English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turco → Inglês / [ A ] / Arada sırada

Arada sırada tradutor Inglês

1,756 parallel translation
Arada sırada yüzeye çıkıp ateş kusuyorum.
I come up every now and then and spit fire.
Arada sırada beni dinlesen iyi yaparsın.
I wish you'd listen to me once in a while.
Tamam ama sen de arada sırada gelip bizi Mexico City'de ziyaret edeceksin. Seni tura çıkartırım.
Okay, but you gotta come and visit us in Mexico city, ones in a while
Çok sık olmasa da arada sırada olur.
Not very often but now and again.
Arada sırada.
Here and there.
Arada sırada, bazen, gardını düşürüyorsun.
You let your guard drop occasionally, you're... careless, sometimes.
Arada sırada bir tutam atıver- -
Just pop in an executive suppository every few...
Neden arada sırada beni laboratuarımda ziyaret etmiyorsun?
Why don't you come visit me at the lab sometime?
Arada sırada gülümsemeyi dene.
Try smiling once in a while.
Tabii ki, arada sırada ufak tefek bir şeyler öğrenebileceğine inanıyordum.
Sure, I thought, maybe once in a while there'd be a small piece of information.
Arada sırada sıkıldığım oluyor.
I get bored now and then.
Arada sırada beni ara.
You drop me a line sometime.
Aslında, Abel arada sırada bir göz atmaya gider ama gecenin bu vakti orada olmayacaktır.
Well, maybe Abe goes to check things out every once in a while, but he's not going to go there this time of night.
- Bazen geliyorum arada sırada...
- Sometimes it seems so...
Arada sırada unutuyor yani.
It slips off the sprocket and he forgets things.
Çünkü... bilirsin, hepimizin arada sırada ufak bir yardıma ihtiyacı olabilir.
Because... you know, we all need a little bit of help, once in a while.
Arada sırada.
Sometimes
Yakınlarda bir yerde tek başına yaşar ve bir şeyler içmek ve ilham almak için, arada sırada kasabaya iner.
He lived alone nearby and traveled every so often to town for drinks and inspiration.
Arada sırada sana birkaç şiir okurum.
I'll read you some poetry occasionally.
Arada sırada, röportajlardan sonra,
From time to time, after the interviews,
Arada sırada olur.
He's been getting these sometimes.
Arada sırada bir kilisenin kapısından girmek seni öldürmez.
Going inside a church sometimes doesn't hurt.
Arada sırada çocuğa bakardım.
I looked after the boy here and there, you know.
Ev işleri için arada sırada uğrardım.
Well, I used to drop by, do chores.
Sinirlerim bozulduğunda arada sırada gidip bir süre kaldığım rahat bir klinik var.
There's a comfy little clinic that I check into every now and then when I'm having a breakdown.
Hepimiz gibi, arada sırada...
Like all of us, from time to time...
Arada sırada kocana muamele çekmende hiçbir yanlışlık yok.
There's nothing wrong with occasionally blowing your husband.
Arada sırada bir film izlemek için kaçamak yapmak?
No sneaking out to a movie every now and then?
Fakat, o karanlık zamana dönüp de baktığınızda ki bence, arada sırada bakmalıyız...
But when you look back upon that dark time, as I think you should every now and then,
Arada sırada.
Sometimes.
Arada sırada geride durup diğerlerinin öne çıkmasına izin verirsin.
Sometimes you gotta learn when to stand back and let the others shine.
Fakat arada sırada, bu 5 ay ya da daha fazla sürede olsa bile, bir şeyler olur ve bu, herşeyi değiştirirdi.
But every once in a while, about every five months or so, something would happen that would change everything.
Arada sırada sizi aramamda bir sakınca var mı?
Listen, would you mind if I give you a call now and again?
İnsanların arada sırada köpeklerini işe getirmelerinin hoş olacağını düşündüm.
I thought it might be nice if people brout their dogs to work occasionally.
Bir ev sahibi olarak sorumluluğum var. Evin temiz kaldığına emin olmak arada sırada test yaptırmak, tamir ettirmek, düzenlemek gibi.
As a homeowner, I got a responsibility to make sure that the house stays clean, to test it from time to time to make repairs, adjustments...
- Tommy, sana şunu söyleyeyim - eğer arada sırada "lütfen" dersen... tüm burada performansı arttırabilirsin.
- Tommy, let me just tell you this- - You could improve performance all around if you use the word "please" every now and then.
İnsanların arada sırada köpeklerini işe getirmelerinin... hoş olabileceğini düşündüm. - Sen - Hoş mu?
I thought it might be nice if people brought their dogs to work occasionally.
Arada sırada bu dolaptan çıkmayı başarıyorum.
What? I do manage to get out of this closet every once in a while.
Bana bir iyilik yap ve arada sırada o tarafa bak.
Do me a favor. Casually look over there.
Tek yaptığın öpüşmek olunca, arada sırada hava alman gerekiyor.
When all you do is kiss, you gotta come up for air once in a while.
Arada sırada.
From time to time.
Ama kalabalıklara alışınca harika bir de trafiğe ve saçına arada sırada sinen gizemli kokuya.
But it's great once you get past the crowds and the traffic and... that occasional mystery smell you can't get out of your hair.
Genelde insanları yola sokmak için uğraşmam. Ama arada sırada göz ardı edemeyeceğim birileri olur.
I usually don't bother to set people straight but every once in a while there's someone I can't ignore.
Arada sırada birisi çıkar ve onunla yıldızlara isim takarsın.
Every now and again... there's one... one you name dumb stars with.
Önemli olan, arada sırada, kendiniz için bir şeyler yapmanızdır.
The important thing is that you got to take some breaks every now and then for yourself.
Arada sırada.
Well, occasionally.
Arada sırada bu kararımı ikinci kez gözden geçirdiğim oluyor.
I sometimes still second-guess my decision.
O insanla arada sırada buraya gelirdik.
I used to come here frequently with that person.
- Arada sırada yağar.
- Sometimes.
Arada sırada zuladan az miktarda uyuşturucu aşırıyordum.
I used to steal a little bit every now and then.
Arada sırada biraz iyimserlik iyidir.
Try a little optimism sometime. It wont kill you.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]