English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ O ] / Or so we thought

Or so we thought translate Turkish

69 parallel translation
In many ways, the conference was difficult, but we finally persuaded Miss O'Shaughnessy to come to terms, or so we thought.
Bu görüsme birçok açidan zor oldu, ancak sonunda... bizimle anlasmasi için onu ikna ettik, ya da biz öyle sandik.
The handsome brute that Chrystal Kingsby ran away with a month ago... - or so we thought.
Crystal Kingsby'in bir ay önce birlikte kaçtığı yarma ya da biz öyle olduğunu düşünüyoruz.
Or so we thought.
En azından biz öyle düşündük.
Next stop, carnival in San Juan. Or so we thought...
Sonraki durak San Juan'daki karnaval veya öyle sanıyoruz...
He was finally exterminated by the Daleks, or so we thought.
Sonunda Dalekler tarafından yok edilmişti ya da biz öyle düşündük. Ben de kalıntılarını Skaro gezegeninden eve getiriyordum,
We'd taken some minor damage, but for the most part, everything was fine... or so we thought.
Az bir zarar görmüştük,... ama genelde her şey mükemmeldi ya da biz öyle sanıyorduk.
- Or so we thought.
- Yada biz öyle düşündük.
I just dropped him off... in the crowd and he walked out of our lives forever, or so we thought.
Onu kalabalığa bıraktık ve o da dönmemek üzere kaybolup gitti. En azından biz öyle düşündük.
Or so we thought.
Ya da biz öyle sanıyorduk.
Or so we thought.
Ya da biz öyle düşündük.
- Or so we thought.
- Öyle sanıyorduk.
OR SO WE THOUGHT.
Hoşça kalın.
Or so we thought.
Ya da öyle sanmıştık.
Simple... or so we thought.
Basit, ya da biz öyle sandık.
Or so we thought.
- En azından öyle sandık.
Or so we thought.
Ya da biz öyle sanmıştık.
This is the gas giant Jupiter, its moons frozen and dead or so we thought.
Bu gaz devi Jüpiter uyduları donmuş ve ölü. Ya da biz öyle düşünüyoruz.
But so far, the only world where volcanoes are linked to life is ours... or so we thought.
Ama şimdiye kadar, sadece dünyada volkanlar yaşam ile bağlantılıdır. Ya da biz öyle düşündük.
Or so we thought.
Ya da öyle sandık.
Or so we thought.
Veya biz öyle sandık.
So, we have said stuff like that, in all sorts of directions... when we thought of what we had done there 4 or 5 years ago... and now thinking of what we are doing here...
Orada 4-5 sene önce ne yaptığımızı düşündüğümüzde farklı yönlerde bu tarz şeyler söylendi... ve şimdi burada ne yaptığımızı düşünüyoruz...
We discovered a common interest in cartography or so I thought.
Kartografyanın ortak bir ilgimiz olduğunu fark ettik ya da ben öyle sanmıştım.
" Before we were together I'd been in love many times, or so I thought.
" Seninle çıkmadan önce birçok kez aşık oldum ya da öyle sandım.
"It seems to me that if you or I must choose between two courses of thought or action, we should remember our dying and try so to live that our death brings no pleasure on the world."
Eğer ne düşüneceğin ya da nasıl hareket edeceğin konusunda........ iki seçim şansınız varsa, ölümlerimizin bu dünyaya bir zevk getirmeyeceğini bilerek yaşama daha sıkı sarılmalısınız.
... so I thought I'd give you a call maybe we could get together, just have dinner or something.
Aradım çünkü görüşelim mi belki yemeğe filan çıkarız diyecektim.
- Burt... we've unanimously voted you here on the Salt planes, Sportsman of the Year... because we figured nobody has ever traveled as far as you have... to be here for speed week... so normally we would present a trophy or something like that... but considering your case we thought a few extra dollars... would be more appreciated so we past the hat around.
- Burt Kendi aramızda yaptığımız oylamayla seni burada yılın sporcusu seçtik çünkü bugüne kadar hiç kimse hız haftası için bu kadar yol tepip buraya gelmemişti. Normalde böyle bir şey için bir kupa falan verirdik ama senin durumunu göz önünde bulundurunca biraz para vermenin daha makbule geçeceğini düşündük ve aramızda şapka dolaştırdık.
The thing is, we can't make heads or tails of it, so I thought maybe you could.
bunu üzerinde bulduk ama Hiçbir anlam çıkaramadık ve düşündük ki belki sen bizim için
So it's very easy for any system of thought... religious or otherwise that comes along - It's very easy to play on that to play on our insecurities... to assure us all is well we'll all be taken care of.
Bu yüzden ortaya çıkan herhangi bir düşünce sisteminin - bu din ya da başka bir şey olabilir - bununla, güvensizliklerimizle oynaması, ve bize göz kulak olacağına söz vermesi çok kolay.
Euh ¡ ­ I thought maybe we should go to see a movie, later, but I looked the paper, and it just all horror or talking monkeys, so ¡ ­
Belki daha sonra sinemaya gideriz, diye düşünmüştüm ama gazeteye baktım ve sadece korku filmleriyle salak saçma filmler vardı.
We'll provide'em with guns, so any of the slant-eyed bastards know what one is, or, perish the thought, know how to use one... we'll enhance our prospects.
Böylece... her çekik gözlü pislik, silah neymiş görecek ve dahası onu kullanacak. Hakimiyetimizi arttıracağız.
And so, what we have is this image of these little information processors who might possibly care about their family or whatever, but the idea that they have the interests in the welfare of the whole at heart is thought to be naïve.
Ve işte bize kalan muhtemelen ailesini yada yakınlarında kim varsa onları öncelikle düşünen bu veri işleyicilerin görüntüsüdür. Fakat kalben naif sayılabilecek geçimleriyle ilgili çıkarları her daim akıllarındadır.
Or so we thought.
Düşündü.
We were happy or so I thought.
Çok mutluyduk, düşündüm ki...
So if you have any sort of wish or thought for his future, we'd like you to come over later and take one of the petals and drop it into the crib.
Eğer bebeğimizin geleceği hakkında herhangi bir dileğiniz varsa, Lütfen karyolaya yaklaşın, yapraklardan birini alıp içine bırakın.
Or, you know, I thought we got divorced. I mean, she's still living in the house, and she says we're still together, so I don't know.
Ya da bana öyle geliyor demek istediğim hala aynı evdeyiz ve o hala birlikte olduğumuzu söylüyor, yani bilemiyorum.
I thought I'd come by a little early so we could... hang out, shoot the breeze or whatever.
Düşündüm ki biraz erken gelirsem, yani biz belki... biraz takılabiliriz, Biraz laflarız yada herhangi birşey olabilir.
We were friends at that point or so I thought.
Arkadaşlığımızın bazı şeyleri aştığını düşünüyordum.
We thought his job was gonna last a month or so, but it only ended up being two days, so that was a drag.
Bulduğu iş en az bir ay devam eder diye düşünüyorduk ama iki günlük bir iş olduğunu öğrendik. Canımızı sıkan bir durumdu.
So either we just didn't stop it... or we only thought we did. Something's here.
Burada bir şey var.
She's so excited to be asked to prom, and I just thought we could coordinate in case Axl wants to match his tux or get her a corsage.
Baloya gideceği için çok heyecanlı ve düşündüm de, olur da Axl kıyafetlerin uyumlu olmasını isterse, biz ayarlayabiliriz.
- So we all thought... Or hoped.
Hepimiz öyle sanıyorduk ya da öyle umduk.
We just thought their bodies were adjusting to the increase in muscle mass, but within a day or so they just started dying.
Kas kütlesindeki artışa adapte olmaya çalışıyorlar sandık ancak birkaç gün sonrasında ölmeye başladılar.
OK, so if we don't find anything that has the properties that are expected of this Higgs Boson or some combination of things that can do the job, we'll really, really, really have to rethink a lot of what we thought we knew...
Higgs Bozonunun umulan özelliklerine sahip birşeyi bulamazsak veya bir işi bazı kombinasyonları yapan birşeyi, o zaman bildiğimizi düşündüğümüz birçok şeyi, gerçekten de yeniden düşünmek zorundayız...
We both thought that he could be a first responder or knows the area well, so cross with your list of local law enforcement and park officials.
İlk yardım görevlisi ya da bölgeyi tanıyan biri olduğunu düşündük, o yüzden listeni yerel güvenlik güçleri ve park görevlileriyle karşılaştır.
So, we were each given $ 2,000 to buy and modify what we thought was the best car to ever appear in a movie or tv show.
Bu yüzden, bir film veya dizide şimdiye kadar en iyisi olduğunu düşündüğümüz arabayı satın almak ve modifiye etmek için her birimize 2000 dolar verildi.
It's so easy to get lost chasing a life we thought we wanted, convincing ourselves that power, fame, or wealth will make us happy, that we lose sight of what is truly important, and all we need is a little push to reveal
İstediğimizi düşündüğümüz bir hayatın peşinden koşarken kaybolmak gücün, şöhretin ya da zenginliğin bizi mutlu edeceğine kendimizi inandırarak neyin önemli olduğunu unutmak çok kolay bir şey.
I have an audition on your lot and I thought that maybe we could hang out, or talk, or... I'd just really like to see you, so...
Senin bölgende bir seçmem var ve düşündüm ki belki takıIırız ya da konuşuruz, ya da seni gerçekten görmek istiyorum, bu yüzden...
So I never paid any attention to it or gave it any thought, until last night when we were speaking on the phone.
Dün akşam telefonda konuşuncaya kadar hiç dikkat etmemiştim veya düşünmemiştim.
I don't like where we're from... so I thought that if we came here that we could... be free or just have fun.
Geldiğimiz yer hoşuma gitmiyordu o yüzden belki buraya gelirsek özgür olabiliriz ya da eğlenebiliriz diye düşünüyordum.
We were both worried about whether we were good kissers or not, so we thought we'd practice together.
Hakkında biz endişelendik. İyi öpüşüyorüm yoksa kötümü ona baktık. Bizde düşündük deniyelim dedik.
So we get out of the car, we're looking at the damage, and this girl comes running up to us and says somebody attacked her and that maybe she thought he was the C.I.A. Or one of the Russians.
Arabadan iniyoruz, hasara bir göz atıyoruz ve bu kız koşup yanımıza geliyor ve ona birilerinin saldırdığını ve belki adamın C.I.A.'den olduğunu düşündüğünü söylüyor, ya da Ruslardan biri.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]