English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ U ] / Up high

Up high translate Turkish

3,342 parallel translation
In my book, you can hold your head up high around here.
Bana göre, buralarda kendinle gurur duymalısın.
Up high, Mr. J.
Çak bir beşlik Bay J.
- Now, hold that up high.
- Bayan Dodd? - Yukarıda tut.
- Up high.
- Tabii.
Yeah, you heard me. Enjoy those while they're up high.
Onların büyümemesinin tadını çıkar.
I'll start rounding up high-level donors, give us the leverage to jump into the primaries on our own schedule.
Yüksek düzey bağışlayıcıları toplamaya başlayacağım. Ön seçimlere kendi programımızla girme avantajını sağlayacak.
You need a lookout up high, a driver in the getaway car... and someone to create the distraction.
Yüksek bir yere gözcü, hazırda şoförüyle bekleyen bir araç ve dikkat dağıtacak birisini mevzilendirmelisiniz.
Up high.
Çakın!
Uh, delay that up high until we're topside.
Yukarı çıkana kadar "çakışmayı" erteleyelim diyorum.
Gotta hold it up high out in front of you.
Baş hizasında tut.
Up until 3 years ago, she worked with a high-end escort service in Manhattan.
3 yıl önceye kadar Manhattan'daki yüksek düzey bir eskort servisinde çalışıyormuş.
Now he's high up in the new SVR counterintelligence section.
Şimdi yeni adıyla SVR'de casusluk bölümünde çalışıyor.
It's too high up, we're gonna break our necks.
Burası çok yüksek, boynumuzu kıracağız.
They told me that your boyfriend is high up in the Kremlin.
Sevgilinin Kremlin'de yüksek mevkide olduğunu söylediler.
Someone high up in the Kremlin.
Kremlin'de yüksek mevkide birisi.
And you are, um... How high up are you?
- Ve sen... seviyen ne?
How high up am I?
- Seviyem mi ne?
Carl and I know, like, three datable guys that we can set friends up with, and I can't squander them on a high-risk situation like this.
Carl ve ben, sana ayarlayabileceğimiz üç adam biliyoruz. Bu yüzden de böyle bir durumda onları israf edemem.
Am gonna miss my boyfriend. And then tomorrow, I'll be a grown-up, and I will give my presentation on the advances of high-risk perinatology.
Yarınsa bir yetişkin gibi perinatolojideki ilerlemeleri anlatan sunumumu yapacağım.
I'd rather be a pig than an ass-monkey up on his high horse.
Kendini bir şey sanan bir şebek olacağıma domuz olmayı yeğlerim.
In India, the pyramid are so very, very high, straight up.
Hindistan'da piramitler dik ve çok çok yüksek.
The Russian Air Force noticed a large energy field that they picked up on their radar, a mile high, going above Golod's large pyramid in Moscow. And therefore, I believe all these effects were caused by these energy fields.
... ve bu nedenle tüm bu etkilerin söz konusu enerji alanından dolayı olduğuna inanıyorum.
This year, 12 sexy bumblebees lined up, high kicking, high kicking.
Bu yıl, on iki seksi yabanarısı çizgiye geldi ve bacaklarını kaldırdı.
Like, everything's turned up so high, but... I'm still here.
Her şey çok uçuk yerlere geldi ama ben hâlâ buradayım.
And when people choose me, hoping that I can cure them, and they have to sit in this waiting room next to some street person who's just pissed his pants because he's too high to remember to get up to go to the bathroom, that's bad.
İnsanlar beni seçtiklerinde, onları iyileştirebilmeyi umuyorum. Ve onlar bu bekleme odasında, tuvalete gidemeyecek kadar uçtuğu için altına işeyen bazı keşlerle oturmak zorundalar, bu çok kötü.
I lied about my age and name so I could re-enroll in high school, get a leg up on the sport, and a chance at a better life.
Yaşım ve adım konusunda yalan söyleyip tekrardan liseye girdim. Spora girip daha iyi bir hayat sağlayabilmek içindi bu.
The prisoners just chew it up and get high.
- Mahkumlar sadece çiğniyor ve uçuyor.
With soaring up so high
# Bu kadar yükseğe uçtuğunda #
What? ! Jeannie Bale has just been picked up for shoplifting in Top Shop on Putney High Street.
Jeannie Bale, Putney High Sokağı'ndaki Top Shop mağazasında hırsızlık yaparken yakalanmış.
I was laid up three months last year, medical bills piling up sky high.
Geçen sene 3 ay hasta yattım, hastane faturaları dağ gibi birikmişti.
And hold that up nice and high.
Ve anteni yukarıda tut.
Once in high school, but I dozed off and woke up with second-degree chemical burns on my face.
Lisede bir sefer yaptım ama çok sürmüşüm o yüzden uyandığımda 2. derece kimyasal yanıkla karşılaştım.
That's a little nanoform high density containment compound... I cooked up.
Bu pişirdiğim, yüksek yoğunluklu bileşenleri olan bir nanoform.
How does a high-powered lawyer end up dead in a Red Riding Hood costume?
Nasıl güçlü bir avukat.. kırmızı başlıklı kız kostümüyle ölür?
How can I explain? Sue, when you started high school, you could have stepped it up. And hung out with some cooler people.
Koca bir salğa dönüşüyorsun, ve bu tellerin yüznden bile değil ki istesem bu konuda 50 kadar şey söyleyebilirim, ama başka bir gün.
Once you take him back, he's gonna go so high up the food chain I'll never get to him.
Onu götürdüğünüz an, o kadar önemli yerlere gidecek ki, onunla asla konuşamayacağım.
You know, I expected you to sit up on your high horse for at least a couple more minutes before you caved.
Teslim olmadan önce, en azından birkaç dakika daha kibirlenmeni bekliyordum.
My knees are all banged up and I'm high.
Dizlerim yaralandı ve kafam iyi.
He said he was doing a background check on a marshal up for a promotion, a girlfriend of mine from high school.
Bir polisin isteği üzerine benim lisedeki kız arkadaşımın geçmişini araştırdığını söyledi.
Then it would have to be someone pretty high up on the food chain.
O zaman hiyerarşi zincirinde epey üstlerde biri olsa gerek.
Molly, my girlfriend from high school, left me for a Klaustreich, so I might be a wee bit biled up about them.
Lisedeki manitam Molly beni bir Klaustreich için terk etmişti. O yüzden onlara karşı biraz kinci olabilirim.
Most high-rises set up their phone systems floor by floor with switches called IDFs.
Pek çok rezidansta telefon hatlarını IDF adlı devre anahtarıyla her kata ayrı olarak kurarlar.
I did not sign up for a high-speed chase, setting cars on fire, putting cops in danger!
Bu işe araba kovalamak, araç yakmak ve polisleri tehlikeye atmak için girişmedim!
♪ and points all of her own, sittin'way up high ♪ please, God, do not describe the points any further.
Lütfen, Tanrım. Daha fazla söylemesine izin verme.
♪ way up firm and high this has always been a groundbreaking femme environment.
Burası hep düzenli, güzel bir çevreye sahip bir ofis olmuştur.
Someone had the brokers pump up the price and then sold high, because they knew that the bill was gonna pass and kill Tritak.
Birisi önce aracıların fiyatları yükseltmesini sağlayıp sonra da düşeceğini bildiği şey de en yüksek değerden açığa satmış çünkü yasanın geçip Tritak'in boğazına ilmiği geçireceğini biliyorlardı.
As soon as he started to go downhill in high school, I should have packed up and left DC.
Lisede kötüye gitmeye başladığı anda eşyalarımı toplayıp DC'den gitmeliydim.
I made sure every single one of those was up to a rabbi's high standard.
Her birinin hahamın bana verdiği yüksek standartlarda olduğundan eminim.
Lamar's high up in the Twilight Crips.
Lamar, Twilight Crips * çetesinde yüksek bir konumda.
So they instructed their very special secret agent high up in the British Secret Service to find a way of destroying the credibility of British efforts to persuade the Americans to join the war.
Böylece onlar da en iyi gizli ajanlarını Amerika'nın savaşı girmesi için gösterdikleri çabayı tahrip etmenin bir yolunu bulsun diye İngiliz Gizli Servisine yerleştirdiler.
- including high up in the police. - Listen, Audric.
- Polisteki yüksek mevki de dahil.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]