English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / That wasn't fair

That wasn't fair translate Turkish

118 parallel translation
Now, that wasn't fair.
Bu hiç adil değildi.
That wasn't fair.
O kadar sığ biri değilim.
Perhaps that wasn't fair.
Sanırım biraz uygunsuz kaçtı.
- That wasn't very fair.
- Pek adil olmadı.
I decided that it wasn't fair.
Adil olmadığına karar verdim.
Bert thought it wasn't fair that a little child couldn't go to heaven.
Anlamıyor musunuz, Bert küçük bir çocuğun cennete gidememesinin adil olmadığını düşündü.
I used to be fair with a scattergun but then that was when the bird wasn't too far away or flying too fast.
Saçma tüfeğiyle iyiyimdir ama o da ya kuş çok uzakta değilken ya da yavaş uçuyorken.
- That wasn't fair. I wasn't ready.
Hiç adil değil, hazırlıksızdım.
Exactly, that wasn't very fair.
Bize göre öyle değil.
I'm dumb, I said that because it wasn't fair of you!
Ben aptalım, öyle söyledim çünkü dürüst değildin!
That wasn't fair.
Bu hiç adil değildi.
That wasn't playing fair.
Adil bir oyun olmamış.
That wasn't fair.
Bu haksızlık.
That wasn't a fair do.
Bu adil bir davranış değil.
That wasn't fair.
Hiç de adil değil bu.
That wasn't fair.
Haksızlıktı.
That wasn't fair to Sarah, either.
Sarah'ya karşı da haksızcaydı.
Well, it wasn't fair of me to do that.
Sana haksızlık ettim.
That wasn't fair.
Bu adil değildi.
So I argued that it wasn't fair to us and he agreed.
Sonra bunun bizim için adil olmadığını öne sürdüm, o da kabul etti.
That wasn't fair! Hey!
Hey, bu haksızlık!
That just wasn't fair.
Bu adil değildi.
- It wasn't fair to say that to you.
- Dinle, sana onları söylemem doğru değildi.
That wasn't playin'fair, missy!
Adil dövüşmüyorsun küçük hanım!
That wasn't fair.
Aptalcaydı.
Look, I don't wanna be a hard-on about this, and I know it wasn't your fault, but I just thought it was fair to tell you that Gilbert and I will be submitting this to the league
Bak, bu olayı yokuşa sümek istemiyorum. Ve, senin hatan olmadığını biliyorum... Ama, sana söylemenin doğru olacağını düşündüm,
Being out with you like that wasn't fair to her. Being out with you like that wasn't fair to her.
Seninle çıkmak ona haksızlıktı.
And that's why you helped him quit, because it wasn't fair.
Bu yüzden çekip gitmesine yardım ettin, çünkü adil değildi.
Wasn't a fair fight, what with that cyber-hand of his.
Senin bu sibernetik elin yüzünden, adil bir mücadele değildi.
That wasn't fair!
Bu adil değil!
It wouldn't be fair if it wasn't like that!
Aksi takdirde, büyük haksızlık olurdu!
That wasn't fair, daddy.
Bu hiç de adil değil baba.
It wasn't fair for you to screw us on that deal.
senin bu anlaşmada bizi düzmen mi adalet.
Right, that wasn't fair.
Tamam, hiç de adil değildi.
But I finally realized that I wasn't giving him a fair shake.
Sonunda Ona adil davranmadığımın, farkına vardım.
It wasn't fair to have gone like that.
Böyle çekip gitmesi adil değildi.
I'm sorry, that wasn't fair.
Üzgünüm, adil değildi.
That wasn't fair.
Bu hiç adil değildi...
That wasn't fair.
Haksızlık ediyorum.
look, i don't want to be a hard-on about this, and i know it wasn't your fault, but i just thought it was fair to tell you that gilbert and i will be submitting this to the league
Bu konuyu uzatmak istemiyorum ve hatalının sen olmadığını biliyorum. Sadece sana söylemem iyi olacak.
That was a nice day the fair, wasn't it?
Fuarda geçen gün güzeldi, değil mi?
Mm-hm. ... and so I decided to make a statement. And that wasn't very fair to you.
Ve bu yüzden bir duruş sergilemeye karar verdim.Ki bu da sana haksızlık oldu.
And the thing I said about little's school and your ego, that wasn't fair.
Oğlanın okulu ve senin egon için söylediklerimde de haksızdım.
But that wasn't fair to you and Haley.
Ama bu sana ve Haley'e adil olmadı.
That wasn't fair.
Bu hiç adil değildi
You shouldn't have gone. That wasn't fair.
Sana kimse uzaklara gitmen için izin vermedi, bu hiç adil değildi.
Kakarrot, that wasn't fair -
Kakarrot bu hiç adil değildi!
That wasn't fair, was it?
Bu adil değil di mi?
That's not fair! I wasn't ready!
- Haksızlık, hazırlıksızdım.
Wasn't fair to run that wolf, neither.
- Kapa çeneni Heep.
That wasn't a fair race and you know it.
Biliyorsun.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]