English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ R ] / Really good

Really good tradutor Turco

18,160 parallel translation
- That backhand felt really good today.
- Ters vuruşum bugün baya iyiydi.
I'm a really good assumer.
Çok iyi tahmin ederim.
Really good to see you, Danny. Yeah, you too.
- Seni gördüğüme gerçekten sevindim Danny.
You're really good.
Sen gerçekten çok iyisin.
- Really good.
- Gerçekten iyi.
Ramón is taking really good care of you.
Ramón size gerçekten iyi bakıyor.
He's in a really good place.
Keyfi yerinde hem.
I'm in a really good place right now.
Ben şuan gayet iyi bir yerdeyim.
I mean, really good money.
Cidden iyi para.
It's really good to see you.
Seni görmek çok güzel.
- I think it's a really good idea.
- Bence bu gerçekten iyi bir fikir.
'Cause I'm really good at what I do.
Yaptığım işte iyiyim de ondan.
First he thought I was doing a really good prank, but eventually I think he understood.
Önce çok iyi bir şaka yaptığımı sandı ama eninde sonunda anlayacak.
I'm making really good progress with her.
Onunla gerçekten iyi ilerliyorum.
We got you on a Quantum slaughter, and you're looking really good for Retro Girl's murder.
Seni bir Quantum katliamının ortasında yakaladık, ve Retro Girl'ün katili olma ihtimalin de yüksek.
Look, I'm really good at this stuff, but even I need help sometimes.
Bak, bu işlerde oldukça iyiyim, ama bazen benim bile yardıma ihtiyacım olabiliyor.
Uh, that... that was really good.
Bu gerçekten çok iyiydi.
I had a really good chat with him last night.
- Dün gece güzel muhabbet ettik.
He had a good... I mean, a really good job at the building society.
İnşaat firmasındaki işi çok çok iyiymiş.
Okay. You had a really good first day.
İlk günün çok iyi geçti.
But it's really good to see you.
- Ama seni görmek gerçekten güzel.
It's really good to see you, too.
- Seni görmek de öyle.
We celebrate all the time but we pull out the really good stuff for you.
Biz hep bir şeyleri kutluyoruz ama en kaliteli şampanyayı senin için sakladık.
- Really good.
- Çok iyiyim.
You can also be really good at picking locks.
Kilitlerle aranın iyi olması da yeter.
This is really good for something completely illegal.
Bu yasadışı bir şey için çok güzelmiş.
Um, no, I'm not really good at that.
Hayır. O işte o kadar da iyi değilim.
You're doing really good.
Harikasın.
Put a little bit of this in some dirty bombs, dip some bullets in it, you're gonna hurt a Xibalban really good.
Bombaların içine biraz bundan koy, mermileri buna batır, Xibalbanların canını fena yakarsın.
By the way, they make really good tea.
Bu arada, çok güzel çay yapıyorlar.
Meredith, you got really good at being alone.
Meredith, yalnız olmakla ilgili bir sorunun yok.
- Because you're doing that puffy chest thing you do when you feel really good about yourself.
- Çünkü yine kendinle gurur duyduğun zaman... -... hep yaptığın gibi göğsünü kabarttın.
You are really good at lying to yourself.
Kendine yalan söylemekte çok iyisin.
- Are you really good at being in denial?
- İnkar etmede o kadar mı iyisin?
It's really good to see you again, man.
Seni tekrar görmek gerçekten güzel dostum.
- Man, that really resonated with me. - Oh, good.
- Dostum bu bende gerçekten yankı uyandırdı.
Do you really think it's a good idea?
Sence bu iyi bir fikir mi?
Yeah, 100,000 users sounds good, but what really matters is how long they stay on.
Evet, 100.000 kullanıcı kulağa hoş geliyor olabilir... Ama en önemlisi ne kadar süre böyle çevrim içi kalacakları.
Is that really a good idea?
Bu iyi bir fikir mi?
- I really don't think it's a good idea- -
- Gerçekten çok iyi bir fikir...
Can you imagine what they would think if they knew how good I really am?
Sahiden ne kadar iyi olduğumu gördüklerinde ne düşüneceklerini hayal edebiliyor musun?
I really don't think this is a good idea.
İyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum.
Good, because the FBI believes what they really are is a human trafficking organization.
Güzel çünkü FBI aslen insan ticareti yaptıklarını düşünüyor.
Do you really think he's gonna make good on that deal?
Anlaşmayı yaptıktan sonra bu vaadi yerine getireceğine gerçekten inanıyor musun?
For the past five years, I have been really missing all of this, but it's not good crystal that makes a life.
Son beş yıldır bütün bunları çok özlüyordum ama bu değerli kristaller hayatı hayat yapmıyor.
Oh, it's good. But I don't really go anymore.
Güzel ama ben pek gitmiyorum artık.
I don't really go in for the Good Samaritan side of things.
Bu konuda merhamet beni ilgilendirmiyor.
I don't really go in for the Good Samaritan side of things.
Merhametiniz falan beni ilgilendirmiyor.
This is too good for you. If you really had Gerard, he'd be down here right now.
Bu size fazla, eğer Gerard sizin yanınızda olsaydı burada olurdu.
And one time, I fought back, but I... I really fought back. Good.
Bir seferinde karşılık verdim ama tam karşılık verdim.
Look, I think you're a good person, I really do, but you got it wrong, and a lot of people got hurt.
Bak, senin iyi bir insan olduğunu düşünüyorum, gerçekten, ama sen yanlış anladın, ve bir sürü insan zarar gördü.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]