Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ I ] / I plan to

I plan to перевод на турецкий

6,060 параллельный перевод
And then I plan to upgrade to the newest network.
O zaman yeni ağa geçmeyi planlıyorum.
I plan to make that my story, as well.
Onu benim hikâyem yapmak niyetindeyim.
I plan to.
Planım bu yönde.
Do you know when I plan to die?
Ne zaman ölmeyi planlıyorum, biliyor musunuz?
- I plan to. I plan to.
- Umarım öyle olur.
I plan to relax elsewhere other than the bathroom.
- Rahatlamak için diğer banyodan başka bir yeri planlıyorum.
I want to finish the plan.
Planı tamamlamak istiyorum.
Look, I've thought of a great plan to catch Gabbar.
Gabbar yakalamak için büyük bir plan yaptım.
I reckon that tune is the biggest insult to humanity since a room full of Nazis chuckled over the blueprints for Auschwitz.
Auschwitz planını görüp de gülüşen, bir oda dolusu Naziden beri insanlığa yapılmış en büyük hakaret bu şarkı diyorum.
Solo, if this works... we're not gonna have a lot of time to find Rey.
Solo, plan işe yararsa Rey'i bulmak için fazla vaktimiz olmayacak.
I'm trying to come up with a plan.
Planımı anlatmaya çalışıyorum.
I just want you to remember "that your cancer is all part of God's plan."
Sakın unutma, kanserin Tanrı'nın bir planının parçası. "
Oh. I know you're Jewish, but I just wanted you to know that God has a plan for you.
Yahudisin biliyorum ama Tanrının senin için bir planı olduğunu bilmeni isterim.
I'm sorry but we're just going to have to try my plan now, okay?
Üzgünüm, ama artık benim planımı denemek zorundayız, tamam mı?
I plan on going to the Summit, May 10th.
10 Mayıs'ta zirveyi yapmayı planlıyorum.
I have a client who wants to buy both of the Picassos.
- Jackson Pollock'lar için planın ne? Picasso'ları isteyen bir müşterim var.
I figured when we didn't do the serenade, the back-up plan should be to play her off.
Serenat yapmayacaksak yedek plan onu geri döndürmek içindir demiştim.
We had this big plan to meet in Nice And travel all across Europe. Instead, I walked in on their
nice'da buluşup tüm avrupayı gezmek gibi büyük planımız vardrı ama bir baktım karşımda terli, çıplak vücutları.. çok karışıktı
So, the plan is, once we're back on the road, I'm going to say that I need to go pee or something, all right?
Planımız şu ; tekrar yola koyulduğumuzda, ben, çişim geldiğini, işemem gerektiğini falan söyleyeceğim tamam mı?
I would like to pretend you'd understand the part you've played.
Parçası olduğun planı anlıyormuşsun, gibi yapmak isterdim.
I always knew it would happen eventually so my plan has always just been to do what I love for as long as I can.
Nihayetinde olacağını biliyorum o yüzden planlarımı ona göre yapıyorum yapabildiğim sürece sevdiğim şeyleri yapıyorum.
I have a plan, but we need more room to take down Goblin.
Bir planım var fakat Cin'i yenmek için daha büyük bir alana ihtiyacımız var.
I draw it out first, you know, to plan it... so I know what to build and what to put in it... instead of just winging it.
Önce çiziyorum planımı yapıyorum. Ne inşa edeceğimi ve ne koyacağımı biliyorum. Böylece boş boş oynamıyorum.
- I need you to swear that you didn't plan this.
- Bunu planlamadığına yemin et. Planlamadım.
I didn't plan this. Jake's offering you a lot of money to settle this emotional distress lawsuit so... Just take it.
Jake bu manevi zarar davasında sana çok para öneriyor, o yüzden al git.
You know, I don't want to jeopardize our...
- Planımızı tehlikeye atmak...
~ ( I want him to. ) ~ That's your plan?
- Öyle istiyorum zaten. - Planın bu mu?
Because, by the end of the school year, I'm gonna have enough miles to get myself a free ticket, and I plan on eat, pray, loving my way through the place.
Çünkü öğretim yılının sonuyla birlikte, kendime bedava bilet almaya yetecek kadar milim olacak ve yeme, dua etme ve sevdiğim yerlere gitmeyi planlıyorum.
Can I trust the car won't link back to us?
Aracın planı patlatmayacağına güvenebilir miyim?
Oh, I lied to the nyu admissions committee When I told them I had a vision for my future.
Geleceğime dair bir planım olduğunu söylediğimde NYU heyetine de yalan söyledim.
The only reason the sentence hasn't been carried out is that I've been delaying the vote in hopes that you might help me find a way to get that gold, or as much of it as possible, off that beach.
İnfaz edilmeyişinin yegane nedeni, o altını almamızı ve bu sahilden kurtulmamızı sağlayacak bir planın vardır diye oylamayı erteletmemdi.
I thought this was how you intended to escape.
Kaçış için plan yapıyorsun sandım.
And I don't plan to.
- Hayır, tanışmayı düşünmüyorum da.
I don't plan to settle down with her.
Benimle sonsuza dek orada kalacak değiş ya.
The intel we got from your boy, Winks, I mean, that's airtight, and I'm sure as shit not going to let that poor kid die in vain. - The plan?
İstihbaratı aldığımız çocuk, Winks, sağlama benziyordu umarım yok yere onu orada öylece ölüme terk etmemişizdir.
You gotta believe me, the second that I found out what his plan was, I tried to shut it down, walk away.
Ama inan bana, gerçek planını öğrendiğim anda projeyi sonlandırmak istedim.
Yeah, my dad misplaced his copy, so I'm just trying to help him out.
Evet, babam planı nereye koyduğunu bulamıyor, ben de ona yardım edeyim dedim.
Uh, to your question, no, I never follow the rules, and I don't plan on following these ones, either.
Soruna gelince, hayır. Kuralları takip etmem. Bunları da takip etmeyi düşünmüyorum.
I was Tommy's whole plan to catch him.
Tommy'ni bütün planı onu yakalamakmış.
And you've been telling me to think bigger for years, but I need to have a little more cashola first, and then, I promise you, the Dan Plan is a go.
Yıllardır daha geniş çapta düşünmemi söyledin bana. Ama önce elime biraz daha nakit geçmeli. Sonra sana söz veririm...
I'm calling Kiira. Time to make a plan.
Söylüyorum Kiira, plan yapma zamanı.
Adhere to our plan, you will have your gold and I'll have my fort.
Planımız uyarınca sen altınına kavuşursun. Ben de hisarıma.
Known'how you'd feel, I tried to fight the contractor on it, but he said this layout makes the most sense for what we can afford.
Bu konuda ne düşüneceğini biliyordum, bu yüzden değiştirmesi için müteahhitle tartıştım ama bütçemize bakarak bu planın bizim için en uygunu olduğunu söyledi.
To build the great Joseon Dynasty attacking the east of Liaohe River. I think I heard this story before.
... joseon İmparatorluğunu liaohe nehrine kadar genişletme planı... bu hikayeyi daha önce duymuştum.
All right, I know that didn't go exactly according to plan.
Pekala, işlerin tam olarak planladığımız gibi gitmediğini biliyorum.
No, I have faith in your ability to formulate a plan more effective than this.
Hayır. Bundan daha etkili bir plan yapacağın konusunda sana güveniyorum.
I'm told he expects a full report of our efforts to devise a plan for the management of Nassau.
Nassau yönetimi ile ilgili planlarımıza dair kapsamlı bir rapor istiyormuş.
I asked you to formulate a plan that would secure the support of the navy in our efforts.
Senden donanmanın desteğini almamızı sağlayacak bir plan yapmanı istedim.
It was for my thesis project, but now I'm hoping to turn into a career path.
Bu tez projem içindi, ama şimdi bunu kariyer planına çevirmeyi umuyorum.
I'm required to ask you if you have any plans to leave Fortitude. No.
- Fortitude'dan ayrılma gibi bir planın olup olmadığını sormam gerek.
Yeah, a couple of the guys and I are working on a plan to split off and start our own crew.
Evet, bir kaç adamla birlikte, ayrılıp yeni bir ekip kurmayı düşünüyoruz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]