English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ B ] / By this time

By this time tradutor Turco

1,948 parallel translation
By this time, the galaxy was in a panic.
O sırada, galaksi panik halindeydi.
Well by this time the dinosaurs had disappeared and the early mammals had arrived.
O sırada dinozorlar yok olmuştu ve ilk memeliler ortaya çıkmıştı.
By this time, I had found a red guitar.
O sırada, ben de kırmızı bir gitar bulmuştum.
And he will be out of pain by this time tomorrow.
Yarın bu saatlerde ağrısından kurtulmuş olur.
But by this time next year, we will officially be millionaires.
Gelecek yıl bu zamanlar resmen milyoner olacağız.
Dad said by this time next year, we'll be millionaires.
Babam gelecek sene bu zamanlarda milyoner olacağımızı söyledi.
Either you get me a name by this time tomorrow...
Yarına kadar bana isim...
If all goes to plan, by the time you are watching this I will be dead, along with my wife Caroline and our beloved daughter Alexandra.
Eğer her şey plana göre giderse bunu izlediğiniz sırada eşim Caroline ve sevgili kızımız Alexandra ile birlikte ölmüş olacağım.
# # when everything's gone wrong somehow # # the men of steel, these men of power # # are losing control by the hour # # and this is the time # # this is the place #
# # nedense her şey yanlış giderken # # çelik adam, şu güçlü adamlar # # kontrolü kaybediyor bir saatte # # ve işte zamanı # # işte yeri # # geleceğe bakmamızın # # ama etrafta gidecek pek bir yer kalmadı #
" By the time you read this, I'll be married.
Sen bunu okuduğunda, ben evlenmiş olacağım.
What we're seeing in this time-lapse video really shows the rapid decay of the stone in response to this deterioration by salts.
Bu hızlı çekim video bize, taşların tuzlar tarafından çürümelerine gerçekte nasıl tepki verdiğini gösteriyor.
Imagine those 19 hijackers with other weapons and other plans this time armed by Saddam Hussein.
Şu 19 hava korsanını düşünün bu sefer ellerinde başka silah ve planlarla ve bu sefer Saddam Hüseyin'in desteğiyle.
But my plans didn't haven't exactly worked, so this time I am playing it by ear.
Ama planım tam olarak işe yaramadığı için, Bu kez son anda plan yapacağım.
It'll be sour by the time everyone gets here this afternoon.
Öğleden sonra herkes gelene kadar burada ekşiyecek.
By the time julie anderson was 20, she had a long and colorful history with this department.
Julie Anderson 20 yaşına geldiği zaman, bu bölümde renkli uzun bir geçmişe sahip olmuştu.
It was at this time that she was approached by a female suspect who pulled a gun and fired upon the victim, killing her instantly.
Tam o sırada yanına yaklaşan bir kadın zanlının silahını çekerek kendisine ateş etmesi sonucu olay yerinde hayatını kaybetti. Zanlı,..
This file was signed out 25 times between 1990 and 2003, every time by a man named Hugo Prince.
Bu dosya 1990 ve 2003 arasında tam 25 kere imzalanmış. Her seferinde de Hugo Prince adlı biri tarafından.
By the time the US and Russia sit down to thrash this out, our intelligence on Russia will be a joke, unless you can force Harry into giving up his names
Rusya ve Amerika bunları enine boyuna tartışmak için bir araya geldiği zaman Rusya'yla ilgili istihbaratımız espri konusu olacak. Tabii sen onlar öldürülmeden önce bilgi kaynaklarının isimlerini bize vermesi için bize vermesi için Harry'yi zorlamadığın sürece.
By that time you won't even remember this Robin girl's name.
O zamana o Robin denen kızın adını bile hatırlamayacaksın.
It takes time to cover a structure this size Inch by inch, mr. Luthor.
Bu büyüklükte bir şeyi milim milim aramak biraz zaman alıyor Bay Luthor.
By the way... If this is the last time, I must reveal a terrible secret to you.
Bu arada. eğer bu son görüşmemizse sana korkunç bir sırrımı açıklamalıyım.
You know, this is not the first time this house has been divided by a fundamental disagreement.
Bu evin esaslı bir anlaşmazlıkla bölünmesi ilk defa olan bir şey değil.
A physics professor came up to me at the end of the talk and told me that he had brought one of his graduate students, who was a devout Christian, and who was quite shaken by my talk, and all I got from this report was that this was the first time his
Konuşmamın sonunda bir fizik profesörü yanıma geldi. Sadık bir Hristiyan olan, bir yüksek lisans öğrencisini de yanında getirdiğini ve onun konuşmamdan çok etkilenmiş olduğunu söyledi. Anlattıklarından anladığım şuydu ki ;
By the time Ramos gets here this evening, the Commander and I will have reconfigured LAPD's various homicide units in such a way that they will withstand both criticism from the police commission as well as any further media scrutiny.
Ramos akşama buraya geldiğinde binbaşı ve ben L.A.P.D.'nin çeşitli cinayet birimlerini Polis Komisyonu'nun eleştirilerine ve medyanın ileride olabilecek araştırmalarına karşı koyacak şekilde yeniden yapılandırmış olacağız.
If you go to jail this time, you'll be a grandma by the time you get out.
Bu sefer hapse girersen, çıktığında büyük anne olacaksın.
I just want to say that every time I make a stop at this lay-by I inspect the coach.
Bu mola yerinde her konaklamamızda.. .. otobüsü kontrol ettiğimi ifade etmek isterim.
Imagine that all this time is represented by a 24-hour day.
Bütün bu zamanın bir günün 24 saati içinde geçtiğini hayal et
So the granddaughter that Seol Gong Chan looked for this entire time.... Was found by my dad? My dad?
Yani Seol Gong Chan'in bunca zamandır arayıp durduğu kuzenini benim babam mı bulmuş?
But this time, we're going to play by my rules.
Ama bu sefer, benim kurallarımla oynayacağız.
Hey, look, maybe I'm an asshole, but- - do not... insult me by saying this is your first time.
Hey, dinle, belki pisliğin teki olabilirim... İlk kez olduğunu söyleyip de beni kafalamaya çalışma.
I pretty much knew this is what I wanted to do by the time I was 9.
9 yaşımdan beri istediğimin bu olduğundan emin gibiydim.
But I can tell you, every one of the passengers in this elevator dead by the time they hit the ground.
Ama şunu söyleyebilirim ki asansördeki insanların hepsi çarpışma anında ölmüşler.
Come on. Let's three-way this little issue and come to a solution by the time we get to Schrute Farms. How's that for a plan?
Bu konuyu üçlü bir grup olarak Schrute Çiftliklerine vardığımızda çözelim derim.
For the first time in countless generations, we must venture out into this galaxy again, a galaxy controlled by the Wraith.
Nesillerdir ilk kez Wraith tarafından kontrol edilen bu galaksinin içine yayılmayı riske ediyoruz.
Hey, who won it this time, by the way?
Bu arada, kim kazandı?
We better get more than just an al-qaeda lieutenant by the time this trip's over.
El-Kaidede bundan daha iyi alırız teğmen Zamanla bu yolculuk biter.
It's much more like a modern human brain in terms of size and in terms of shape, and by the time you get to this, all of these others have disappeared from the fossil record.
Beyin gerçekten genişledi. Boyut ve şekil açısından, çok daha fazla modern insan beynine benziyor, ve bunu bulduğunuz zaman tüm bu diğerleri fosil kayıtlarında yoktular.
Because by the time they developed to this level, they should have been extinct.
Çünkü bu düzeye geliştikleri zaman yok olmuş olmalıydılar.
If he continues on this regimen, by the time he's 15, he won't even have the physical development of a ten-year-old.
Bu tedaviye devam ederse, 15'ine geldiğinde, 10 yaşındaki biri gibi bile fiziksel gelişim gösteremeyecek.
By the time they break ground on this mall, he'll be untouchable.
Alışveriş merkeziyle ilgili haberler patladığında dokunulmaz olacak.
This time you won't escape by sleeping.
Bu defa uyuyarak kurtulamayacaksın.
The time when you and I and this prison had anything in common has long gone by.
İkimizin bu hapishanede paylaştığımız ortak şeyler çoktan kayboldu gitti.
Not by King alone this time, but by parliament as well!
Bu sefer sırf Kral değil, Meclis de işin içine girdi!
And by doing this, they reduced the preparation time... that it takes for the astronauts... to go from the vehicle to outside of the vehicle.
Ve böylece astronotların, aracın içinden dışına çıkmak için ihtiyacı olan hazırlanma süresini azalttılar.
By filming very short time intervals, this camera can then play back action in super-slow motion.
Çok kısa zaman aralıklarını filme çekerek bu kamera ile süper yavaş bir şekilde oynatabileceğiz.
But we hope that the LHC is about to bridge this profound gap in our knowledge by peering further back in time than ever before.
Fakat LHC'nin önceden olmadığı kadar zamanda daha da geri gidip ufak bir delikten.. .. dikkatli inceleyerek bilgimizdeki derin boşluğa köprü kurmasını ümit ediyoruz.
I want to use this piano to illustrate the vastness of geological time, and yet how comparatively little of it is occupied by those animals and plants that we know anything about.
Bu piyanoyu kullanarak, jeolojik zamanın genişliğini ve hal böyleyken, hakkında hiç birşey bilmediğimiz hayvanların ve bitkilerin nispeten onun ne kadar küçük bir parçasını işgal ettiğini göstermek istiyorum.
I won't let you off the hook this time by saying, "Never mind."
Bu defa "boş ver" diyerek bu işten kurtulamazsın.
There is a lot of time for me to make this decision. And I don't want to be rushed into it by you, or my mother!
O kararı vermem için çok fazla zamanım var ve ne sen ne de annem bunu hızlandıramayacaksınız.
Even if, by some miracle, Sinclair finds what she's looking for and makes it back in time, the fact remains, this is our fault, we made it happen.
Eğer, bir mucize olup da Sinclair aradığı şeyle zamanında dönse bile yine de bu bizim suçumuz, bunun olmasına biz sebep olduk.
Now, look, I know just about everyone... in this locker room has been punched in the face by this guy... at some point in time.
Bakın, bu odadaki herkesin bir noktada bu adamdan yumruk yediğini biliyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]