkadaşlarınızla takılmak. Yok hayır!
I see you and your friends have finished.
Arkadaşınlarınla kahvenizi bitirdiniz.
Your friends are very persistent.
Arkadaşların epey ısrarcı.
Frank, one more word, you'll be sharing a mattress with your friends out back.
Frank, bir kelime daha edersen arkadaki arkadaşlarının yanına gidersin.
So tell me, what brings you and your friends to call on your jarl?
Söyle bana, neden arkadaşlarınla Jarl'ınızı ziyarete geldiniz?
You know what they say. "Keep your friends close..."
- Ne derler bilirsin. - Dostunu yakın tut...
Now go back to your friends.
Şimdi arkadaşlarının yanına dön.
Your friends seem to have a habit of turning up dead.
Arkadaşının öldürülmüş gibi görünüyor.
We are your friends.
Biz senin dostunuz.
It looks like your friends survived.
- Görünüşe göre arkadaşların hayatta kalmış.
You think I was hunting you and your friends because the Time Masters made me?
Sırf Zaman Efendileri istediği için mi sen ve arkadaşlarını avladığımı sanıyorsun?
It's notjust something to tell your friends tomorrow.
Yarın arkadaşlarına anlatacağın bir şey değil sadece.
They're your friends, they want to know.
Onlar senin arkadaşın, bilmek istiyorlar.
You can't tell your friends what Rebirth is all about.
Arkadaşlarınıza Yeniden Doğuş'dan bahsedemezsiniz.
- No... just wondering why you had your friends bring me here if you were just gonna pick out man jewelry.
- Hayır.. .. sadece erkek takısı alacaktın madem.. .. arkadaşlarının beni buraya neden getirdiğini merak ediyorum.
Will your friends be joining us for breakfast?
Arkadaşların da kahvaltıda bize katılacak mı?
Tell your friends.
Arkadaşlarına da haber et.
So is it one of your friends I seen running through your yard?
Bahçede koşarken gördüğüm arkadaşlarından biriydi o zaman.
- It is not a lie. - I chased your friends off.
Senin şansın yaver gitmeyecek ama.
And I need you and your friends to back off, please.
Sen ve arkadaşlarının geri çekilmesi gerek, lütfen.
Remember who your friends are.
Dostlarının kim olduğunu unutma.
Don't get me wrong, I'm totally grateful that your friends got me out before the vampires drained me like a Big Gulp.
Yanlış anlama, o vampirler beni kola gibi bitirmeden arkadaşlarının beni kurtarmasına minnettarım.
Yes, I know about your friends.
Evet, arkadaşlarından haberdarım.
You think they're your friends?
Onların arkadaşların olduğunu mu düşünüyorsun?
You know that time that you broke into your uncle's garage and took his scooter so that you could take your friends on a joyride?
Arkadaşlarını gezmeye götüresin diye dayının garajına girip motosikletini çaldığın günü biliyorsun.
That means no study dates with your friends, no basketball games, no school activities.
Yani bu da arkadaşlarınla ders buluşmaları, basketbol maçları, okul aktiviteleri yok demek.
You think I was hunting you and your friends because the Time Masters made me?
Zaman Efendileri istediği için mi sen ve arkadaşlarını avladığımı sanıyordun?
I'm sorry you lost your rich friends, Stewie.
Zengin arkadaşlarını kaybettiğin için üzgünüm Stewie.
Me and your mom we are old friends.
Annenle eski arkadaşız.
You won't share your room because you think you've earned your space, and then you sit around and laugh at me with your fucking shitty bitch college friends and say words like "prof"
Kendine ait mekanı hak ettiğin için odanı paylaşmayan sensin. Geri zekâlı üniversiteli arkadaşlarınla benimle alay edip, kelimeleri tamamlamak için çok meşgul olduğundan "prof, caf" gibi kelimeler kullanan sensin.
Or are your Wulfing friends afraid of a few Huskarla?
Yoksa Wulfing dostların bir avuç Huskarl'dan korkuyor mu?
You know, you hear about it, you see your friends go through it... Mm-hmm.
Haberi geliyor, arkadaşlarını bu halde görüyorsunuz ve ben asla bunu yapmayacağım diyorsun.
The less you know, the less tempted you'll be to tell your new friends at the FBI.
Ne kadar az şey bilirsen FBI'a anlatacak o kadar az şeyin olur.
He wants you to have the wedding you've always wanted, and he wants you to be able to give your family and friends...
Senin istediğin düğünü yapabilmeni istiyor. Senin de bunu ailene ve arkadaşlarına gösterebilmeni istiyor.
And, uh, when exactly did your new friends give you the, uh, lobotomy?
Peki bu yeni arkadaşların seni ne zaman değiştirdiler peki?
I need you to sign these for my friends who love your work...
Bunları sana imzalatmam lazım senin işini seven arkadaşım için...
And also why don't you call some of your hot friends.
Tamam, çok şükür. Sende bazı güzel arkadaşlarını çağır.
Ask Dad to call his friends! Ask your Dad to call his friends!
Babaya söyle arkadaşlarını çağırsın!
Now, I think old vampire, I think you and your new friends, but it sounds like this one ain't one of yours.
Şimdi ata vampirleri düşünüyorum seni ve arkadaşlarını düşünüyorum ama bu bizden biri değilmiş gibi geliyor.
Perhaps you'll get Cletus and your other foul-smelling friends to help?
Belki yardım için Cletus ve o pis kokulu arkadaşlarını çağırırsın.
Hey, Breece, uh, these friends of yours, this, um, uh, posse... well, your, uh, your associations aren't really working out for you.
Breece, arkadaşların var ya... Tayfan yani. İlişkilerin senin açından pek iyi gitmiyor.
Your father and I were very good friends.
Babanla çok iyi dosttuk.
Your boss is threatening to disbar my friends and dismantle our law firm.
Patronun arkadaşlarımı barodan kovmakla tehdit ediyor bizim firmayı da kapatmakla.
It's a bad term. Talk to your Native American friends.
Amerikan yerlisi arkadaşlarınla konuş.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]