English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ T ] / The team

The team traduction Turc

24,884 traduction parallèle
I need to be on the team.
Takımda olmalıyım.
As long as I'm with you, the team will always be in danger.
Sizinle birlikte olduğum sürece ekip hep tehlikede olacak.
How about the location of the team that we were supposed to hand off to?
Teslimatı yapmamız gereken takımın lokasyonu?
I'm sure the team we were supposed to hand this off to must have had other plans.
Eminim bunu alacak olan takımın başka planları vardı.
You'll be back on the team in no time.
Yakın zamanda takıma dönersin.
Not only was I part of the programming group, I was the team lead on the social media research.
Programcı grubunun bir parçası olmak dışında aynı zamanda sosyal medya araştırma ekibinin de lideriyim.
In fact, the trophy case in the hall displays Dad's jersey from one of his most well-known games... when he led the team to the state championship even after breaking his nose in the first quarter.
Hatta okulun kupa köşesinde, ilk çeyrekte burnunu kırmasına rağmen takımına eyalet şampiyonasında liderlik ettiği, en bilinen maçlarından birinde giydiği forma sergileniyor.
The trophy case in the hall displays Dad's jersey from his most famous game, when he led the team to the state championships even after breaking his nose in the first quarter.
Hatta okulun kupa köşesinde, ilk çeyrekte burnunu kırmasına rağmen takımına eyalet şampiyonasında liderlik ettiği, en bilinen maçlarından birinde giydiği forma sergileniyor.
And you see, we're part of the team that's gonna get him back to the CDC.
onu hastalık kontrol merkezine götürecek ekibin bir parçasıyız. onu hastalık kontrol merkezine götürecek ekibin bir parçasıyız.
The truth is, your husband and your father is a soul-sucking loser who found out I was only pretending to be his friend for the sake of the team.
Açıkçası, senin kocan ve senin baban onunla sadece takımın iyiliği için arkadaşıymışım gibi davrandığımı öğrenen ruh emici bir ezik.
It's one thing to be the team that called up the first woman.
Birinci konu ; takımın ilk kadın oyuncuyu alması.
It's another thing to be the team that picked the wrong woman and turned this whole thing into a disaster.
İkinci konu da takımın yanlış kadını seçip, olayların felakete dönüşmesi.
He's lost control of the team.
- Takımın kontrolünü kaybetti.
The team doctor cleared me.
Takım doktoru beni iyileştirdi.
Yeah, I had to take one for the team with the Jumbotron girl.
Bunla ilgilenen kızdan takım için almam gerekiyordu.
Uh, he is a member of the team.
Takımın bir üyesidir.
The team's training was impeccable, the plan was bulletproof, it should have worked!
Ekibin eğitimi müthişti, plan kusursuzdu, işe yaramalıydı!
We think you'd be a great addition to the team.
Ekibimize renk katacağına eminim.
You and your little team, you go pretend to save the world.
Peki. Sen ve ekibin dünyayı kurtarıyormuş gibi yapın.
Yeah. We're all on the same team.
Evet, hepimiz hemfikiriz.
All right, team, let's do this by the numbers.
Pekala, tim, bu işi icabına göre yapalım.
After all, Jane... this team's the closest thing to family you've got.
Herşeyden öte, Jane... bu tim senin ailen sayılır.
At 0830 tomorrow... today... we'll hand off the antimatter to the arriving team leader and our first mission will be complete.
Yarın saat 08 : 30'da bugün... karşı maddeyi gelecek olan takım liderine devredeceğiz. ... ve ilk görevimiz tamamlanacak.
We need to make it possible for the other team to find us.
Diğer takımın bizi bulmasını sağlamalıyız.
My team has been tasked at the highest level to prevent the military from building the most powerful weapon of mass destruction in history.
Takımım ordunun tarihin en büyük yıkımına sebep olacak silahı yapmasını engellemekle görevlendirildi.
Yeah, well, this message came from the mouth of a dying man... a traveler team in need of assistance at those coordinates.
Bu mesaj ölmek üzere olan bir adamın ağzından döküldü bu koordinatlarda bir gezgin ekibinin yardıma ihtiyacı var.
You know, the whole team.
Anlarsın ya, tüm takım.
The Director obviously thinks he and his team are worth saving, but...
Belli ki yönetici bu ekibin kurtarılamaya değer olacağını düşünüyor.
I need to set the drop-off coordinates with the other team, if that's okay with you.
Diğer takımla yapılacak teslimatın koordinatlarını belirlemem gerek, eğer bir sakıncası yoksa tabii.
Have you received instructions from the Director to relocate my team?
Ekibimin yerini değiştirmek için Yönetici'den talimat aldın mı?
What happened to the other team?
Diğer ekibe ne oldu?
You're not the EMT team I was expecting.
Beklediğim acil yardım ekibi siz değildiniz.
The Director would have assigned a team to resuscitate him and Bishop.
Yönetici onu ve Bishop'ı hayata döndürecek bir ekip atamıştır.
He's the leader of my team.
Ama gerek de yok. - O takım liderimiz.
Send us the coordinates and meet us there with your whole team.
Bize koordinatları gönder ve tüm ekibinle birlikte orada ol.
What the hell did she say to you to make you consider not having a medic on our team?
Ekipte bir doktor olmamasını düşünmeni sağlayacak ne söyledi sana?
But they are inducting me, Riley Perrin, Team Captain and two-time State Field Hockey Champion, into the coveted Hall of Athletes.
Ama beni, yani takım kaptanı ve iki kez de halı saha hokey şampiyonu olan Riley Perrin'i herkesin can attığı Sporcular Listesi'ne alacaklarmış.
Snapper will be running the investigative team at CatCo Magazine.
- Snapper, Catco Magazin'in araştırmacı bölümünü yönetiyor.
Was he on the kryptonite transport team?
- Kryptonite nakil aracında o da var mıydı?
- We're all on the same team.
- Hepimiz aynı taraftayız.
Snapper will be running the investigative team at Catco Magazine.
Snapper, Catco Magazin'in araştırma bölümünü yönetiyor.
At this point in the day, Conley's team has to be surprised...
Günün bu saatinde, Conley'in ekibi şaşkın olma...
And the only way we're gonna get out of this alive is if we stick together and work as a team.
Buradan çıktık diyelim, nereye gideceğiz? Teşekkürler, Pete. Ve buradan çıkmanın tek yolu ekip olarak..... çalışıp bir arada olmamız.
Your team knows firsthand the brutality they're capable of.
Ne kadar cani olduklarını siz daha iyi biliyorsunuz.
Well, it all goes back to my college days, where I was the star attackman on our lacrosse team.
Geçmişi lakros takımının yıldız hücum oyuncusu olduğum zamanlara, üniversite yıllarıma dayanıyor.
Mwah! How does it feel to be the assistant coach of a winning team?
Kazanan bir takımın asistan koçu olmak nasıl bir duygu?
I can't decide which team because Mum likes the Angels and Dad likes the Dodgers.
Takımım belirsiz. Annem Angels'ı seviyor, babam Dodgers'ı.
I'm also the captain of this team.
Ayrıca bu takımın da kaptanıyım.
The whole team's counting on me.
Tüm takım bana güveniyor.
If we can get the section sealed with scrap, my team can start working on the damage done to Olympus Town.
Bölümü bu parçalarla mühürleyebilirsek ekibim, Olimpos şehrinin aldığı hasar üstünde çalışmaya başlayabilir.
Happy to be a part of the not-team.
Ekibin bir parçası olmamak güzel.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]