English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ D ] / Dinner time

Dinner time traducir turco

1,355 traducción paralela
- You left at dinner time.
- Akşam yemeğinde gittin.
Well, Roy, this is our dinner time.
Roy, bu bizim yemek saatimiz.
We don't interrupt your dinner time, do we?
Biz seni yemek saatinde rahatsız ediyor muyuz?
Well, I don't have dinner time.
Benim yemek saatim yok.
- We're going home. It's dinner time and mom's waiting.
Eve gidiyoruz yemek vakti annen de bizi beklemekte.
Dinner time.
Yemek zamanı!
Look, Mrs. Cannon, we could wait another hour till we get a court order... or you could help us now... make it home in time for dinner with your family... and give us a real shot at finding this boy.
Bakın Bayan Cannon, mahkeme kararı çıkarmak için bir saat daha bekleyebiliriz ya da bize yardım edip akşam yemeğinde ailenizle olursunuz ve bu çocuğu bulmak için bize gerçek bir fırsat verirsiniz.
And that night, at that dinner... it started to feel that for the first time... we might have a second chance.
Ve o gece, o akşam yemeğinde... ilk defa ikinci bir... şansımız olduğunu düşündük.
In the year that followed my meeting Coleman, the time it took him to write his book, we had dinner together several times a week.
Coleman ile tanıştığımızdan sonraki yıl kitabını yazmaya başladı. Bir hafta içinde bir çok kez birlikte yemek yiyorduk.
Sam, time for dinner.
Sam, yemek zamanı.
I think it's time you got washed up for dinner.
Yemek için elini yüzünü yıkama vakti.
I can't remember the last time you had us round for dinner.
Bizi en son ne zaman yemeğe çağırdığını hatırlamıyorum bile.
Maybe it's time we had that special dinner chat.
Sanırım, şu konuşmayı yapmanın zamanı geldi.
Except for the time she got drunk at the alumni dinner.
Mezuniyet yemeğinde içip dağıttığı zamanlar hariç.
Most of them come to dinner from time to time.
Hemen hemen hepsi ara sıra yemeğe gelirler.
That would have given her plenty of time to get back for the producer's dinner.
Yapımcılarla olan yemeğe gitmek için vakti kalacaktı.
I gotta go to P3, so tell the nanny to give Wyatt dinner if I'm not back in time.
L gerek P3 gidin, yüzden ben değilse zamanda geri Wyatt akşam yemeği vermek için dadı söyle.
I think it's time I asked some of those questions I didn't ask at dinner.
O yemeklerde sormadığım şeyleri sormanın zamanı geldi anlaşılan.
Sorry I ate all the marshmallows, I had no time for dinner.
Pardon, bütün şekerlemeleri yedim. Akşam yemeği için vaktim yoktu.
It's only when a woman enjoys her intimate time with a man... that she'll join him for dinner.
Sadece kadın, bir erkekle özel vakit geçirmek isterse... onu akşam yemeğine davet eder.
Well, keep in mind that by the time you're done they'll probably be serving dinner.
Unutma, konuşmanız bittiğinde... ... yemek servisi yapacaklar.
We can start watching now since I do not anticipate dinner being served anywhere near the time I requested.
Böylece izlemeye başlarız. Çünkü yemek, istediğim saatte servis edilmeyecek sanırım.
We'll have dinner another time, all right?
- Başka bir zaman yemek yeriz.
GIVES US MORE TIME FOR DINNER AND WHATNOT.
Bize yemek ve başka şeyler için daha çok zaman kalıyor.
Give you enough time to join the family for a late-night dinner at Alize. Thirty minutes.
Alize'deki gece yarısı aile yemeği için yeterli vaktin var.
SO WHAT TIME'S DINNER?
Akşam yemeği ne zaman?
Well, tonight, I want you to put on a nice dress, because I'm gonna take you to dinner and I'm gonna start telling you all the things I haven't taken the time to say all these years.... I love you, too.
Bu gece güzel bir elbise giymeni istiyorum çünkü seni akşam yemeğine götürüp, sana yıllar boyunca söyleyemediğim şeyleri söylemek istiyorum.
Tonight I want you to put on a nice dress. I'm gonna take you to dinner and start telling you all the things I haven't taken the time to say all these years. I love you, too.
Bu gece güzel bir elbise giymeni istiyorum çünkü seni akşam yemeğine götürüp, sana yıllar boyunca söyleyemediğim şeyleri söylemek istiyorum.
It was after you hung out at Monty Brandt's all night, the first time we has dinner at Case Rosa's.
Mesela yemeğe çıktığımız ilk gece üzerinde beyaz bir gömlek ve yeşil bir pantolon vardı, yanılıyor muyum?
Okay, so what time does the dinner start?
Tamam, pekala yemek saat kaçta başlıyor?
Oh, plenty of time to butter them up at the Law Council Dinner next Friday.
Onlara yağ çekmek için cuma günü Konsey yemeğinde çok vaktimiz olacak.
It's time for dinner.
Yemek vakti!
And after dinner I spend time with my family.
Yemekten sonra ailemle vakit geçiririm.
Okay, but he wants to know what time would be good for dinner.
Peki, fakat akşam yemeği için ne zaman uygun olur bilmek istiyor.
There`s time to take your sex histories before dinner.
Akşam yemeğinden önce, seks geçmişinizi almak için çok vaktimiz var.
You forget the time I treated you to dinner.
Seni yemeğe çıkardığım zamanı unutuyorsun.
you know beer-dinner-playing hard to get was a waste of time
Akşamları bira ve zaman geçirme.
It's always time for dinner when something interesting happens.
Dur, dur, dur, dur, dur. Ne oluyor yahu? Ne zaman ilginçleşmeye başlasa eve götürülüyorum.
It's so nice talking to you. But I suppose it will soon be time for dinner.
Seninle konuşmak çok güzel.
This is the last time I'm making dinner for one of your paramedics.
Evet, bu iş arkadaşların için hazırladığım son yemekti.
Dinner time, kids
Biraz iç.
Though it may have to be the last dinner party we have for some time.
Bu onları etkilemez Fanny. Hale'leri çok iyi anlıyor gibi görünüyorsun John!
I'll have dinner prepared for you at the set time. You need only serve yourself.
Zamanında sana yemeğini hazırlarım, servisi kendin yaparsın.
And, uh, I was, uh, half wondering too if... if you'd want to join Bill and me for dinner. Tonight or some other time.
Merak ediyordum da... bu akşam ya da başka bir zaman Bill'le bana yemekte eşlik etmek ister misiniz?
What time did you want dinner?
Kaçta istiyordunuz?
I'm mad and needy... and I went to dinner alone with my parents... who bickered the whole time... about which Beatle is alive and which is dead.
Kızgınım ve ilgiye muhtacım. Hangi Beatle öldü hangisi hayatta diye sürekli didişen annemlerle yemeğe çıkmak zorunda kaldım.
He makes deals all the time in business, but drinks there, dinner here... somehow, that's too difficult for him to manage.
İş hayatında hep anlaşma yapıyor. Ama içki orada, yemek burada olunca idare etmesini zorlaşıyor.
Breakfast, dinner, whenever I have the time.
Kahvaltı, akşam yemeği.
EVERY TIME I GET INVITED TO SOMEBODY'S HOUSE FOR DINNER,
Ne zaman birinin evine yemeğe davet edilsem empanada yaparım.
IT'S LIKE THAT TIME YOU FINALLY REALIZED YOU CAN HAVE COOKIES BEFORE DINNER.
Nihayet yemekten önce kurabiye yemeye iznin olduğunu fark etmek gibi bir şey oldu.
TIME FOR DINNER?
- Yemek vakti mi?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]