English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ T ] / Take me there

Take me there Çeviri Türkçe

1,689 parallel translation
My mom used to take me there.
Eskiden annem beni oraya götürürdü.
"Take me there"
# Al beni de oraya #
"Take me there."
# Al beni de oraya. #
Take me there, do you understand?
Beni oraya götür. Anladın mı?
- I want you to take me there.
- Beni oraya götürmeni istiyorum.
- Take me there.
- Beni oraya götür.
You must take me there.
Beni oraya götür.
And every month, my dad would take me there to visit her.
Her ay babam beni ziyarete götürürdü.
Will you take me there?
Beni oraya götürür müsün?
BECAUSE IF NOT, PLEASE, TAKE ME THERE NOW.
Eğer yoksa beni oraya götür
Sister promised me to take me there.
Ablam beni götüreceğine söz verdi.
Take me there.
Beni oraya götürün.
Take me there.
Oraya götürün.
- He sent me to take you there.
Hayır. - Sizi oraya götürmem için yolladı.
All right, you take her car and you meet me there.
Pekâlâ, onun arabasını al ve benimle orada buluş.
Can you take that around front and meet me there in ten minutes?
Arabayı alıp on dakika sonra ön kapıya gelsen olur mu?
You see there is no reason why even a little porker like this... shouldn't be able to take me straight to the mat.
Gördüğünüz gibi bunu gibi ufak bir domuzcuğun beni yere serememesi için hiçbir neden yok.
I mean, there are plenty of guys at this school that would do anything to take you to dinner and a movie. Give me a break.
Yani, bu okulda seni yemeğe ve sinemaya götürmeye can atan pek çok erkek var bence.
Take me back there, Louis.
Beni oraya geri götür, Louis.
And you take me right there on the pool table.
Beni bilardo masasının üstüne çıkartıyorsun.
If I travel all the way out there and I find that you've been lying to me, I'm going to find you and I'm going to take more than my money back.
- Dinle Paul onca yolu tepip oraya gider ve bana yalan söylediğini öğrenirsem seni bulur ve paramı geri almaktan çok daha fazlasını yaparım.
He's the smart one. He knew what was there and he found me to take it out of the ground.
Toprağın altında ne olduğunu biliyordu ve çıkarmam için de beni buldu.
Hey, let me take a look in there.
Dur da bir bakayım içine.
The kids have been begging me to take them there.
Çocuklar oraya götürmem için yalvarıyorlardı.
I fall again... take the stone from ground... there was dark... someone kick me, probably some worker... or something...
Tekrar düştüm... Yerden taşı aldım.. Hava karanlıktı..
And while I'm there, men are gonna try to take advantage of me.
Ve ben oradayken, erkekler, benden faydalanmaya çalışacaklar.
I make sure there's no trip wire or device that could explode, and if not, I go to the device, dismantle it and take it with me.
Orada bubi tuzağı olmadığından emin oluruz ve imha ederiz. Olmazsa, Alete doğru giderim, onu söker ve yanımda götürürüm.
I was gonna take a train down to Florida'cause I know a couple of hard guys down there who could help me go away for good.
Florida'ya giden bir trende olacaktım. İyiliğimi isteyen tanıdığım bir kaç arkadaşım vardı çünkü orada.
Say, do you think there's enough room for me to crash here while I look for a place willing to take a bull-headed brother who sometimes sticks his foot in his mouth who's really, really sorry?
Sence burada devrilip yatacağım bir yer var mı? Bu arada ben inatçı ve ayağını ağzına sokan bir kardeşi kabul edecek bir yer arayacağım. Ve bu kardeş çok ama çok üzgün.
If you take it, there isn't dick left for me in Buffalo.
Bunu benden alırsan Buffalo'da benim için yapacak bir şey yok demektir.
Oh, listen to me, there's no way he could take you straight up.
Dinle o adamın seni yenmesinin imkânı yok.
Take my clothes and wait for me there.
Giysilerimi al ve beni orada bekle.
When, after the facts, it turns out that there is concern about it that concerns me, then I'm happy to rescind it and take another fresh look at it. And talk to more people about it. And see what ought to be done.
Aslında tüm bu olanların ardından, meydana gelenler beni de ilgilendirir hale geldi bu nedenle olaylara yeni bir bakış açısı getirip, insanlara anlatmak ve neler olup bitiyor anlamak beni de mutlu eder.
There should be a cab to take me to the airport.
Beni havaalanına götürecek bir taksi olacaktı.
Just tell me. What's it going to take to get you to that table over there?
Kalkman için ne gerekiyor sadece onu söyle?
TAKE ME THERE.
Beni de götür.
You gotta take a run down there with me to try one.
Beraber bir koşu gidip, bir tane de senin için almalıyız.
- I could take you there if you didn't have to take me back to the states and turn me back in.
- Eğer beni geri götürüp teslim etmen gerekmeseydi seni paraya götürebilirdim.
There's a package in there. I'm supposed to take it to a man who has an item for me.
İçinde bir paket var, bana bir alet verecek olan birine götürmem gerekiyordu.
You know, after I saved your life, you asked me if there was anything that you could do for me - and I said, "yes, you can take me to dinner." - I-yeah.
Hayatını kurtarmamın ardından benim için yapabileceğin bir şey var mı diye sordun ve beni yemeğe götürmeni istedim ve sen lafını etmeyince olaya ben girişeyim ve kökünden çözeyim dedim.
Jack wants to take me over there to see if we can jog my memory.
Jack beni oraya götürüp hafızamı canlandırmak istiyor.
Jack wants to take me over there to see if it can jog my memory.
Jack, hafızamı tazeleyebilir düşüncesiyle o bölgeyi gitmemi istiyor.
And I was going to request that you relinquish your duties as a host to me, and instead arrange for that young lady there to take care of me.
Senden bana karşı olan görevlerinden feragat edip, senin yerine şurada oturan güzel, genç kızın benle ilgilenmesini isteyecektim.
I'll take care of it. You want me up there?
Ben de geleyim mi?
And then he had me take my shorts off, and then he cleaned me up. And then he took off his shorts and put them on me. And then... he kissed me on the cheek, and took my hand, and we both went out there.
Şortumu çıkarmama yardım etti, beni temizledi kendi şortunu bana giydirdi ve sonra yanağımdan öptü elimden tuttu ve beraber dışarı çıktık.
I do serve at the pleasure of the president and if she decides to replace me... I'm sure there are other lawyers willing to take up the case.
Başkanın isteğiyle bu görevdeyim ve yerime başkasını getirmek istiyorsa davaya bakmak isteyecek başka avukatlar olduğuna eminim.
Do you want me to take you there?
Seni götürmemi ister misin?
- I could take you there if you don't have to take me to the States, turn me in.
- Seni oraya götürebilirim... ... eğer beni A.B.D.'ye götürüp teslim etmezsen.
If you want me to help you, I could take you there.
Yardım etmemi istersen, seni oraya götürürüm.
It'll take me at least 24 hours to get there.
Oraya gelmem en az 24 saat sürer.
Let me put this down and I'll take you there.
Şunları bırakayım seni oraya götürürüm.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]