English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ L ] / Long overdue

Long overdue Çeviri Türkçe

254 parallel translation
This mind would have laid waste to our whole rotten world, which is long overdue for destruction.
Bu zeka çürümüş, yok oluş vakti çoktan geçmiş dünyamızı tümden yok edebilirdi.
- He's long overdue.
- Şimdiye kadar gelmeliydi.
It could be due to changes in the placenta, since you were so long overdue.
Doğumun çok geciktiğinden plasentadaki değişikliklerden dolayı olabilir.
- Then it's long overdue.
- Fazla gecikmiş.
It's long overdue, sir.
Çok gecikmiş, efendim.
And we shall talk of things long overdue.
Çok geç kalmış konuları konuşmalıyız.
And, in my opinion, it is long overdue.
Kanımca, çok geç bile kalındı.
My visit is long overdue.
Bunu daha önce yapmalıydım.
Though she only made herself dangerously ill due to the very small amount which she swallowed this, nevertheless, caused an intervention from a certain quarter which was long overdue.
Yuttuğu az miktar zehirle... sadece hastalanmasına rağmen... bu olay, uzun zamandır unutulmuş olan birinin... devreye girmesine yol açtı.
For many of us Germans the exterminator is long overdue and I have decided that you, I will save
Bizim gibi birçok Almanın vadesi doldu artık. Ben de seni bundan kurtarmaya karar verdim.
We're long overdue, sir.
- Çok geç kaldık, efendim.
Long overdue.
Çok geç.
We're long overdue.
Çok geç kaldık.
Adama, the time is long overdue for us to honour you for your brilliant leadership in eluding the Cylons.
Adama, seni Cylonlardan kurtuluşumuzdaki görkemli liderliğin için şereflendirmek konusunda çok geciktik.
Max, you'd be the first to admit it was long overdue.
Max, onun bir gün öldürüleceğini biliyordun.
The end is long overdue.
Sonum gecikti.
An explanation is probably long overdue.
Açıklama için gerçekten geç kalındı.
Well, the call's long overdue.
( Çavuş Dedektif Sonny Crockett ) Sanırım arama için sabrımızı deniyorlar.
You're about to attend a funeral... one that's long overdue.
Bir cenazeye katılmak üzeresin... oldukça gecikmiş bir cenazeye.
Well, this conversation is long overdue.
Bu konuşmayı uzun zaman önce yapmalıydım.
It's long overdue.
Çok geride kaldı.
Concerning your retirement, sir I want you to know how much I've enjoyed working with you all these years and how much I hope you enjoy your long overdue rest.
Emekliliğinize gelince... bunca yıl sizinle çalışmaktan büyük keyif aldığımı bilmenizi isterim. Çoktan zamanı gelmiş istirahat yıllarının... tadını çıkarırsınız umarım.
Oh, it's long overdue, Miss Fisher...
Oh, çok uzun zaman oldu Bayan Fisher.
It's long overdue.
O çok önceydi.
We need to talk. It's long overdue.
Konuşmalıyız Aslında çoktan konuşmalıydık.
I just wanted to tell you both that I've come to a decision that's... very important and long overdue.
Size çok önemli ve uzun zamandır geciken bir karara vardığımı söylemek istiyorum.
And so, Mr Speaker, I would like to set out some measures of long overdue reform, and, yes, I may be bold to say it, necessary expenditure...
Bu yüzden Sayın Meclis Başkanı geç kalınmış bir düzenlemeyi harekete geçirmek istiyorum evet, belki de bunun gerekli bir düzenleme olduğunu söylemeye cesaretim vardır.
Lisa and I had our long overdue meltdown.
Lisa'yla ayrıldık, geç bile kalmıştık.
His affairs in France keep him long overdue.
Fransa'daki işleri onu oldukça meşgul ediyor.
Long overdue recognition of our own significance.
Kendi benliğini geç algılama.
Eventualism is the long overdue recognition... of people everywhere of their own significance.
Kadercilik, tüm insanların çok geç de olsa ne kadar önemli olduklarının farkına varmasıdır.
A plane that is due to land. Long overdue.
İnmesi beklenen uçak uzun süre gecikti.
Stop or I'll teach you a long overdue lesson in chivalry.
Kes yoksa sana iyi bir nezaket dersi veririm.
Well, if you ask me, she's long overdue for violent passion surrogate.
Evet, zaten onun tüm yaptığı bu. Modaya uygun, ve kendini beğenmiş olmak..
Your punishment is long overdue.
Cezalandırılman çok gecikmiş.
Your long overdue transfer.
Senin uzun zamndır beklediğin ataman.
In an attempt to give him long overdue recognition the American Institute of Electrical Engineers decided to award Tesla their prestigious Edison Medal.
Çoktan hak etmiş olduğu itibarını kendisine iade etmek adına Amerika Elektrik Mühendisleri Enstitüsü Tesla'yı, seçkin ödülleri olan Edison Madalyası ile ödüllendirmeye karar verdi.
You're all long overdue for some personal leave.
Hiçbiriniz uzun süredir mola vermediniz.
All this was a long overdue solution.
Ama bunların hepsi artık bir çözüm değil.
It's time you had a long overdue family reunion with your brother Charles Xavier.
Ailenin tekrar bir araya gelme zamanı geldi kardeşin Charles Xavier'la.
When you've done that, you can take a richly deserved leave and a long-overdue promotion.
Bunu başardığın zaman, hak ettiğin izne çıkar ve gecikmiş terfini alırsın.
Tonight's the beginning of a revolution long overdue.
Bu gece, çoktan yapılması gereken bir devrim gerçekleşecek.
How long after we're declared overdue can we expect a rescue?
Kurtarılmayı ummak için gecikmemizin üstünden ne kadar geçmesi lazım?
- How long was his book overdue?
- Kitabı ne kadar süredir teslim etmemişti?
Because someone is long overdue for a tub.
Çünkü biri uzun zamandır küvetten uzak yaşıyor.
Eddie is long overdue for a ba...
Eddie'den bahsettiğimi biliyorsun.
Long overdue,
Vakti geldi de geçiyor.
Yes... Tetsuro, you need a bath... And you're long-overdue for a haircut!
Evet... herhangi bir ihtiyacın var mı?
How long are they overdue?
Ne zamandır yoklar?
He was coming to town to get a look at my long-overdue book.
Aslında benim uzun süre önce bitmiş olması gereken kitabıma bakmak için geliyordu.
I owe you a long, overdue apology.
Sana büyük ve oldukça gecikmiş bir özür borçluyum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]