English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ Y ] / You want one

You want one traduction Turc

9,010 traduction parallèle
You want one?
- İster misin? - Hayır.
You want one?
Bir içki de sen ister misin?
You want one?
İster misiniz?
You want one of us to go out there in the deadly radiation storm?
İçimizden birinin oraya gitmesini mi istiyorsun? - Ölümcül radyasyon fırtınasının içine?
You want one of us to go out there in the deadly radiation storm?
İçimizden birinin oraya, ölümcül radyasyon fırtınasının içine gitmesini mi istiyorsun?
You want one of my clients, we can talk about that, but Gerard's staying with me.
Müşterilerimden birini istiyorsan bu konuda konuşabiliriz ama Gerard ben de kalıyor.
~ Well, just have a cigarette if you want one. ~ Yeah?
- İstiyorsan bir tane yak. - Öyle mi?
But before I do, I just want to ask you one thing.
Ama bunu yapmadan önce sana bir şey sormak istiyorum.
I let him go, knowing that he would report back to you, knowing you would bring into battle the one thing that can kill me, the one thing I truly want.
Onu bıraktım. Gidip sana anlatacağını biliyordum. Beni öldürecek tek şeyi savaşa getireceğini biliyordum.
And I want you to know I have said one word to Adam about Terrino's.
Ve Adam'a Terrino'lar hakkında tek bir kelime dahi konuşmadığımı bilmeni istiyorum.
I want you to just tell me if one of these guys is the man who was in your house.
Eğer bu adamlardan biri evinize girdiyse bana hangisi olduğunu söylemeni istiyorum.
This is the one you want?
Bunu mu istiyorsun?
To stand out. You sure you don't want to get that one?
Bunu almak istemediğine emin misin?
We can get her one if you want.
İstersen ona da bir tane alabiliriz.
Well, I'm sure you want to be one to deliver my message.
Eminim ki, mesajımı ileten kişi sen olmak istersin.
You've been with the Bureau long enough to know the guys upstairs don't want the embarrassment of admitting that we let one of our own get away with an act of terrorism in our sandbox.
Başımızdakilerin, kendi aramızdan birinin terörist bir eylemle yakayı kurtarmasına izin verdiğimizi itiraf etme utancını istemediklerini bilecek kadar uzun süredir bürodasın.
Jason, I want you to promise me one thing... always be forgettable.
Jason, bana bir şeyin sözünü vermeni istiyorum. Her zaman hatırlanması zor biri ol.
I don't want to come back and find one of you dead, strangled.
Birinizi ölmüş ya da boğulmuş bulursam dönmek istemem.
You didn't see the hope in her eyes when she thought that maybe her mother didn't have to die, and I didn't want to be the one to take that away from her.
Annesinin ölmek zorunda olmadığını düşündüğünde, gözlerindeki umudu görmüyor musun? ... bunu ondan alan ben olmak istemedim.
I want you to watch me and as you watch, I want you to know that one day you will walk, too.
Beni izlemeni ve izlerken, senin de bir gün yürüyeceğini bilmeni istiyorum.
So, my prayer for you today is, if I don't meet you here, one day I want to see you there
Bu yüzden bugün sizin için duam şu, burada tanışamazsak bir gün sizi orada, kapılarda
Friends, there's just one thing I want to say to you.
Dostlarım size bir şey söylemek istiyorum.
All right. I'll give you one last chance... to think it over, but if I don't get what I want, her pretty little head comes the fuck off!
Bunu baştan düşünmen için sana son bir şans vereceğim, ama eğer istediğimi almazsam bu kızın küçük güzel kafasını kopartırım!
And Mo, if you really want to find the other vests, there's only one person you need to be talking to.
Ve Mo, diğer yelekleri bulmayı gerçekten istiyorsanız konuşmanız gereken sadece bir kişi var.
Ladies and gentlemen, if you want to live, there's one thing that you need to understand.
Bayanlar ve baylar, eğer yaşamak istiyorsanız, anlamanız gereken bir şey var.
You tell your whore she ain't done her job, and I want what's mine, one way or another.
Orospuna söyle işini daha bitirmedi, ve ben istediğimi alırım, öyle ya da böyle.
So, I have decided... and I don't want to upset either one of you... that I am going to look for a place of my own.
Ben de düşündüm ki ikinizin de üzülmesini istemiyorum ama kendime ev bakmaya karar verdim.
You don't want anyone to hear it'cause you want to be the only one.
Kimsenin duymasını istemiyorsun çünkü tek olmak istiyorsun.
You want one?
Sen de ister misin?
I want you to prove to me that our friendship is a real one, based on trust and equity.
Arkadaşlığımızın gerçek ve güvenle eşitliğe bağlı olduğunu kanıtlamanı istiyorum.
Jake, you want a case so bad, you're making one up.
Jake, bir davaya bakmayı o kadar istiyorsun ki kendi davanı yaratmışsın.
For instance, here's one that Hollywood doesn't want you to know.
Mesela bak Hollywood'un bilmeni istemediği bir tane söyleyeyim.
You know, it's one of the reasons why I didn't want to come back.
Buraya geri dönmeyi istemememin sebeplerinden birisi de bu.
You were the one that said you didn't want to go back to what we were.
Eskiden olduğumuz şeylere dönüşmemizi istemediğini söyleyen sendin.
You were the one who didn't want me around them, and yet you were the one who got into a fight, and now all of sudden you need me on the team.
Beni onların etrafında görmek istemeyen sendin ve şimdi de kavgaya tutuştun ve birden ekipte bana ihtiyacın oldu. Pek çok açıdan ironik geldiğinin farkındayım.
I want you to be one of my minions.
Benim adamlarımdan biri olmanı istiyorum.
I want to be the one who tells you how awesome you are all the time.
Sana sürekli ne kadar mükemmel olduğunu, ben söylemek isterim artık.
Because there's something I want to tell you, and I can only tell it to my soul mate because it's dark, and no one else can find out about it.
Çünkü sana söylemek istediğim bir şey var. Ve sadece ruh eşime söyleyebilirim. Çünkü karanlık bir sır, kimse bunu öğrenmemeli.
You want to be the one to tell Gibbs we got nothing?
Gibbs'e, elimizde bir şey olmadığını söyleyen sen olmak ister misin?
And now you want me to protect another one of your secrets.
Ve şimdi de başka bir sırrını saklamamı istiyorsun.
No one you'd want to stiff on their seed money, either.
Sermayesinin üzerine yatmak isteyeceğiniz türden birisi de yok.
One of you pretty ladies want to take me to meet a girl later?
Bu güzel hanımlardan biri beni bir kızla olan randevuma götürür mü acaba?
Aircraft are very expensive these days and so you don't want them to have just one...
Bugünlerde uçaklar bayağı pahalı ve onlardan sadece bir taneye sahip olmak istemezsiniz...
The only one I want to watch the fireworks display with is only you, Rita!
Havai fişekleri beraber izlemek istediğim tek kişi sensin, Rita!
Hey. You want to stay for one?
Biraz daha kalmak ister misin?
Well, I'm the one, Avery, which is why I know you don't want me dumping you for a bigger client down the line.
Öyleyse, ben o kişiyim, Avery, bu sayede biliyorum ki, benim daha büyük bir müvekkil için seni bırakıp gitmemi istemiyorsun.
I want you to ride to Goliad and, one more time, instruct Colonel Fannin to abandon his position there posthaste and rendezvous with us at Victoria.
Goliad'a gitmeni istiyorum ve Albay Fannin'i bir kez daha bilgilendir. Pozisyonlarını hemen terk edip bizimle Victoria'da buluşsunlar.
Hey, you sass me all you want with that highbrow blather, but I am paying you one hell of a compliment.
Ukalâ zırvalıklarınla istediğin kadar dalga geçebilirsin ama şu an sana iltifat ediyorum.
Um, let's try it one more time from Fast Eddie's entrance, and, um, this time, I want you to think...
Hızlı Eddie'nin girdiği yerden bir kez daha alalım ve bu kez şöyle düşünmeni istiyorum :
But the critical thing, the one thing that I want you to take away from this meeting is that Coca-Cola is not a brand.
Ama bu toplantı sonucunda düşünmenizi istediğim esas nokta şu ki,... Coca-Cola bir marka değil.
You know, I mean, you wouldn't want to read just one book your whole life, would you?
Yani hayatın boyunca yalnızca bir kitap okumakla yetinmek ister miydin?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]