English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ I ] / It's like i said

It's like i said traduction Turc

1,125 traduction parallèle
- No, it's--she said some things tonight that made me feel like I was just like everyone else.
- Hayır sadece Abby bana benim de herkes gibi olduğumu hissetmemi sağlayacak şeyler söyledi.
It's just that we said, you know... no pressure, no expectations... and... I just broke up with Ben two months ago... and I spent all last year... following Ben or following Noel and... no matter how much I like you... I need to not be in a serious relationship right now.
Ama baskı, beklenti yok demiştik ve ve Ben'den ayrılalı daha iki ay oldu ve bütün geçen seneyi Ben'in ya da Noel'un peşinde koşarak geçirdim ve senden ne kadar hoşlansam da ciddi bir ilişki içinde olmamalıyım şu anda.
You said you thought your hair looked like an 8-year-old boy's and I'm just saying I like it.
Saçının seni 8 yaşındaki çocuk gibi gösterdiğini söylemiştin ben de hoşuma gittiğini söylüyorum.
It's like I said, bringing up all this shit from the past.
Dediğim gibi, geçmişteki bütün boklukları tekrar yaşıyoruz.
Look, like I said, maybe I don't want to admit there's something wrong but if he's got this thing we'll deal with it.
Bak, söylediğim gibi, belki bunu ona yakıştıramıyorum ama bu şeyden varsa ilgileneceğiz.
I mean, it's like Malcolm X said- - "By any means necessary." Right?
Tıpkı Malcolm X'de dediği gibi... "Gereken her yolla". Değil mi?
Like I said, it's a long story.
Dediğim gibi, uzun hikaye.
Like I said, open container, P.I., misdemeanor possession. It's easy to make it go away.
Arabada içki içmek, toplum içinde sarhoşluk, ikinci derece uyuşturucu taşıma, halletmek kolay.
I don't know if he'd asked me this same time last year... I probably would have said yes But the minute he asked me... it was like someone was trying to strangle me
Bilmiyorum Eğer geçen sene bu zamanlarda sorsaydı... muhtemelen evet derdim Ama bana sorduğu sırada... sanki biri beni boğuyormuş gibi hissettim.
Like I said, it's... it's just a business deal.
Söylediğim gibi iş anlaşması.
Like I said, I know it's un-Christian...
Dediğim gibi ben dindar biriyim.
Like I said, it's all about results and if you don't get them
14-3 yenmiştik galiba. Dediğim gibi, önemli olan sonuçlar.
Like I said before, it's our busy season, and I got some things to take care of.
Daha önce dediğim gibi, bu sezon yoğunuz, ve icabına bakmam gereken şeyler var.
Michael : [Narrating] LIKE I SAID, IT'S ALL ABOUT SEX. EXCEPT WHEN YOU'RE HAVING IT.
Brian'ı alayım.
BUT LIKE I SAID, IT'S NO BIG DEAL.
Ama dediğim gibi. O kadar da önemli değil.
See? It's just like I said.
Aynı dediğim gibi.
Later on, when I learned to read, I found it said something like :
Sonra sık hatırladığım bir şeydir.
Like I said, it's pretty modest.
Dediğim gibi, fiyatlar oldukça uygun.
- Like I said, it's not an option.
Dediğim gibi, seçeneklerimiz arasında değil.
- l said your willie's... I heard what you said, but it took you, like, eight seconds.
- Organının fareninkinden... Ne dediğini duydum ama sekiz saniye sonra cevap verdin.
I've mentioned your son twice and you said "It's okay." like you're comforting me or...
- Neyi?
Like I said, sir, it's police business.
Dediğim gibi, efendim, bu polislik bir iş.
Like I always said, honey, it's all up here.
Her zaman dediğim gibi. Her şey burada.
Like I said, it's a good drink.
Üzerinde yazdığı gibi. "İyi içki."
- Like I said, it's back there.
Söylediğim gibi, geride bu tarafdaydı.
- Like I said, it's hard.
- Dediğim gibi anlatması zor.
If I said the Beast is made of flesh and iron that it can think like a human and disappear at will...
Eğer bu hayvanın etle demir karışımı olduğunu söyleseniz... bunun nedenini ve nasıl olup da görünmez olma yeteneği elde edebildiğini sorarlar.
Like I said, Rev, sooner or later. And it looks like it's sooner.
dediğimi yaparak hızlanalım ergeç bunlarla karşılaşmamız kaçınıImaz.
Like I said, it's not that simple.
Dediğim gibi, bu o kadar kolay değil.
All right, you guys, like I said on the phone it was a big party and it's a huge house so we're going to divide and conquer.
Evet çocuklar, telefonda dediği gibi kalabalık bir parti ve kocaman bir ev.
Like you said, it doesn't change the fact that I did it, or that we'll always love each other.
Dediğin gibi yapmış olduğum gerçeğini değiştirmiyor da daima birbirimizi seveceğimizi.
It's not like an emergency dinghy, i don't pull a rip-cord! Anytime, anywhere, you said.
- Her an her yerde demiştin.
I mean, it's like I said.
Söylediğim gibi oldu.
Well, it's like I said. He's got a really crazy schedule.
Değişim gibi, çok yoğun bir programı var.
It's nothing big, but they said I could invite someone... and you've never seen my grandparents'house... and I'd really like you to meet my grandpa.
Öyle büyük bir şey olmayacak. Ama birisini davet edebileceğimi söylediler. Sen büyük annemlerin evini hiç görmedin.
But like you said when I first told you, how's it gonna be, her outside, me inside?
Ama sana ilk haber verdiğimde dediğin gibi. Nasıl olacak, o dışarıda, ben içeride?
LIKE I SAID, IT'S A VERY SMALL HOUSE.
Dediğim gibi küçük bir ev.
It's like I said to Joe. We can have kids... or we can have gorgeous fabric without chocolate stains.
Joe'ya da söylediğim gibi, çocuk yapabiliriz ya da üzerinde çikolata lekesi olmayan harika mobilyalarımız olur.
- It's like I said.
- Dediğim gibi.
It's so sad He just completely flattens it - Like I said, it was no big deal.
Dediğim gibi, çok sorun değildi ve bu yüzden neden... kovuldum anlamadım, bu da beni kızdırdı.
So like I said this morning it's just been another normal day here at the Xavier Institute.
Bu sabah da söylediğim gibi Xavier Enstitüsünde yine normal bir gündü
I think it's like the man said, "Man is the measure of all things."
Sanırım, "Her şeyin ölçüsü insandır" lafını söyleyen adam haklıydı.
- It's like I said before.
- Daha önce dediğim gibi.
It's not like I woke up one day and said,
Bir gün uyanıp "Vay, ölümcül silahlar işinde olmak çok güzel."
Iceman has a look of determination in his eye... but like I said before, brother scumbags... he's lookin'for that big punch to end it all for Monroe,
Ama Iceman daha kararlı gözüküyor. Dediğim gibi Iceman doğru vuruşu yapabilmek için, Monroe'nun açığını kolluyor çünkü kuvvetli bir vuruş, Monroe'yu nakavt etmeye yetecek.
And it's like I said- - if he doesn't get him, then it's for expenses.
- Evet, iş tamam. Dediğim gibi artı masraflar.
It's like I said, I ain't going nowhere.
Dediğim gibi, hiçbir yere gitmiyorum.
It's like I said.
Söylediğim gibi...
( Dr. Jung said it would be enough if I see him... ) (... twice a week from now on... ) (... though I'd like to see him more often. )
Dr. Jung, şu andan itibaren onu haftada iki kez görmemin yeterli olacağını söyledi ama ben onu daha sık görmek isterim.
Ah, well, you'd like me better if i said it was for art's sake but, well, i'm in the button business.
Sanat için olduğunu söylersem beni daha çok seversiniz ama düğme işi yapıyorum. - Evet, söylediniz.
Like I said, it's complicated.
Söylediğim gibi karmaşık.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]