English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ I ] / I told him that

I told him that Çeviri Türkçe

2,987 parallel translation
I told him that I wasn't interested. And... And it was like something in him snapped.
Ona ilgilenmediğimi söyledim, ve sanki birden beyninden vurulmuşa döndü.
I told him that, and he told me that option is still less damaging than giving the kid a national platform.
Bunu ona söyledim, o da bana bu seçeneğin çocuğu televizyona çıkartmaktan daha az zarar vereceğini söyledi.
Uh, I told him that I was a friend of Vivian's and that I hadn't seen her since she gave me the coat.
Vivian'ın bir arkadaşı olduğumu ve.. .. ceketi bana verdiğinden beri onu hiç görmediğimi söyledim.
I told him that you had a very important client waiting for you.
Ona seni bekleyen çok önemli bir müşterin olduğunu söyledim.
I told him that it was too dangerous.
Ona bu ilacın tehlikeli olduğunu söyledim.
I told him that we would try.
Ben ona deneyeceğimizi söyledim.
I told him that you were the best.
Ona en iyisi olduğunuzu söyledim.
I told him that the war is over.
Savaşın bittiğini ona söyledim.
But when I told him that I-I thought he was taking this innovative billing a little too far, he said that I could either quit or he would have to fire me.
Ama ona "bu yenilikçi faturalardan biraz fazla aldığını düşünüyorum" dediğimde ya istifa et ya da seni ben kovarım dedi.
I told him that, uh, I'd give you another shot at him.
Ona tekrar vurman için seni çağırmakla tehdit ettim.
I told him that I didn't have feelings for him and then he stormed out.
Ona karşı bir şey hissetmediğimi söyledim ve sonra o terk etti.
I told him that stuff.
Onları anlatmıştım.
I don't know, I just told him I didn't want to play anymore, that, y'know, sports was his thing and music was my thing.
Bilmem, ben sadece ona artık oynamak istemediğimi söyledim. Yani spor onun tutkusu, müzik de benim tutkumdu.
God, that's exactly what he did when I told him we had to diversify the client base.
Tanrım, ona müşterilerimizi değiştirmek zorunda olduğumuzu aynen böyle yapmıştı.
I told him, and I think I told him true, that your grace had got the good will of this young lady here.
Ona dedim ki ve sanırım doğru da söyledim, majesteleri bu genç kızın gönlünü fethetti.
I told him to pop up and say that whenever we've gone off wedding talk for too long.
Uzun süre evlilikten bahsetmediğimizde ortaya çıkıp, böyle demesini söyledim.
I told a jury that I shot him dead.
Jüriye onu öldürdüğümü söyledim.
And then when I wanted to leave Storybrooke'cause I thought it was best for Henry, you told me I needed to stay because that was best for him.
Ve daha sonra ben Henry'nin iyiliğine olacağını düşünüp Storybrooke'dan ayrılmak istediğimde bana kalmam gerektiğini, bunun onun için en iyisi olacağını söylemiştin.
Sorry. Yesterday... I was told that a kid had said I had shown him my willie.
Ama dün çocuklardan biri bir şeyler gevelemiş,
I always told him that I should be king, but I never wanted it like this.
Ona hep benim kral olmam gerektiğini söylemiştim ama böyle olsun istememiştim.
I just told him that the man he hates most in the world slept with his wife.
Dünyada en nefret ettiği insanın onun karısıyla yattığını söyledim.
I told you that the first time you brought him into our circle.
Onu topluluğa ilk getirdiğinde sana söylemiştim.
I just told him that it was a stupid idea.
Bunun aptalca bir fikir olduğunu ona söyledim.
I told that grocer that I'll show him his maker if he sells my husband brandy again.
Bakkala, eğer kocama bir daha brendi satarsa... kendisine yaratıcısını göstereceğimi söyledim.
That's when I told him.
- Evet.
I'm older than Kevin, and when we got married I told him I didn't want any kids, and I just can't stop thinking that... there's nothing left of him.
Ben Kevin'den büyüğüm ve evlendiğimizde çocuk istemediğimi söylemiştim ve bunu düşünmeden edemiyorum... ondan geriye hiçbir şey kalmadı.
If I told you I knew him, you'd figure that out.
Eğer onu tanıdığımı size söyleseydim durumu anlardınız.
I told him I was ill, and that my faith in recovering was lost.
Ona hasta olduğumu ve geri kazandığım inancımın kaybolduğunu söyledim.
He... he... I told him everything that I know, and I...
O... o... bildiğim her şeyi ona söyledim- -
Uh, wait, I just told Liam that I would cover for him tomorrow.
Dur, Liam'a yarın yerine bakacağımı söyledim...
Anyway, I didn't want a problem with that crazy guy, so I told him where to go, but I called it in right away.
Her neyse, ben bu deli adamla problem yaşamak istemedim ve ona nereye gitmesi gerektiğini söyledim ama bu sırada içeridekilere haber verdim.
I never told him that I used all the money for Cassie's treatments.
Ona asla tüm parayı Cassie'nin tedavisi için harcadığımı söylemedim.
I told you that I know him.
Ona tanıdığımı söyledim ya.
I'm the spiritual advisor of a man that you've imprisoned, and I was told that Patrick here tricked him into revealing that he was a member of my church, which, of course, is not a crime.
Ben, tutukladığınız bir adamın ruhsal danışmanıyım ve bana Patrick'in burada kendini belli etmesi için onu kandırdığı söylendi ki o kilisemin bir üyesiydi bu da elbette bir suç değil.
Oh, and this boy, Jim Plumer, once in the 5th grade he told everybody I kissed him in the school yard. That never happened.
Ve Jim Hammer diye biri benim onu 5. sınıfta öptüğümü söylemişti
Jim Plumer told everyone that I kissed him in the school yard... ( laughs )
Ve ailemdeki herkesi seviyorum
Not deals... prayers that I make earnestly, and that's why your sir Jesus has agreed to everything I've told him
Anlaşma değil... dularımı ciddiyetle yaparım, bu nedenle İsa Efendi ona söylediğim herşeyi kabul ediyor.
So what I told you on the phone, that help you catch him?
Peki sana telefonda söylediğim şey onu yakalamana yardımcı oldu mu?
Last week, your birthday party slipped his mind after I told him about that.
Geçen hafta doğum gününü hatırlattığımda da aklından çıkıvermişti.
I told you that was the last place I saw him.
Onu son gördüğüm yerin orası olduğunu söylemiştim.
But what I am sure of is that you're the one who told him who to hit.
Ama emin olduğum bir şey var ki kimi soyması gerektiğini sen söyledin.
I told a man in Detroit that I would bring him Robert Quarles.
Detroit'teki adama Robert Quarles'ı teslim edeceğimi söyledim.
I shouldn't have told him that his father died.
Babasının öldüğünü ona söylememeliydim.
Well, that's what I told him.
Ben de ona öyle dedim.
I'm also remember him for being a alien spy and just told us that his people are going to wipe out our planet!
Ben de onun bir ajan olduğunu ve insanlarının gezegenimizi yok edeceğini söylediğini hatırlıyorum.
I have told him repeatedly that I cannot live without him.
Onsuz yaşayamacağımı... durmadan ona söyledim.
I know that, with her dying breath, Ellen told me to trust him.
Ellen'ın son nefesinde ona güvenmem gerektiğini söylediğini biliyorum.
And I-I know that I told you at my house that I hadn't seen him, but I was so worked up, I completely forgot- - and I was going to tell you the next time I saw you.
Ve evimdeyken onunla görüşmediğimi söylediğimi biliyorum ama çok çalışıyordum tamamen unutmuşum ve ben de bir daha sizi gördüğümde söyleyecektim.
I think that Chris is lonely, so I told him he could borrow Champion whenever.
Düşündüm de Chris yalnız biri, bu yüzden istediğinde Şampiyon'u alabileceğini söyledim.
I mean, I think it's time that somebody took him aside and told him this is not how you treat your staff.
Birinin onu kenara çekip çalışanlarına böyle davranılmayacağını belirtmesi gerekiyor artık.
She said that if I went to Max and told him what I'd seen, that she'd go to him and tell him that I was the one that let her off the first time.
Max'a gördüklerimi söylersem ona gidip ilk başta kullanmama izin verenin ben olduğumu söyleyeceğini söyledi.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]