English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ H ] / He always has been

He always has been traducir turco

202 traducción paralela
He always has been.
- Her zaman cömert oldu.
HE'S FREE TO DO AS HE WILL. HE ALWAYS HAS BEEN.
İstediği gibi davranmakta serbesttir.
He always has been.
O hep böyleydi.
He always has been and will be until you rot.
Hep efendimizdi, ve sen çürüyene kadar da öyle kalacak!
He always has been.
Hep öyleydi.
He always has been and he always will be.
Hep böyleydi ve böyle kalacak.
Sure, He always has been among us.
Elbette. Tanrı her zaman bizimledir.
He always has been.
Hep yaptı.
Andie, Will's a shark. He always has been.
Andie, Will işinin ehlidir.
- Has he always been here?
- Hep burada mıydı? - Neredeyse daima.
He is today what he has always been and always will be : a fascist.
O, hep olduğu ve olacağı gibi bir faşisttir.
He's a strictly two-drink man, always has been for years.
O her zaman iki kadehlik bir adam olmuştur.
He has always been trying to make us miserable
Bizi hep sefil etmeye çalıştı.
He has always been ruthless.
- Her zaman insafsızdı zaten.
And he has always been right.
Hep haklıydı.
He has always spoken with one heart and one tongue... and he has been faithful to your friendship.
Her zaman içi dışı bir olarak konuştu... ve her zaman dostluğunuza sadıktı.
He has always wanted to get where he has not been, and to know what was not yet known.
O her zaman nerede olduğunu anlamak, ve bilineni değil ne olduğunu bilmek istemiştir.
He has always been a womanizer.
O, her zaman bir kadın avcısı olmuştur.
Oh, it's just how he is and always has been so dang high and mighty.
Oh, o hep böyledir ve her zaman burnu havada ve kibirlidir.
He has only one motive.. to keep things exactly as they have always been.
Onun bir tek ideali var.. O da herşeyi aynen olduğu gibi tutmak hiç değiştirmemek.
He knows that Sicily, not Sardinia, has always been the key to Italy.
İtalya'nın anahtarının Sardinya değil, Sicilya olduğunun farkında.
Preacher has been my guardian, and he will always be my guardian, and that's that.
Vaiz benim koruyucum ve hep öyle olacak, o kadar.
You know what? Tito has always been in love with me, saintly as he is!
Tito bana kardeşlerimizi toplantıya çağırmanın uygun olduğunu yazdı.
Brother Cao has always been righteous and he doesn't appear to be such kind of a person
Ama Birader Cao dürüst ve namuslu biridir Tüm bu ahlaksızlığı nasıl yapabilir?
Has he always been handicapped?
Hep sakat mıydı böyle?
He has always been a good, law-abiding citizen...
O her zaman iyi, yasaları gözeten bir yurttaş olmuş...
Has he always been like this?
Hep böyle miydi?
For what he has been... what he is... and what he'll always be!
18 00 : 29 : 33 : 16 Hadi Antonio Miguel Albajara 02 00 : 29 : 34 : 22 Geçmişteki... 23 00 : 29 : 36 : 23 şimdiki,
He has always been right.
Her zaman haklı çıktı.
He has always been jealous of your family,... for the outstanding service to the country.
Bu ülkeye vermiş olduğunuz üstün hizmetlerden ötürü ailenizi çok kıskanırdı.
Since I was little he has always been kind to me.
Seiya Geki'nin saldırısın durdurdu! Geki, 1403kg dan daha fazlasını beklerdim senden.
Ever since we were children, he has always been the same.
Çocukluğundan beri böyle.
He's always been a prime favorite of the racing public and has never yet disappointed them.
Seyircilerin her zaman en önemli favorisi oldu ve onları hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı.
Sit down, please. Ever since he was two, it has always been just he and I, alone in the world.
2 yaşından beri bu hayatta benden başka kimsesi yok.
Has the old man always been like he is now?
Babalık, her zaman böyle miydi?
Mr Daens has always been welcome, but he has gone too far!
Bay Daens'in her zaman başımızın üzerinde yeri var... ama çok ileri gitti!
Even if he's always been away, whatever I desired from him this trip has given me.
Babam hep uzakta olsa da, ondan beklediğim her şeyi bu yolculuk verdi bana.
He has always been a leader.
O her zaman bir liderdi.
Our lives have always been intertwined but in recent years he has always said what I have to do.
Hayatlarımız her zaman birbirine sarılı oldu ama son yıllarda, ne yapmam gerektiğini söyleyen her zaman o oldu.
The agony of a dictator even if he ends like Hubu, has always been interesting for the agencies
Bir diktatörün ıstırabının sonu Hubu gibi olsa da, acenteler sürekli onun peşinde koşuyor.
Miles has been through some terrible things in his life, as you know- - during the war on Setlik Ill... that time he was taken prisoner by the Paradans... during his trial on Cardassia Prime- - and he's always survived.
Setlik III'deki savaş sırasında Paradanslar tarafından esir alındı. Sonra Kardasya Başkentindeki duruşması. Hepsini de atlattı.
Has he always been such a private person?
- Hep böyle içine kapanık biri miydi?
Has he always been this uncommunicative?
Hep böyle iletişim eksikliği var mıydı?
He's Jack's conscience, always has been.
O Jack'in vicdanıdır. Hep öyle oldu.
He has always been an unlucky fellow.
O her zaman bahtsız herifin tekiydi.
Has he always been like that?
Hep böyle miydi?
"'He's always left the room when his visit has been ended. "'
"'Her zaman ziyareti biter bitmez odayı terkeder. "'
The wolf has always been the villain in every tale he's in.
Masallarda kurt her zaman kötü adam olmuştur.
He has always been our greatest protector.
O her zaman bizim en büyük koruyucumuz oldu.
This guy has been my family when I haven't had one and he's the one person in my life that I can always depend on, and this?
Ailem yokken o benim ailem oldu. Hayatımda her zaman güvenebileceğim tek insan o.
He has always been very sensitive.
Her zaman çok duygusal biri olmuştur. Beni saf dışı bıraktı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]