Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ I ] / In the middle

In the middle перевод на турецкий

19,214 параллельный перевод
But when you showed up on her doorstep in the middle of the night, she realized that you somehow had inherited Sandy's programming, and her MI6 training wasn't about to let that go to waste.
Ama gecenin bir yarısı kapısında belirince senin de bir şekilde Sandy'nin programına maruz kaldığını fark etmiş ve onun MI6 eğitimi bu fırsatı kaçırmamasını sağlamış.
Although we still don't have an explanation for those creaky floorboards in the middle of the night.
Gerçi döşeme tahtasının, gecenin bir yarısında gıcırdamasına bir açıklama getirilmiş değil henüz.
Unconscious in the middle of the road.
Yolun ortasında bilinç kaybı.
I'm not the one lying in the middle of the street.
Yolun ortasında yatan ben değilim.
We left the mission in the middle of the night, my entire church.
Gecenin bir yarısı misyonu bırakıp tüm cemaatle birlikte orayı terk ettik.
Took her horse and left in the middle of the night.
Atını alıp gece yarısında gitmiş.
- It's up in the middle.
- Ortadan biraz yukarısı.
We kind of started this whole thing off in the middle.
İlişkimize biraz ortadan başladık.
Don't you think that would be too loud in the middle of the night?
Gecenin ortasında çok ses çıkarmaz mı?
This family is in the middle of the worst thing that's ever happened to them.
Aile başlarına gelebilecek en kötü şeyi yaşıyor.
They just stopped in the middle of the highway.
Aniden otoyolun ortasında durdular.
We're in the middle of some... evolutionary transition.
Bazı evrimsel değişimlerin ortasındayız.
Or maybe it's time to recognize that not every problem in the Middle East deserves a military solution.
Ya da belki Orta Dogu'daki her sorunun askeri bir çözüm istemedigini fark etmemizin zamani gelmistir.
No one ever gets sent out in the middle of winter.
Kimse kışın ortasında gönderilmez.
She and her mom took off in the middle of the night.
- Ne? O ve annesi gecenin bir yarısı çıkıp gitmişler.
He's a strong candidate for the Nobel Peace Prize for his role in the Middle Eastern peace treaty, but to his opposition, he's their number one target for assassination.
Nobel Barış Ödülü için güçlü bir aday. Ayrıca kendisini öldürmek isteyen düşmanlarının hedef tahtası.
My law firm's in the middle of a complicated patent lawsuit.
Hukuk şirketim hasta davalarıyla karışmış halde.
He is still in the middle of surgery.
Hala ameliyatta.
I'm in the middle of a battle of nerves with Mo Yeon.
Şu an Kang Mo Yeon'la sinir bozma savaşındayız.
We're in the middle of a minefield.
Mayın tarlasının tam ortasındayız.
But I was in the middle of a terrible earthquake, and I'm a victim of an assault.
Ama ben korkunç bir depremin ortasında kaldım. Ve saldırı kurbanıyım.
Are we going to break up, or are we in the middle of breaking up, or have we broken up?
Ayrılıyoruz muyuz yoksa ayrılmanın eşiğinde miyiz? Ayrıldık mı?
The convict in the middle.
Ortadaki mahkumu.
And I was in the middle of doing three weeks'worth of laundry.
Ben de üç haftalık kirli çamaşırlarımı yıkıyordum.
Uh, hang on, Phil. I'm in the middle of something.
Bir saniye Phil, bir işim var da.
Being on a bus in the middle of Iowa.
Iowa'nın ortasında bir otobüste olmak.
I, um... I woke up in the middle of the night and... Richard was sitting there.
Ben gecenin bir yarısı uyandım ve Richard yanımda oturuyordu.
It's one thing to go hunting for pirates, but pulling Peng out of his bed in the middle of the night...
Korsanları avlamayı gitmek birşey ama gecenin bir ortasında Peng'i yatağından almak...
We were in the middle of shift change.
Ufak bir nöbet değişiminin ortasındaydık.
The one who gets shot, the one who hangs out with Don E. and Blaine and disappears in the middle of the night.
Vurulan, Don E ve Blaine ile takılan ve gecenin bir yarısı ortadan kaybolan çocuk.
'Cause you gave him a corner right in the middle of the Blue Cobras'territory, told him it was his if he could hold it.
Çünkü ona tam göbeğinde bir yer vermiştin. Mavi Kobraların bölgesindeki o yeri elinde tutarsa onundur demiştin.
It seems somehow Brandt Stone got wind of the problems with Kayla Dillon's witness testimony. Called the judge in the middle of the night, got the whole case dropped.
Görüşüne göre Brandt Stone Kayla Dillon'ın ifadesiyle ilgili problemi bir şekilde fark etmiş,... gece yarısı hakimi aramış,... ve davanın düşmesini sağlamış.
What if that's why he marooned himself out in the middle of nowhere?
Ya ıssız bir yerde inzivaya çekilmesinin nedeni buysa?
And if I dream about it in the middle of the night, then it's meant to be.
Ve eğer geceleri rüyama girerse olacağı vardır.
A baby in the middle of the place.
Mutfağın ortasında bir bebek.
We've got one right in the middle.
Tam ortasında bir tane var.
I was in the fifth grade and I started throwing up in the middle of math class.
Beşinci sınıftaydım ve matematik dersinde kusmaya başladım.
I'm not dying in some house in the middle of nowhere.
Hiçliğin ortasında bir evde ölmeyeceğim.
And he said that he loved her, and I was worried about Alicia getting this voice mail in the middle of a campaign, so... I erased it.
Alicia'yı sevdiğini söyledi ve ben de Alicia'nın kampanyanın ortasında böyle bir mesaj alınca endişelendim ve mesajı sildim.
So that I could work with companies like Borns Tech, who make it their mission to fight evil in the Middle East.
Böylece Borns Tech gibi Orta Doğu'daki düşmanlarımızla kutsal savaşımızı devam ettiren bir şirket ile çalışabilecektim.
This case is only about what caused a boat to blow up in the middle of the night, and for that the burden is completely on the plaintiff.
Bu dava sadece ve sadece gecenin bir yarısı teknenin patlamasına neyin neden olduğuyla ilgili bu yüzden bütün sorumluluk davacı tarafta.
But if you tickle a guy in the middle of that ring to get out of a submission, you might step out of the cage and get punched in the face.
Ama o ringde rakibinizden kurtulmak için onu gıdıklarsanız, kafesten atılıp yüzünüze yumruk yiyebilirsiniz.
In the middle of a heated negotiation with a tapioca vendor, no doubt.
Bir muhallebi satıcısı ile hararetli bir pazarlık yapıyordur, kesin.
According to these phone records, Sven took a break in the middle of working on Arrieta to call Michael Haas, the administrator at Willowbrook.
Bu telefon kayıtlarına göre Sven Arrieta üzerinde çalışırken Willowbrook yöneticisi Michael Haas'ı aramak için işe ara vermiş.
No, I just pulled over at a Quik-Stop in the middle of nowhere.
Hayır, hiçliğin ortasında bir mola durağında durdum.
We can't do it from your cabin on top of a mountain, in the middle of nowhere.
Hiçliğin ortasındaki bir dağın tepesindeki kulübenden yapamayız.
... in fact, I'm in the middle of an intensive course in Hindi lessons.
Aslında, yoğunlaştırılmış Hintçe derslerinin ortasındayım.
You don't know what I felt in the South Pole. You-you were literally lost in the middle of a whiteout with no idea where you were.
Sen kelimenin tam anlamıyla tipinin ortasında kaybolmuştun ve nerede olduğun bilinmiyordu.
The best middle distance horse in Europe, with a sky-high market value.
Avrupa'nın en iyi orta mesafe koşucusu. Piyasa değeri tavan durumda.
Imagine the outside legs represent the two individuals in the relationship, while the middle leg represents your union as a couple.
Dış ayaklarınızın ilişkideki iki birey olduğunu hayal edin. Orta ayaklar ise çift olarak birlikteliğinizi temsil ediyor.
They were pretty persistent, the boys in middle school.
Ortaokuldaki oğlanlar çok ısrarcıydılar.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]