English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ F ] / Family is everything

Family is everything tradutor Turco

178 parallel translation
My family is everything to me.
Ailem benim herşeyim.
- ln Sicily, the family is everything.
- Sicilya'da aile önemlidir.
On Cardassia, family is everything.
Kardasya'da aile her şeydir.
Family is everything.
Aile her şeydir.
Family is everything, no?
Aile her şeydir, değil mi?
Look, family is everything to you, Tom.
- Aile senin için her şeydir, Tom.
Family is everything.
Aile her şeyimizdir.
"Our family is everything, the best thing I ever did in my entire life."
"Ailemiz her şey, hayatım boyunca yaptığım en iyi şey."
Well, Mr. Foster, to a family such as ours, honour is everything.
Bay Foster, bizim ailemizde onur en önemli şeydir.
Everything about you is ugly - your mama, your father, the whole family is ugly.
Senin her şeyin çirkin, annen, baban, tüm ailen çirkin.
"Almost" is good enough for everything else in this family, isn't it, Davie?
Yaklaşmak bu ailede diğer her konuda yeterlidir ama, değil mi, Davie?
My end is 2,5 million... plus I'm boss of the Prizzi's... with heavy points in everything the family does.
Şu anda 2,5 milyon..... artı Prizzi'lerin aile işlerinin hepsinden öyle ya da böyle hissem var.
Just the meaning that before... a minute, an hour before, you were part of a family, you were part of a wife or a husband, and now, all of a sudden, everything is dead.
Bir dakika, bir saat önce bir ailenin bir üyesi, karısı ya da kocası olduğunu düşünmek ve sonra aniden bir bakmışsın her şey yok olmuş.
Everything which belongs to that family is bad for you.
O ailedeki bütün sebzeler bana dokunuyor.
I like the Cohen family an I wanna live in the Cohen house there's always something goin on, kinda like the Osbournes is everything ok?
Hiç böyle bir yemek yememiştik. - Bu doğru değil. Ben hep yemek yaparım.
The family - is everything all right?
Ailenle konuştun mu? İyiler mi? Her şey yolunda mı?
They're just... adorable. Their relationship is everything that our family's isn't.
İlişkileri bizim ailemizin olamadığı kadar güzel.
His job is everything, he has no family he counts me as a friend.
Richard... - Bu iş onun her şeyi. Bu adamın gerçek bir ailesi yok.
Wanting everything to go perfectly, the female assures the male... that her family is loving and happy and normal.
Her şeyin mükemmel gitmesini isteyen dişi, ailesinin sevecen, mutlu ve normal olduğuna erkeği inandırıyor.
You work hard, you have a wonderful family, you have a successful business, everything in life is going your way- - then you start to ask yourself,
"Bir yıldızla yaşamak." Sıkı çalışıyorsun, harika bir ailen var başarılı bir işin var hayatta her şey istediğin gibi gidiyor, sonra kendine sormaya başlıyorsun...
Everything I do is for my family.
Yaptığım her şey ailem için.
To be orphaned in a tribal society where clan and family relationships are your keys to everything... success, status, honour, dignity... is to face what it really feels like to be marginalised.
Tıpkı modern toplumlarda olduğu gibi kabilelerin de kendilerine özgü... kuralları, bağlılıkları, gelenekleri ve kültürleri vardı... Hz. Muhammed daha çocuk yaşta bu kültürü aldı.
Maybe one day you'll have a family of your own, and you'll find out how hard it is to try to do everything right all the time.
İlerde belki bir gün, senin de kendi ailen olduğunda, her şeyi, her zaman doğru yapmaya çalışmanın, ne kadar zor olabileceğini öğreneceksin.
Is everything okay again within your family?
Kutsal ailemizde her şey normale döndü mü?
Okay, so everything we need is right here... and we have a happy, all-american family shotgunned to death in their home. Except the dad and the toddler. Right, but the toddler belonged home.
- Tamam, öyleyse ihtiyacımız olan her şey burada ve evlerinde silahla vurularak öldürülen mutlu bir Amerikalı ailemiz var.
In all fairness, everything he has is tied up in family trusts.
Sahip olduğu her şey ailesinin kontrolünde.
Their brand driver is family magic and everything that the company does is in and around those two words.
Marka sloganları aile büyüsü ve herşey şirketin yaptıkları bu iki kelime içinde ve etrafındadır.
I went to see my family, travelling, everything's worked out and I have a new job.
Seyahat ettim, ailemi görmeye gittim. Hepsi de işe yaradı. Bir de yeni iş buldum.
After the initial shock wears off about that trust fund for the family dog. or the opera seats left to the gardener. there is at least the sense that everything is finally out on the table.
Köpeğe bırakılan para veya bahçıvana bırakılan opera biletlerinin, şoku atlatıldıktan sonra, nihayet her şeyin ortaya çıktığı duygusu hakim olur.
After everything, this is how you thank me, by embarrassing me in front of my family?
Her şey, sonra bu bana teşekkür nasıl, ailemin önünde beni utanç verici tarafından?
His mother had to do everything by hand, just backbreaking work from sunup to sundown, not to mention the countless other sacrifices she probably had to make to take care of her family.
Annesi her şeyi elleriyle yapmak zorundaymış, Güneşin doğuşundan, batışına kadar yapılacak bel ağrıtıcı bir sürü iş. Ailesine bakmak için yaptığı diğer fedakârlıklardan söz etmiyorum bile.
Dinozzo, I want everything there is on Watson and his family by the time I get back.
Dinozzo geri geldiğimde Watson ve ailesiyle ilgili herşeyi öğrenmek istiyorum.
Everything I do is for my family.
Her şeyi ailem için yapıyorum.
In case you haven't noticed, this family is going through a really hard time and you're just making everything a lot worse.
Fark edemediysen diye söylüyorum bu aile zor bir dönemden geçiyor ve sen her şeyi çok daha zor yapıyorsun.
I look out at my family having fun and laughing... and everything in me is screaming for help.
Ailem gülüp eğleniyor ve benim içimdeki her şey yardım çığlıkları atıyor.
MY FRIENDS, MY FAMILY, EVERYTHING I KNOW IS GONE.
Arkadaşlarım, ailem, tanıdığım her şey gitti.
My friends, my family, everything i know is gone.
Arkadaşlarım, ailem, tanıdığım her şey gitti.
This is about your disrespect for me, this family and everything we stand for.
Bu senin bana, bu aileye ve katlandığımız her şeye karşı saygısız olmanla alakalı.
What she seems to be is someone who's doing everything she can keep her family together under unthinkable pressures since her husband was- -
Ben onu, ailesini birarada tutabilmek için herşeyi yapabilecek biri olarak görüyorum. Hem de kocasının akıl almaz baskısı altında-- -
Look, I know things haven't been very easy around here, everything with Caleb and your father leaving, but this is the only family we have, and I really want it to work, and not just for the photo shoot.
Bak, biliyorum, son zamanlarda işler pek kolay değil, babanın gitmesi, Caleb falan, ama sahip olduğumuz aile bu, ve ben bunun yürümesini istiyorum. Sadece fotoğraf çekiminden bahsetmiyorum.
Father, everything is here. My home, my family
Baba burası herşey.Ailem, yuvam
That family is the heart of everything, even existence.
Aile her şeyin kalbidir, varoluşun bile.
Is family the heart of everything- - even existence?
Aile, varoluş dahil olmak üzere, her şeyin kalbi midir?
All right. So we need to figure out everything there is to know About that creepy-ass family in that creepy-ass painting.
O zaman tüyler ürpertici aile ve resim hakkında her şeyi öğrenmeliyiz.
All sorts of studies talk about how family dinner is like Super Glue, holds you together and fixes everything that's broke.
Bütün araştırmalar aile yemeğinin süper yapıştırıcı olduğunu söylüyor. Bir arada tutar ve kırık olan her şeyi yapıştırır.
God is my witness, there is only this factory left from everything the Arifoglu family had.
Allah seni inandırsın, koskoca Arifoğullarının elinde kala kala bu fabrika kaldı.
Everything I've worked for is riding on our family being able to sit through a single meal together and smile.
Çalıştığım her şey ailemizin bir yemeğin sonuna kadar somurtmadan ve bir arada oturmasına bağlı.
This is about that kid whose whole family has lost everything- - devastated by Katrina.
Bu, her şeylerini kaybetmiş bir çocuk ve ailesiyle ilgili. Katrina onları mahvetmiş.
It is another to leave everything behind- - your wife, your family, your job- - chasing a theory that is pure fantasy.
Karın, ailen, işin. Her tarafı fanteziden ibaret bir teorinin peşindesin.
You, Lori, everything that's happened to this family is all because of me.
Sen, Lori bu ailenin başına gelen her şey benim yüzümden oldu.
That everything is settled now in your family for a union between yourself and Mr Elliot.
Bay Elliot ile sizin evliliğiniz konusunda, ailede herşey kararlaştırışmış.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]