English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ T ] / Trusting

Trusting tradutor Turco

1,981 parallel translation
Molly, you're my first cousin, and your parents are trusting me to show you around Chicago universities.
Molly, kuzenimsin ve ailen Chicago üniversitelerini sana göstermem konusunda bana güveniyor.
You know you're very trusting of him, given the circumstances.
Stefan'ın bu durumuna bakarsak, ona fazla güveniyorsun.
Prove to me that there's something inside of you That's actually worth trusting.
Bana içinde bir yerde güvenilmeye değer bir şey olduğunu kanıtla.
I deserve to go to jail for trusting the charity's money to this thieving bastard!
Hapse girmeyi hak ediyorum ben Bu şerefsiz hırsızlara, vakfın parasını yatırdığım için!
I'm so proud of you for sticking it out at that place and for trusting me to find your grandma.
Böyle bir mahalleden düzgün biri olarak çıktığın ve tabi büyükanneni bulmam konusunda, bana güvendiğin için
If you two don't start trusting each other again... somebody's gonna end up dead.
Birbirinize güvenmeye başlamazsanız birinizin sonu ölüm olacak.
Guess that's what I get for trusting some black guy.
Sanırım siyah birine güvenmemin cezası bu.
We have to start trusting each other again.
Yine birbirimize güvenmeye başlamalıyız.
And I know in my gut, it's not safe for them to be so trusting.
İçgüdülerim ona bu kadar güvenmenin o insanlar için güvenli olmadığını söylüyor.
Perhaps our greatest flaw is that we are too trusting.
Belki de en büyük hatamız fazlasıyla güveniyor oluşumuzdur.
Please, I know I'm asking you to take a risk and trust me, but you'd be taking a bigger risk not trusting me.
Lütfen, risk almalı ve bana güvenmelisiniz. Ama bana güvenmeyerek daha çok risk alıyorsunuz.
You have a hard time trusting people, don't you?
İnsanlara güvenmeme sorunun mu var?
I'm trusting Chad to look into it, against my better judgment.
Chad'a delil arıyor... Bende ona güveniyorum.
Listen, I'm cutting you slack here, I'm trusting you, but out there somewhere, some poor bastard's covered in Semtex and he's just waiting for you to solve the puzzle, so just tell me, what are we dealing with?
Bak, sana serbestlik tanıyorum, sana güveniyorum,... orada zavallının biri patlayıcılara sarılmış halde senin bulmacayı çözmeni bekliyor, bana neyle karşı karşıya olduğumuzu söyle.
I can see how you think that, but I used to be a lot more trusting.
Neden böyle düşündüğünü görebiliyorum. Eskiden insanlara daha fazla güvenirdim.
Well, I think you have to start by trusting your son.
Oğluna güvenmekle başlayabilirsin sanırım.
You are telling me that you are trusting the fate of a multibillion dollar facility to a 13-year-old boy?
Bana milyar dolarlık tesisin kaderinin 13 yaşında bir oğlana mı emanet olduğunu söylüyorsun?
Long history of judgment trusting with Allison.
Allison'la sağduyu-güven üzerine uzun bir mazimiz var.
And why are we suddenly trusting "A"?
Ve neden hâlâ "A" ya güveniyoruz?
We should believe you, because last time trusting you worked out so well.
Sana güvenmeliyiz aslında. Çünkü geçen sefer çok işimizi görmüştün.
I don't understand why he keeps trusting her.
Ona güvenmekte neden bu kadar ısrarcı, anlamıyorum.
Thank you for trusting me with it.
Bu konuda bana güvendiğin için teşekkür ederim.
This is what I get for trusting a drunk... a drunk!
Bir sarhoşa güvenirsen olacağı bu!
Wow, you're just trusting'Bob left and right, aren't ya?
Vay canına, Bob'a sonuna kadar güveniyorsun, öyle mi?
Trusting everyone is the same as trusting no one.
Herkese güvenmek hiç kimseye güvenmemekle aynı şey.
That I'm an asshole for not trusting auggie.
Ben Auggie'ye güvenmediğim için adi herifin biriyim.
We have to start trusting her, Jim.
Ona güvenmeye başlamamız lazım, Jim.
Well, except for the part about him not trusting the cops to give him a fair listen.
Kanal 10'a söylediklerinin hiçbirini. Polislerin onu dinlemeyeceği düşünüp güvenmediğini saymazsak.
Trusting the Agent beside you has your back.
Kendin dışında bir ajanın arkanı kollamasına güvenmek.
Just trusting the good lord's going to lead me where I need to go.
Gitmem gereken yere kadar Yüce Tanrı'nın bana rehberlik edeceğine güveniyorum.
Wow. You did time and they're trusting you with this?
Hapis yattın ve bu işte sana güveniyorlar demek?
You did time and they're trusting you with this?
Hapis yattın ve bu işte sana güveniyorlar demek?
For trusting Lonnie Daws.
- Loonie Daws'a güvendiği için.
But I feel stupid for trusting you.
Sana güvendiğim için aptal gibi hissediyorum.
But here I am, trusting you to take care of my patient. Maybe I'm the crazy one.
Ama ben, hastalarıma bakım konusunda sana güveniyorum.
No, just, you know, in general-trusting.
Hayır, genel anlamda güvenme konusunda.
- Thank you for trusting me.
- Bana güvendiğin için teşekkürler.
But please... keep trusting your gut.
Ama lütfen sezgine güvenmeye devam et.
Then I'll be trusting you.
O zaman size güveniyorum.
And I also thought that trusting your cherished ones and facing your demise... did not mean squandering your life in vain.
Ve ayrıca seni seven birine güvenmek ve ölümle yüzleşmek hayatımı boşa harcamadığımı gösterdi.
All Mr. Byrnes is suggesting is that maybe inadvertently you're taking advantage of a gentle, trusting soul who clearly is an amateur when it comes to home construction.
Bay Byrnes'ün dediği şu ki siz bu işi geciktirerek, adil olmayan bir kazanç sağlamak istiyorsunuz ve çalışmalarınızı da çok amatör bir şekilde yapıyorsunuz.
If we don't start trusting our children how will they ever become trustworthy?
Eğer çocuklarımıza güvenmeye başlamazsak onlar nasıl güvenilir olacaklar?
You are too trusting.
Herkese aşırı güveniyorsun.
I won't make the mistake of trusting him again.
Ona tekrar güvenmek gibi bir hataya düşmeyeceğim.
There's no trusting you, love.
Sana güven olmaz, aşkım.
I wish you could learn to release your fear of trusting anyone.
Umarım insanlara güvenme sorununu aşabilmeyi öğrenebilirsin.
Who is going to be trusting you with this money, huh?
- Sana kim güvenip de para verir?
That was Ed really trusting his instincts about a very specific thing that he needed to say, and he wanted to do it in a way that was antagonistic.
Özel bir konu hakkında içgüdülerine güvenen Ed konuşma ihtiyacı duyuyordu, ve söylediklerini muhalif bir biçimde aktarmak istiyordu.
By trusting me, for example.
Bana güvenmen nasıl olurdu?
I don't blame you for not trusting people.
İnsanlara güvenmediğin için seni suçlamıyorum.
- Or maybe I'm just too trusting.
- Belki de çok çabuk güvenen birisiyimdir.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]