I must go Çeviri Türkçe
2,700 parallel translation
I must go.
Gitmem lazım.
I must go.
Gitmeliyim.
- I must go.
Gitmem gerek.
- I must go there.
Gitmem gerek
- I must go. Waiter!
Gitmem gerek.
I must go. Shit, I think I caught my dress.
Of takıldım sanırım.
Excuse me, I must go
Bak ben üzgünüm, ama benim, benim gitmem gerek
I must go
Pekala kapatmam gerek
I must go. -
Kapatmam lazım.
I must go
Gitmem gerek.
That's my father. I must go.
Bu babam. Gitmeliyim.
Excuse me, I must go.
Pardon, bana izin verir misin? Arkadaşlarımı görmem gerek.
I must go, she's alone.
Gitmem lazım, yanlız kaldı.
I must go dad.
Gideyim be baba.
I must go back.
Benim geri dönmem gerek.
I'm in trouble. I must go away.
Başım belada buradan gitmeliyim.
I must go back.
Dönmem lazım.
But now if you'll forgive me, I must go.
Şimdi beni bağışla ama gitmem lazım.
I must go, uncertain of my fate.
Gitmeliyim, kaderim belirsiz.
- I must go to my aunt immediately.
- Hemen teyzeme gitmeliyim.
I must go there once a year, for my health check.
Her yıl oraya sağlık muayenesine gitmem gerekiyor.
I must go, my friend.
Gitmeliyim, dostum.
I must go and talk to him.
- Gidip onunla konuşmam lazım.
I must go over and talk to Lu.
Gidip Lu'yla konuşmam lazım.
Oh, I must go.
Oh, gitmeliyim.
I must go in for myself
İçeri girmem lazım.
So about Parker's party, if I must go...
Parker'ın partisine gelmem gerekir mi...
I must go and tell anne.
Anne'ye bunu anlatmam gerek.
I must go back to stop explosion.
Patlamayı durdurmak için dönmeliyim.
Now I must go.
Artık gitmeliyim.
I must go to my country and free my father.
Ülkeme gidip babamı kurtarmalıyım.
I must go see Dr. Keller.
Benim gidip Dr. Keller'ı görmem lazım.
I must go for sure.
Gitmek zorundayım.
I don't want to go but I must,
Döneceğim.
I must just go and say hello.
Benim, gidip bir merhaba demem lazım.
And now, Edmund, I really must go to bed.
Ve şimdi, Edmund, gerçekten yatmam lazım..
We have decided that, as village leader, you must go forward to the Prior and embrace Origin on our behalf.
Bir karar aldık ; köy lideri olarak Prior'a gitmeli ve Origin'i kabul ettiğimizi bizim adımıza açıklamalısın.
I'm sorry, but you must get her to go back to Michigan.
Kusura bakma ama onu Michigan'a geri götürmelisin.
I must say, that as offers go... it's quite tempting.
Söylemeliyim ki, bu teklif gittikçe baştan çıkarıcı oluyor.
I must never go near them, no matter what.
"Yabancı birini görürsen... ne olursa olsun, yanına bile yaklaşma."
I really must go.
Gerçekten gitmem gerekiyor.
- I really must go to bed now.
- Artık yatmam gerek.
Well, then you must also know that I told her to go to hell.
O halde ona cehenneme kadar yolu olduğunu söylediğimi de biliyorsunuzdur.
All right, I know you must be exhausted from your brutal day in the field, but it's time to go.
Tamam, sahadaki bu koşuşturma seni yormuş olduğunu biliyorum, ama, artık gitme zamanı geldi.
I thought that if you want it that way, you must go to the classroom first.
Düşündüm ki, böyle olmasını istiyorsan sınıfa önce sen girmelisin.
We're trying to counter the effects with a heavy dose of noradrenaline, but I must warn you, you may for a time go into a deeper coma.
Neyse. Yüksek dozda Noadrenalin ile etkilere karşı koymaya çalışıyoruz. Ama seni uyarmalıyım, bir süreliğine derin komaya girebilirsin.
I mean, people must come and go here all the time.
İnsanlar buraya sürekli gidip geliyor.
- I must go to Mass.
Ayine gitmem gerek.
The trauma they must go through. I get scared even thinking about it.
Bu konuyu düşünmek bile beni ürkütüyor.
Oh. Before you go to school I must give you this.
- Okula gitmeden önce bunu sana vermeliyim.
This must be finished before I go.
Gitmeden önce bitirmeliyim.
i must go now 56
i must go home 22
i must go back 21
i must be off 37
i must apologize 23
i must say 782
i must 253
i must see you 31
i mustn't 31
i must have 73
i must go home 22
i must go back 21
i must be off 37
i must apologize 23
i must say 782
i must 253
i must see you 31
i mustn't 31
i must have 73