English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ O ] / Of course you can

Of course you can Çeviri Türkçe

2,453 parallel translation
You're right there. Of course you can hear me.
Haklısın beni tabiki duyuyorsun
Of course you can.
tabiki yapabilirsin.
Of course you can.
Tabii ki yaparsın.
" Yeah, of course you can.
" Tabi ki alabilirsin.
"Of course you can, yeah."
"Tabii ki yapabilirsin."
Of course you can.
Elbette evlenebilirsin.
Of course you can't eat that!
! Onu yiyemezsin!
Of course you can.
Tabii ki edebilirsin.
And of course you can see him. But it's gonna be on my terms.
Benim koyduğum kurallara uyarak onu görmeye devam edebilirsin.
And of course you can have any font you want.
Ve elbette, istediğin fontta yazabilirsin.
- Of course you can!
- Elbette yapabilirsin!
Of course you can.
Elbette görüştürebilirsin.
- Of course you can.
- Tabiki oynayabilirsiniz.
- Well, of course you can, dear.
- Elbette gidebilirsiniz hayatım.
Except of course you can't be one of them. You can't be one of the dead because that which has no existence can have no community.
Ama elbette onlardan biri olamazsın çünkü varlığı olmayanın toplumu da olmaz.
- You can. - Of course you can.
Yapabilirsin
Yes, you can. Of course you can.
- Kalabilirsin tabii ki.
Of course you can.
Tabi ki yapabilirsin.
Of course you can.
Elbette sorabilirsin.
- Can I be honest, sheriff? - Of course you can.
- Dürüst olabilir miyim?
Yeah, of course you can stay another week in Italy.
Evet, tabi ki İtalya'da bir hafta daha kalabilirsin.
- Of course you can.
- Elbette yaşayabilirsin.
Of course you can do.
Tabiki yapabilirsin.
Yeah, of course you can.
Tabii ki, görebilirsiniz.
Of course you can, Emily.
Elbette söyleyebilirsin Emily.
- No, no, of course you can.
Tabikide olabilirsin.
- No, of course you can. Don't quit.
Hayır, tabii ki olabilirsin.
Of course you can't.
- Elbette olmaz.
He'll drop you off, of course. You never know, so late at night.
Bıraksın canım, gecenin bu saatinde belli mi olur?
You can select tarmac, which is pavement to us, of course, or gravel or snow, which basically changes the strategy and how the car uses its power to maximize performance on that surface.
Asfaltı seçebilirsiniz, ki bize göre yol yüzeyi budur, tabii ki, çakıl veya karlı zemini, ki bu da temelde stratejiyi ve arabanın o zeminde performansı en yükseğe çıkarmak için ne kadar güç kullanmasını belirliyor.
Of course not, that would just make her dad speed up the other marriage, can't you see?
Tabii ki olmaz, babası o zaman diğer evlilik için iyice bastıracaktır.
I can't have her recognize me, right? No, of course not. Wait, you what? You wear a mask? Yeah, it's a ski mask.
- Dur, maske mi takıyorsun?
Can you refill this coke please? - Yes, of course.
Bir kola daha alabilir miyim?
If you were to stand, I of course would vote for you Prime Minister - of course would vote for you Prime Minister, but I don't think you can win.
Eğer geri çekilmezseniz elbette size oy veririm, Başbakanım. Elbette size oy veririm, Başbakanım. Ama bence kazanamazsınız.
So I said, "Of course, you can." In that moment,
"Elbette görebilirsin" dedim.
You do realize, of course, we can't keep out You-Know-Who indefinitely.
Kim Olduğunu Bilirsin Sen'i sürekli tutamayacağımızın farkındasındır.
That way you can segway into how it's all up to me, of course but before bailing the chick in the hallway, that I might decide to wait until I'm ready.
Sonra da direkt konuya gelirsin ; karar tamamen bana bağlı tabii ama hatuna okulun ortasında çakmadan önce hazır olana kadar beklemem gerektiğini söylersin.
On the contrary... It's about man's own judgement, his own judgement over his own self, which of course God has a hand in, or dare I say : takes part in And whatever he takes part in is the most ghastly creation that you can imagine.
Tam aksine tüm bunlar insanın kendi hükmünün kendi hükmünü kendi benliğinden önde tutması ile alakalı tabii bu işte tanrının da bir parmağı yok değil biraz cüretkar olmak gerekirse, bu işte bizzat yer alıyor ve bu bizzat rol aldığı şeyse hayal edebileceğin en korkunç oluşumlardan birisi.
Can you do that? Of course, I can..
- Tabii ki yapabilirim.
She says you can see them if you're looking at the place they died, at the time of the day they died, and, of course, only if the place is in the shadow.
Diyor ki, eğer onların öldüğü yere öldükleri günün zamanına bakarsan onları görürsün. Ve, tabii ki sadece yerleri gölgedeyse.
Of course... you can trust humans.
Elbette ki insanlara güvenebilirsin.
Of course they're gonna walk off with all your portables, so you can't own nothing. But that's good.
Taşınabilir tüm eşyanı yürütecekleri kesin olduğu için hiçbir şey alamazsın ama iyidir.
Oh, of course, you can try her tomorrow.
Elbette, yarın tekrar arayabilirsiniz.
Of... course you can't.
Elbette... gidemezsin.
Of course, after something like that You can not predict who would survive.
Tabii böyle birşeyden sonra kimin hayatta kalacağını tahmin edemezsin.
Which, of course, means you can forget about CU and Caltech.
Yani CU unutabilirsin. Ve Caltech.
Three minutes, and, of course, you know, when you're dealing with life and death, that can be an eternity.
Üç dakika, ölüm ve hayat arasındaki sınırın tam da kenarındaydık.
That is, until he realized, of course, that even though you can have sexual satisfaction, it doesn't hold a candle to spirited intellectual stimulation.
Şöyle ki, senin de cinsel tatmini sağladığını fark ettiği zaman, elbette eski ateşli birlikteliklerini mukayese etmeyecektir.
- Of course you can.
- Elbette ki kullanılabilir.
And, of course, when you tell a teenage girl that she can't have something, she's gonna want it even more.
Ve tabiki sen ergen bir kıza... onlar bunu yapmayı daha çok isterler.
If you can't... then depending on your "P" value of course... you've statistically proven your hypothesis must be true. Or that Stephen Hawking is Cassius.
o zaman senin "p" degerine gore tabi ki istatiksel olarak hipotezinin doğru oldugunu kanitlamalisin yada stephen hawking cassiustur.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]