English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ R ] / Remember that one

Remember that one traducir turco

1,174 traducción paralela
- I have to remember that one.
- Bunu hatırlamalıyım.
I must remember that one.
Bunu unutmamam lazım.
- I remember that one.
- Onu hatırlıyorum.
I have to remember that one.
Bunu hatırlamalıyım.
Don't remember that one.
Hatırlama.
- Remember that one?
- Bunu hatırlıyor musun?
Don't remember that one.
Bunu anımsayamadım.
I gotta remember that one.
Bunu hatırlasam iyi olur.
You remember that one, don't you, Mr. Paris?
O görevi hatırladınız, öyle değil mi, Bay Paris?
I am very sure I'm gonna remember that one.
- Bunu hatırlayacağıma eminim. - Evet.
Yeah, that sounds like a groovy song, man! Remember that one!
Hey, bu enfes bir şarkıya benziyor!
I don't think I remember that one.
Bunu hatırladığımı sanmıyorum.
You remember, on the day that you left... you promised us you'd come here one day to protect Kotori.
Hatırlarsan, gittiğin gün Kotori'yi korumak üzere bir gün geri geleceğine söz vermiştin.
You got so many lines to learn so fast that sometimes you need a minute to remember your next one.
Bazen çok çabuk ezberlemen gereken birçok satır oluyor ve sonraki repliği hatırlamak için biraz zamana ihtiyacın oluyor.
You remember that Ensign, the one who shot himself?
Teğmeni hatırlıyor musun, kendini vuranı?
I don't remember'em using the word "episodes", but I'm sure they threw that one in there too.
Ben kullanmak vermedi "olaylar" kelimesi ama onlar üç dışında oldukça sık bulunmaktadır.
You remember that room we passed through before, the one with the coordinate larger than 26?
- Daha önce geçtiğimiz şu odayı hatırlıyor musun? Şu 26'dan büyük koordinatı olanı?
Why is it that someplace safe is always the one place you can never remember later?
Neden bu güvenli yer her zaman daha sonra hatırlayamadığın yer oluyor?
What will that do for your political career? I wouldn't worry about me, warden. I'm the one with the thunderbolts, remember?
Ben kendim için endişelenmiyorum, yıldırımları olan benim, hatırladın mı?
Well, George, ma'am, this has been an honor, and one that I shall remember for the rest of my life.
Şeref duyduk, hayatımın sonuna dek bu anı unutmayacağım.
Remember that as we go forth it is only with our hearts beating as one that we can save the life of this child.
Unutmayın birlikte olarak yalnızca tek bir yürek gibi çarparak bu çocuğun hayatını kurtarabiliriz.
Remember son, that in life one thing's more important than being a cop and that's being Spanish!
Unutma evlat, hayatta polis olmaktan önemli tek bir şey vardır o da İspanyol olmaktır.
Well, be that as it may, after camp came football, and for those of you who didn't follow the sports pages back in 1977, you might not remember the peewee powerhouse of oklahoma, who, under the leadership of yours truly, managed to roll to an auspicious league record of 0 for 12... scoring exactly not one damn touchdown.
Neyse, kamptan sonra da futbola başladı ve 1977'de spor sayfalarını takip etmeyenleriniz Oklahoma'nın PeeWeee Powerhouse'unu hatırlamayacaktır, sizlerin de desteğiyle 12-0 Iık müthiş bir rekora imza atmayı başarmışlardı hem de tek bir sayı bile atamadan.
GEORGE KENNAN - US State Department " One has to remember that we had been, I think, for sixteen years without any representation in Russia
GEORGE KENNAN, ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI Hatırlanmalıdır ki, yaklaşık 16 yılı Rusya'da temsilciğimiz olmadan, iki hükümet arasında hiçbir temas olmadan geçirdik ve tıkanıklığı çözmeyi denemeye karar veren kişi Roosevelt'ti.
Al, we've seen some classic Denslow Cup battles in the past, but I can't remember one that rivalled the drama and excitement of this one.
Al, şu ana dek pek çok Denslow kupası yaşadık, ancak hiçbirisi bu denli dramatik ve gergin değildi.
"One day, when you remember this day... " remember " that I watched it with full eyes...
Bu mektup sana ulaştığında, bugünü hep hatırlamak istersen unutma ona gözlerim değdi ellerim dokundu.
I'm the one that does the thinking', remember?
Planları yapan kişi benim, unuttun rnu?
Remember, you're the one that left!
Unutma, terk eden sendin!
Remember, the one that Ra put here might not have been the first.
Hatırlayın, Ra'nın buraya koyduğu ilk olmayabilir.
Mulder, it's the dim hope of finding that proof that's kept us in this car, or one very much like it for more nights than I care to remember.
O kanıt orada. Mulder, bizi bu arabada tutan ya da artık sayısını bilmediğim kadar çok gece burada olmamıza neden olan kanıtı bulmamız çok ufak bir ihtimal.
Because it's the one thing in my life I remember with my father that was good.
Babamla hatırladığım en son güzel şey oydu da ondan.
They just dream their dream, and one day they realize that they can't even remember their dream.
Sadece hayal ediyorlar ve bir gün fark ediyorlar ki hayallerini hatırlamıyorlar bile.
Some people dream their whole life, untill they wake up one day And realize that they can't remember their dream.
Bazıları hayatları boyunca hayal ederler, bir gün yataklarından kalktıklarında rüyalarını hatırlayamadıklarını farkederler.
Just remember, I was the one that wanted to stay home tonight, Lucy.
Bu gece evde kalmak isteyen bendim, Lucy.
Remember when Dad had that barbecue for his friends and it rained so he and Mom went into the kitchen and made 100 hamburgers with one frying pan?
Babamın mangal partisini hatırlıyor musun? Hani yağmur yağmıştı da, annemle ikisi mutfağa girip bir tavayla 100 köfte pişirmişlerdi?
I rented you two rooms up here, and one is gone. I distinctly remember a wall because I distinctly remember a room. - Where's that room gone?
- Ben burada size iki oda kiraladım ve biri yok kesinlikle burada bir duvar olduğunu ve bir oda da olduğundan kesinlikle eminim.
It's always important to remember that the wind from one door closing opens another.
Bir kapıyı kapayan rüzgar, diğerini açar.
Mr. Z, don't you remember that I was the one that tipped you off?
Bay Z. Hatırlarsanız size orada olabileceğini söyleyen bendim.
The only thing I remember... is that no one paid any attention to all of us.
Hatırladığım tek şey, kimsenin bizlerden birini hiç önemsemediğiydi.
Friends, we must always remember that Old Major died for every one of us.
Arkadaşlar, yaşlı binbaşının her birimiz için öldüğünü daima hatırlamalıyız.
But I remember that once, just one time, I worked for my own sake.
Ancak, hatırlıyorum da vaktiyle, tek bir kez, kendim için çalışmıştım.
That was one of our problems, remember?
Sorunlarımızdan biri de buydu, hatırladın mı?
But I remember them calling one of the other ones that.
Ama onlardan birinin Brendan diye seslendiğini duydum.
But I don't remember him making one comment that morning.
Ama derste tek kelime etmemişti o sabah.
Why buy this shit if you can't remember the one thing that holds it all together?
Bunları bir arada tutan tek şeyi almayı hatırlayamadıktan sonra bunca yiyeceği almanın ne anlamı kalıyor?
Do you not remember... the joys that we once shared in one another's arms?
Birbirimizin kollarında geçirdiğimiz zamanın zevkini hatırlamıyor musun?
I'm the one that just lost my biggest client. I'm the one that got fired. Me, remember?
En büyük müşterisini kaybeden ve kovulan benim, unuttun mu?
Remember that one.
Unutma bunu.
One that I have survived more times than I can remember.
Hatırlayamadığım kadar çok kez bundan kurtuldum.
So, in closing, as the future journalists of America... there is one thing that you need to remember.
Amerika'nın gelecekteki gazetecileri olarak hatırlamanız gereken tek şey var.
I'm the one that got the raise. Try and remember that.
Eve para getiren benim.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]