English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ L ] / Like animals

Like animals tradutor Turco

1,425 parallel translation
We're kind of like animals that way.
İçgüdülerimizle hayvanlara benzeriz.
I don't know if I can be with somebody who doesn't like animals and thinks I'm a mental person.
Hayvanları sevmeyen... benim deli olduğumu düşünen... biriyle, daha fazla beraber... olacağımı zannetmiyorum.
They could look like animals, or even like us.
- Bize yada hayvanlara benziyor olabilirler.
We're acting like animals... over what?
Hayvanlar gibi hareket ediyoruz, ne için?
- He leaves us to die like animals.
- Aynı hayvanlar gibi ölmemiz için bizi bıraktı.
I like animals.
- Ben hayvanları severim.
He left the three of them like animals.
Hayvan bırakır gibi bıraktı üçünü.
Don't panic. They're like animals. They can smell fear.
Panikleme, çünkü onlar hayvanlar gibi korkunun kokusunu alırlar.
Butchered like animals.
Hayvanlar gibi doğrandılar.
Like animals?
- Hayvanlar gibi mi?
That's right, like animals.
- Evet hayvanlar gibi.
You have all behaved like animals.
Hepiniz hayvanlar gibi davrandınız.
I like animals which look at the sky.
Gökyüzüne bakan hayvanları severim.
If you like animals, we will bring you a bear from Russia. Or maybe a tiger from Siberia.
Hayvanları seviyorsan sana bir Rus ayısı veya bir Sibirya kaplanı getirebiliriz.
They like animals there.
Orada hayvanları severler.
They're hunting us like animals.
Bizi hayvan gibi avlıyorlar.
And according to Anza in this specific case, humans are not like animals.
Anza'ya göre de bu vakada insan, hayvanlardan farklı tepki veriyor.
Well, if you like animals, you won't wanna disappoint that pony over there.
Hayvanları seviyorsan şuradaki midilliyi üzmek istemezsin.
They get like animals.
Hayvandan farkları yok.
Living like animals.
Hayvanlar gibi bir yaşam
We came from the Black Sea and Asia Minor seeking a homeland... and they're carting us around here and there like animals!
Karadeniz'den ve Küçük Asya ( Anadolu )'dan bir yurt arayarak geldik... onlarsa bizi hayvanlar gibi oradan oraya gönderip duruyorlar!
The house that Khaled bought Dolly Auntie and Hassan Uncle has bushes shaped like animals.
Khaled'in Dolly teyzenle Hassan eniştene aldığı evin hayvan şeklinde çalıları var.
That's so adorable, with the animals shaped like letters.
Çok güzelmiş. Harf şeklinde hayvanları var.
Or, like, when they go out killing animals and whatnot?
Ya da başka bir hayvanı avladıklarında?
The hedgehog is still very much a creature of the night, but it's too big to hide in the leaf-litter, making it vulnerable to attack from animals like foxes.
Kirpiler aslında geceleri dolaşır ama artık yapraklar arasında gizlenemeyecek kadar büyüdüğü için tilki gibi hayvanların saldırılarına maruz kalabilir.
when the current fix up speed time lap photographs shows how these soft corals inflate like balloons to trap passing animals
Şu anki film biraz hızlandırıldığında hızlandırılmış fotoğrafçılık bize bu yumuşak mercanların balon gibi şişerek geçen besinlere nasıl tuzak kurduğunu gösteriyor.
"It was not Grace's pride that kept her going during the days when fall came and the trees were losing their leaves," "but more of the trance-like state that descends on animals whose lives are threatened,"
Sonbaharda, yapraklar dökülürken dayanmasını sağlayan şey gurur değil hayatı tehlikede olan hayvanlar gibi duygularının uyuşmasıydı.
It's like watching one of those animals get killed on the Discovery Channel.
Bu aynı Discovery Channel'de şu hayvanlardan birinin öldürülmesini izlemeye benziyor.
Ancient cultures, civilizations, Used to sacrifice animals, Like cattle and rabbits and goats and such
Antik kültürler, uygarlıklar... inek, tavşan, keçi gibi hayvanları kurban ederlerdi.
Animals don't like to move much when it's windy.
Rüzgar olduğunda hayvanlar çok fazla hareket etmeyi sevmezler.
Hunters use hash marks to count out the nights that they've been here, how many animals they got. Stuff like that. " We were here, got some deer.
Neler yaptığımıza dair çeşitli yazılar yazar, ne kadar kaldığımıza dair işaretler bırakırdık.
With no mouth and no stomach, and planted permanently in the rock, the tubeworms at first seemed more like plants than animals.
Kayaların çevresinde bir şeyler yiyemedikleri için tüp solucanlarına göre bitki ve hayvanlar daha iyi.
But Atlantean inventors always base their designs on real animals. Like the giant squid.
Atlantisli mucitler tasarımlarını dev ahtapot gibi gerçek hayvanları örnek alarak yaparlar,
But if you eat normal animals, like elk, moose, guinea pig...
Fakat eğer normal hayvanlar yersen... Mesela Geyik, Kanada geyiği, hintdomuzu...
What does that mean? Like, sacrificing small animals?
Bu, klasik bir kişilik çözünme sorunu gibi görünüyor.
Like, not to mention the animatronic animals... like our magical eagle friend, Paco.
Bahsetmeye gerek bile yok aslında, animatronik sihirli kartal arkadaşlar, Paco gibileri.
Bed-wetters like you are no better than animals.
Senin gibi yatak ıslatıcıların hayvanlardan iyi bir yanı yoktur.
Animals don't like money, we do!
Hayvanlar parayı sevmez, biz severiz.
You need cops like me to catch animals like that.
Böyle hayvanları yakalamak için benim gibi polislere ihtiyacınız var.
Well, I didn't become a zoo keeper just to behave like one of the animals.
Buradaki hayvanlar gibi davranmak için hayvan bakıcısı olmayı istemedim.
They hunted us like wild animals.
Bizi vahşi hayvanlar gibi avladılar.
And with alien plants came alien animals with bizarre adaptations to exploit the new foods, like the improbable four stomachs of an eland that can digest tough grass like a cow does.
Bu yeni bitkinin ortaya çıkmasıyla, canlılar da onlarla beslenmek için tuhaf değişimler gösterdiler. Şu an ineklerin otları sindirdiği gibi dört parçalı mide geliştirdiler.
Since our story began, our ancestors, like all animals, have lived within the confines of the world around them.
Hikayemiz başladığından beri, atalarımız, diğer hayvanlar gibi, onları çevreleyen dünyanın sınırları içinde yaşadılar.
Few other hunting animals can match a fossa for speed through the treetops, and few can descend head-first like this.
Çok az avcı hayvan, ağaçların tepesinde fosanın hızına ulaşabilir çok azı onun gibi baş aşağı inebilir.
We're all in the same boat... and if we want to be treated with dignity... first we must act like human beings, and not animals!
Hepimiz aynı gemideyiz. Bize saygılı davranılmasını istiyorsak önce biz insan gibi davranmalıyız, hayvan gibi değil!
How can man learn... to defend himself by watching animals behave like... animals?
İnsan nasıl olur da hayvanları seyrederek, onlar gibi davranarak kendini savunmayı öğrenir?
[Man] As well as paint balloons, super-gluing faculty doors, releasing lab animals - and most important, I'd like to remind you - that if you must - urinate, please - do it in a toilet :
Bunların yanısıra boya topları, külotlu ağaçlar, süper yapıştırıcılı fakülte dolapları, laboratuvar hayvanlarını serbest bırakmak, ve en önemlisi, hatırlatmak isterim ki eğer... işemeniz gerekirse,... lütfen... tuvalete yapın.
I am a man of science, who has perfected... the neuro-electrical, photo-pulsar-based... methodology to isolate the genome on the dna strand... which will allow me to transform dumb animals... into dumb human beings- - just like you!
DNA dizini üzerindeki genomu... izole eden nöro-elektriksel, foto-pulsar-tabanlı... yöntemi geliştiren bilimadamıyım ben... bu benim sersem hayvanları tıpkı sizin gibi... budala insanlara dönüştürmemi sağlayacak!
You know, chiggers... they're, like, the smallest animals on earth to have such a harmful bite.
- Bu böcekler dünyanın en küçük hayvanlarındandır. - Isırırlar ve insanın canını çok yakarlar.Zehirli sarmaşık gibi.
Branded orphans and hunted like wild animals.
Çoğumuz öksüzdük.
The humans are like foolish animals.
İnsanlar tıpkı aptal hayvanlar gibi.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]