English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ W ] / Which are

Which are tradutor Turco

10,813 parallel translation
Right, tennis shoes, which are spotless, but not new, which, four, you would have called "sneakers" if you really were from the Northeast, as opposed to... the West Coast?
Aynen, tenis ayakkabısı, lekesiz ama yeni değil ki dördüncü olarak, "spor ayakkabısı" demez miydin Batı Yakası'nın aksine eğer gerçekten Kuzeydoğu'dan olsaydın?
- And which are you?
- Peki siz hangi taraftasınız?
Most of which are in detention.
Çoğu gözaltındaydı.
Both of which are fast-tracks to a bullet in the head.
İkisi de kafaya kurşun yemek için hızlı yollardır.
Which one are you? Human or Zygon?
Hangisisin sen?
I need to know. Which one are you?
- Bilmem gerekiyor, hangisisin?
Wait, which Indian guy are you talking about? Dude.
- Hangi Hintli adamdan bahsediyorsun sen?
I'll pull up my research on the facility, start targeting which thermostats are the most accessible.
Tesis ile ilgili araştırmalarımdan hangi termostatın ulaşıma en açık olduğuna bir bakayım.
Apparently, medicine which I prescribed are not working.
Görünen o ki, yazdığım ilaç işe yaramamış.
Your mission, determine which ones are the real deal and close that hatch on them.
Senin görevin hangilerinin zombi olduğunu tespit etmek ve onların kapısını kapatmaktır.
Nope, their wounds are from a downward angle, maybe 45 degrees, which means they probably all were shot from up there.
- Hayır, aşağı yönlü 45 derecelik, bir açı ile, demek istediğim muhtemelen onlara şuradan ateş edildi.
And that you will well and faithfully discharge the duties of the office on which you are about to enter,
Tam bir sadakatle görevlerini yerine getireceğine bağlı olduğun bu senatoya inanç ve sadakatle hizmet edeceğine...
By the eye of the serpent, which blazes overhead, the eye which flies in the sky but once a turning, see we are worthy, see we are ready, and have prepared the pure vessel for you.
İblisin üzerimizde ışıldayan gözü. Gökyüzünde bir kez uçan gözü. Hak ettiğimizi gör.
You know, boys, there are a lot of people who would like to get to me through you, which is why you have to stay close to Race.
Biliyorsunuz çocuklar, sizi kullanarak bana ulaşmak isteyen birçok insan var. Bu yüzden Race'in yanında kalmalısınız.
And if there is a portal, which I will have to see to believe, you are diving into very dangerous waters here.
Eğer bir geçit varsa, ki inanmak için görmem gerek çok tehlikeli sularda yüzdüğünüzü söylemeliyim.
There are clues in each, which point to credible threats... threats that will come to fruition in six hours if you can't find out what they are and stop them.
İçeride çok önemli tehditlerin ipuçları var. Ve bu tehditler amacına altı saat içinde ulaşacak. Tabii olayı kavrayıp ne olduğunu bulamazsanız.
And we can't find out who they are until they get back to work, which means making them think that Alex is behind bars.
Yeniden iş başı yapana kadar da kim olduklarını bulamayız. Bunun için de Alex'in parmaklıklar ardında olduğunu düşündürüyoruz.
Okay, which ones are the mercury switches?
- Peki, hangileri cıvalı anahtar?
"B," you said your name was Alex, and, "C," well, you are the most beautiful woman here, which shouldn't bug me, but weirdly, it kind of does.
Adının Alex olduğunu söylemiştin. Buradaki en güzel kadın da sensin. Bu beni rahatsız etmemeli ama biraz ediyor yine de.
There are stumbling blocks, even for you spreading sunshine, but it's not in your hands which turn your fate takes to reach your destiny.
Güneş ışığı yayarken bile bazı güçlükler var. fakat kaderini değiştirmek... Bu senin ellerinde olan bir şey değil.
So, which of the Nine Lords are you?
Yani, Dokuz Tanrı'dan birisi misin?
Our officers pull over to help Mr. Peppars, for which they are assassinated. But...
Bizimkiler Bay Peppars'a yardım etmek için arabayı kenara çeker ve suikasta kurban giderler.
And now here I am... here we are, we can't say a thing, which means... all she ever really cared about essentially died with her,
İşte buradayım, buradayız bir şey diyemeyiz ki bu da tek değer verdiği şey onunla birlikte öldü demek.
S.H.I.E.L.D. is looking for him, which means so are you.
S.H.I.E.L.D. onu arıyor. Yani sen de onu arıyorsun.
- I have most of Mike's money, asshole, -... so what are you supposed to cooperate with? which is a full third, and you don't even know where that is.
Üçte biri bende, sen yerini bile bilmiyorsun.
what's inside the facility, how close they are to this cure they've been working on, which Inhumans they're holding and where they came from, and finally, what it is the ATCU actually wants with them.
Tesisin içinde olanları uğraştıkları tedaviye ne kadar yakın oldukları hangi nainsanları tuttukları ve nereden geldikleri ve son olarak, YTÖE'nin onlardan gerçekte ne istediğini.
There are also contusions on the back of her hand, which suggest that her arms were limp at the time of the accident.
Ayrıca ellerinin arkasında çürükler olması, kollarının kaza sırasında pörsük olduğunu göstermektedir.
Which is why there are a couple of people I need you to meet.
Bu yüzden tanışmanı istediğim birkaç kişi var.
In order to do this interview, in which she will say that she and the president are divorcing amicably Senator Grant requires a few very simple things.
Bu röportaja katılmanın ve dostça Başkan'la boşandığını söylemesi karşılığında Senatör Grant bir kaç basit şey istiyor.
We live in an era in which the weapons we use to protect ourselves are undermined by constant surveillance.
Kendimizi korumak için kullandığımız silahların sürekli denetim altında tutulduğu bir dönemde yaşıyoruz.
There are a lot of things about which Mary is badly confused.
- Mary'nin kafasının feci şekilde karışık olduğu bir sürü şey var.
I just came by to tell you that Vanessa and I are hanging out tonight, which is exciting.
Bu gece Vanessa'yla takılacağız harika değil mi?
Okay, Mr. Badass, which one are you, Magic or Bird?
Tamam Bay İyi, hangisisin? Magic mi, Bird mü?
You're wrong. I know how good you are, but this is personal for me, which means it will be personal for you, and I can't have that.
Ne kadar iyi olduğunu biliyorum, ama bu benim için kişisel yani senin için de kişisel olacak ve bunu istemiyorum.
Those are identical class actions in which the average payout was $ 1 / 2 million per plaintiff.
Bunlar tamamıyla aynı sınıf hareketler ve ortalama ödeme davacı başına yarım milyon dolar.
And there are trace amounts of it in water, which would explain why Abbie and I briefly saw the Abyzou's form back at the Gonda house.
Suda da gümüş nitrattan izler var ve Abbie ile Abyzou'u Gonda'ların evinde nasıl görebildiğimizi açıklıyor.
I can only surmise that you are hiding, which means you're afraid.
Sadece saklandığınızdan şüphe ediyorum ki, bu da korktuğunuz anlamına geliyor.
The message of Christ, plainly delivered, ever has been e sure touchstone by which men may learn what road they are traveling.
İsa'nın mesajı ulaştırıldı, insanlığın hangi yolda yürüdüğünü öğrensin diye bir mihenk taşı oldu.
Wait, so what you're saying is, while frat boys celebrate an ax murderer, the witches are having their version of Christmas, which makes them all easy pickings for whoever our killer is.
Bir saniye, yani söylemeye çalıştığın şey ; normal insanlar baltalı bir katili kutlarken cadılar da kendi Noellerini yaşıyorlar ki bu da katilimiz için onları kolay hedef yapıyor.
It appears we are being revisited by the alien known as Rick, who once gave our world the gift of gooble box technology, which, when stomped on, generates electricity, powering our homes and businesses, improving our daily lives, while safely removing
Görünen o ki, Rick olarak bilinen uzaylı bizi yeniden ziyaret ediyor. Zamanında "Gooble Kutusu" teknolojisini dünyamıza armağan etmişti. Üzerinde tepinildiğinde evlerimize ve işimize güç veriyor ve günlük yaşantımızı geliştiriyor.
Somewhere on this planet, there's got to be an arrogant scientist prick on the verge of microverse technology, which would threaten to make Zeep's flooble cranks obsolete, forcing Zeep to say microverses are bad, at which point he'll realize what a hypocrite he's being,
Bu gezegende de mikro-evren teknolojisini bulmak üzere olan kibirli, şerefsiz bir bilim adamı olmalı. Böylece Zeep, "Flooble Kolları" nın tarihe karışabileceğini görüp onu, mikro-evrenlerin kötü olduğunu söylemeye zorlar. Böylelikle nasıl ikiyüzlü biri olduğunu anlamış olur.
Oh, Niklaus and Elijah are on intermittent speaking terms, which I've decided to consider progress.
Niklaus ve Elijah tek tük konuşmaya başladı. Aslında gelişme diyebileceğim bir şey.
Which means that even when we're out there, we are not out there together.
Bu da demek oluyor ki biz dışarıdayken bile, aslında birlikte değiliz.
I don't have to tell you- - there are many points at which social and terrorist causes cannot help meeting.
Size söylemem yersiz ama ; Toplumsal davaların ve terör davalarının ortak bir paydada buluşmasını engelleyen bir sürü nokta var.
I am clearly above the minimum height requirement and shall now ride your roller coaster, for which you are an attendant.
İstenilen minimum boy gereksiniminin üzerinde olduğum aşikâr ve bir görevlinizin eşliğiyle hız trenine binebilirim.
Yeah, maybe you could, but you would have to do a spell, which means we would have to take the cuffs off, and we are not going to take the cuffs off.
Evet belki sen yapabilirsin ama bunun için büyü yapman gerek. Bu da kelepçelerini çıkarmamız anlamına geliyor, kelepçeleri çıkarmayacağız. Güvenmiyor musunuz?
Look, whoever these guys are, they are hacked in everywhere, which means anybody you call is gonna wind up dead.
Bak, bu adamlar kimse, her yeri hacklemişler, yani kimi arasan onu öldürtürsün.
Which is why we are in a public space with four exits.
Bu yüzden 4 çıkışı bulunan halkın bolca bulunduğu bir yeri seçtik.
Hey, wait, if the Ghosts are wearing their usual Halloween costume, then how are we supposed to tell which one's Andy?
Hayaletler her zamanki cadılar bayramı kostümlerini giyiyorlarsa hangisi Andy nereden anlayacağız?
You were, which is why you are gonna go over there and you're gonna fix it.
Sendin, o yüzden oraya gidip bu işi çözeceksin.
Maybe I'm looking for the ways in which we are alike.
Belki de benzer olduğumuz yönlerimizi arıyorumdur.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]