Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ L ] / Level one

Level one перевод на турецкий

779 параллельный перевод
State Department vehicle J-one-seven-six-five requesting entry access to KIVA Level One.
Dışişleri Bakanlığı aracı J1765 KIVA 1. seviyeye giriş izni talep ediyor.
Clearance request granted. Proceed to Level One.
İzin verildi. 1. seviyeye ilerleyin.
All personnel, we are now at priority level one.
Bütün personelin dikkatine, şu anda birinci aşamadayız.
Level one precautions remain in effect.
Seviye-1 önlemleri hâlâ devrede.
It's in security parking on level one.
Güvenlik parkı birinci bölümde.
- Level one.
- Birinci bölüm.
In one of the countries of South America where oil production is based on a high level of technology, culture, civilization, and humanity...
Güney Amerika ülkelerinden birinde petrol üretim teknolojisi yüksek düzeyde, kültür, uygarlık ve insanlığa dayalıydı...
Now, look, Jim, you're the one guy that's on the level, and everybody knows that.
Dinle Jim, o seviyedeki tek adam sensin, ve herkes bunu biliyor.
This is the only one on the level.
Bu seviyedeki tek kişi.
But one that brings him down to the level of a sideshow entertainer - - And reflects on the sincerity and sanity of the highest body of lawmakers.
Kendisini sokak soytarısına benzeten kişi senatörlerin içtenliği ve akli dengesi üzerine de iyice düşünmelidir.
Bending over puts the heart level with the brain.
Öne egilme kalple beyni aynï düzeye getirir.
Calypso, statistics show... that if the level of alcohol in the blood exceeds one half of one percent... the blood pressure is affected, a cerebral condition occurs... and then... you're cockeyed.
Calypso, istatistikler gösteriyor ki kandaki alkol seviyesi yüzde 1,5'i geçtiği vakit tansiyon etkileniyor, beyinde bir keyfiyet hissi oluşuyor sonra da sarhoş oluyorsun.
You're the only one I can level with.
Sadece sana açılabilirim.
In the next month, one complete level of the stones will be raised.
Gelecek ay içinde, tam bir kat daha çıkılacak.
This one's a bigger operator on every level.
Karşımdaki her kademede daha yetenekli olanı.
The first one was given by Pierre Schaeffer, and I could tell by the quality of your silence, and by the letters I've received, the level of interest generated...
İIk konuşmacı Pierre Schaeffer. Şimdi sizden sessizlik rica ediyorum. Ve şimdi aldığım mektuplardan konumuzla alakalı olanı...
One tries so hard in life to sort things out on an intellectual-slash-conversational level.
- işleri entelektüel seviyede halletseydik.
Good, got through one level
İyi, ilk katı bitirmiş
'We're level at one-zero-thousand. Returning to heading 2-7-0.
Bir-sıfır-bin seviyesindeyiz, 2-7-0 rotasına dönüyoruz.
I can communicate with them on, on one level.
Bir dereceye kadar iletişim kurabiliyorum ben.
Also, each level is bio-medically cleaner than the one above it.
Ayrıca, her seviye bir üstündekinden biyomedikal olarak daha temiz.
This old dam, ones 60 km to the north of Sedan, she is unbroken, therefore one feared that, if the water level lowered very, if it would obtain to cross the river the foot.
Sedan'ın altmış beş kilometre kuzeyindeki bu köprüye, nehrin çok sığ olmasından dolayı dokunulmadı.
You can stay here and learn on this level, which is quite a bit higher than the one you left, by the way, or you can go back and keep working in the flock.
Burada kalabilir ve bu düzeyde öğrenmeyi sürdürebilirsin ki, geride bıraktığından hayli ileri bir düzey bu, ya da geri dönüp sürüyle birlikte çalışmaya devam edersin.
On some level I'm happy, but I have one hell of a guilty conscience about you and the girls.
Ama tabi bir açıdan da mutluyum. Ama sana ve çocuklara karşı da müthiş bir vicdan azabı içindeyim.
It seems me terrible to risk to this level in the diplomacy without having one trunfo in the sleeve. "
"Elinizde sağlam bir kart olmadan diplomasi kumarı oynamak korkunç bir şey gibi görünmektedir."
One pretended to destroy inequality of fortunes, another the inequality of intelligence, a third undertook... to level the most ancient of inequalities, that of man and woman ;
üçüncü bir kisi ise tüm esitsizliklerin en eskisi olan kadin ile erkek arasindaki esitsizligin kaldirilmasini teklif ediyordu.
And my colleagues and I are of one mind... regarding the moral importance of family unity... on both the moral and ethical level.
Arkadaşlarım ve benim ortak kannatimiz.... ahlak ve iffetin, aile birliğinin korunmasında... çok önemli bir yere sahip olduğudur.
You know, on one level, you could say this is childish.
Bir taraftan bunu çocukça bulabilirsin.
The problems of Middle East are terribly complex and not susceptible to solution in one meeting or two meetings or three meetings or even more at the level at we will be talking.
Orta Doğu'daki sorunlar çok karmaşık ve böylesi bir, iki veya üç toplantıyla çözülemeyecek derecede hassastır.
When one reaches a certain level, it gets lonely.
Yine de...
Now, I usually leave the water level at extra-high reset... because you can't move it from one level to another anyway without going to the restart first.
Ben genellikle suyu çok sıcak seviye ayarlıyorum. İlk önce yeniden başlatmazsa programı değiştirmez zaten.
And, at one point, I heard from somebody that visited Poland that they want to level off the cemetery, do away with the cemetery.
Bir seferinde, Polonya'ya ziyaret gerçekleştirmiş birinden mezarları yok ettikleri, ortadan kaldırdıklarını duymuştum.
There's another one at about waist level.
Başka bir tane de bel hizasında.
Run a level-one diagnostic series.
Birinci seviye teşhis taraması yapın.
- I overshot the mark by one level.
- Hedefimizi bir kat farkla kaçırdım.
- I'm running a level-one diagnostic.
- 1. seviye tanı programını sürdürüyorum.
I want a level-one diagnostic across the board.
Bu sürede de, tabloda kapsamlı seviye-1 kontrolü istiyorum.
Level-one precautions for incoming material remain in effect.
Gelen materyal için seviye-1 önlemleri hâlâ geçerli.
Level-one precautions remain in effect.
Seviye-1 önlemleri hâlâ geçerli.
Level-one precautions remain in effect.
Seviye-1 önlemleri hâlâ devrede.
He's on the level with this one, right?
Bu işte dürüst davranıyor, değil mi?
On one level, the film is an action-adventure story.
Bir bakıma, bu film bir aksiyon-macera hikayesi.
We feel very strongly that the building should have floors... and that's, of course, one per level.
Binaların zeminleri olmalıdır,... elbette her katta bir tane.
It's just kinda interesting'cause on one level, I wanna perform - you know, all men do.
Çok ilginç çünkü bir yandan bunu istedim, her erkek ister zaten.
Decrease illumination level by one-third standard lux.
Işığı üçte bir standart lüks oranında azalt.
It is the level of brain activity at which one dreams.
Bu, rüya görülürken beynin aktif olduğu seviyedir.
I've run a level-one diagnostic.
Seviye 1 tanı testini bitirdim.
Eyes on one level. Shoulders straight.
Gözler hizada, omuzlar dik.
We can get into more detail, but at the first level of approximation, there's two targets for propaganda. One is what is sometimes called the political class.
Eğer ABD düşünce yelpazesinin dar olduğunu, farklı düşünceleri ifade etmenin zor olduğunu düşünüyorsanız neden ABD'de yaşıyorsunuz?
This is one story that's not on the level!
İşte zeminde olmayan bir ev hikayesi!
One person has what looks like a level-five phaser hit.
Bir kişi 5. seviyede fazer ışınıyla vurulmuş gibi görünüyor.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]