English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ G ] / Game point

Game point translate Turkish

254 parallel translation
Okay, game point. 15-14.
Tamam, maç sayısı. 1 5-14.
Game point.
Maç sayısı.
[Man] Game point, cuz!
Oyun sayısı!
Not on game point, Danny.
Mac sayisi atilacakken diyemezsin.
It's game point.
Hayatim son sayi!
If this is all part of the game, it's beyond me at this point.
Tüm bunlar oyunun bir parçasıysa, artık aklım ermiyor bu işe.
"Gone," in their private language, was the point of a game they played
Onların kendi özel dillerinde... "ortadan kaybolmak", oyunlarını oynadıkları anlamına geliyordu.
Sometimes there'd be a little bridge game in the house... at a twentieth of a cent a point.
Bazen briç oynanırdı. Puan başına 20 sentine.
Scored the winning point on our first game.
İlk maçı kazandıran sayıyı yaptım.
If you're not thinking of deceiving your friend... what's the point of this stimulating game?
Eğer arkadaşını kandırmayı düşünmüyorsan... bu benzetme oyununun ne anlamı var?
We started off on that horseflesh game, remember? Get to the point.
- Sadede gel.
That's half the point of the game, the bending.
Oyun oynamamızın amacı bu zaten.
There's absolutely no point in playing another pretend game. Isn't that right?
Oyun oynar numarası yapmama da gerek yok, öyle değil mi?
Who cares about the game at this point?
Bu aşamada kim oyunu takar?
I know the point of the game.
Oyunun amacını biliyordum.
there always comes a point when the game is blocked, when, with half or a third of the cards already in order, you can no longer fill a space fill a space without turning up a king every time.
Kağıtların yarısını ya da üçte birini dizdiğinde bir boşluğu doldurmaya çalıştığında, mutlaka bir papaz çıkıyor karşına.
That was the first varsity baseball game ever played... between West Point and the Naval Academy.
Bu maç West Point ile Naval Academy arasında oynanmış en sıkı maçtı.
He became numero uno game player... to the point where he didn't know... where the games ended and the reality began.
Bir numaralı oyuncu oldu, Ta ki oyunun nerede bitip gerçeğin nerede başladığını bilemeyene kadar.
- The point of the game is... when I have the ball, I hit it to you
- Dikkatli ol istersen... toplarım suratına çarpabilir.
One last point, if you let go of the controls, you forfeit the game.
Son bir nokta : eğer kumanda aletlerini bırakırsan, oyunu kaybedersin.
I'm looking for a four or five hundred point ball game.
Dört yüz, beş yüz sayılık maç istiyorum.
And with the extra point we could have a tie game, folks.
Bir ekstra puan daha alırlarsa oyun berabere olabilir millet.
[Announcer On P.A.] Ladies and gentlemen, tonight's winner of the 13th game feature, in a nicely-played point, post for Tico and Vinnie.
[Announcer On P.A.] Bayanlar ve baylar gecenin kazananı 13.Devrenin galipleri Hamleleriyle göz kamaştıran Tico ve Vinnie.
Me and Standish and Redding are doing the anti-pep rally... to point out that a violent ground acquisition game... such as football is, in fact... a crypto-fascist metaphor for nuclear war.
Ben, Standish ve Redding. Anti-moral oluyoruz. Futbol gibi vahşi oyunlara dikkat çekmek için, aslında bu nükleer savaş için kullandığım bir benzetme.
i'm telling you, the 3-point shot is ruining this game.
Biri beni çıkarsın. Yalan söylüyor.
Point, game and match.
Sayı, oyun ve maç.
The point of this game shall be, can any of you stay alive?
Bu oyunun amacı, aranızdan biri bile sağ kalabilecek mi?
They point into the middle of the game zone.
Hepsi de oyun alanının ortasına doğru yönlendirilmişler.
Anyway, at this point, it's just a waitin'game. We'll get him. You boys look like you could use some rest.
her neyse bu noktada sadece bakıcılık oynıyacam biz onu yakalarız.siz kıyafetinizi degiştirip biraz dinlenin.
- l want the first point each game. - No.
Her oyunda ilk puanı almak istiyorum o kadar.
The whole point of the game was me?
Oyunun tek amacı ben miydim?
- I was pretty old - I suddenly asked myself at one point, "Why do I care if my high school team wins the football game?"
Eğer bahsettiğiniz hükümet ise,... bununla hiçbir zaman iftihar edebileceğini, hatta hiçbir devletle iftihar edeceğinizi düşünmüyorum.
Point game!
Maç sayısı!
Point game.
Maç sayısı.
Point game, Mr. Deane and Mr. hoyle.
Bay Deane ve Bay Hoyle için maç sayısı.
Now, these are four fine actors and I'm sure they all agree that the point is not to win, but to play the game...
Bunların hepsi çok iyi oyuncular ve hepinizin de bildiği üzere önemli olan kazanmak değil oyuna iştirak etmektir.
Point and game, Becker.
Sayı ve oyun, Becker.
What is the point of this ridiculous game?
Bu saçma oyunun ne anlamı var?
- Point spread? We won the game.
- Sayı dağılımı mı?
My man! Point game, motherfuckers, we up!
Maç sayısı, biz öndeyiz!
The favored Chargers race to an early 14-point lead... in this second-round play-off game.
Play-off'un 2. turundaki bu maçta, favori Chargers maçın... başında 14 sayılık farkı yakaladı.
His three-point shot gives the Roadrunners their first lead of the game.
3 sayılık basketiyle Roadrunners, maçta ilk kez öne geçti.
Marshall grabs a six-point lead late in the game.
Marshall oyunun sonlarına doğru 6 sayılık bir fark yakaladı.
I'm not talking about the game. The point is...
- Beyzbol çok güzel bir oyun.
Point, game, match.
Puan, oyun, maç.
The point is to watch the game, not the spectators- - especially not that spectator.
Önemli olan oyunu izlemek, seyirciyi değil. Özellikle de şu seyirciyi.
So, the starting point of our game was... that mummy and our little lndian wanted to slip out of here.
Bu küçük oyunumuzun başlangıç noktası anne ve küçük kızılderili sinsice kaçmak istiyordu.
That's the point of the game, isn't it?
Oyunun temel amacı bu, değil mi?
And with just two minutes left in the game, Stratford still has a one-point lead.
Ve oyunun bitmesine 2 dakika kaldı. Stratford hala bir sayıyla önde.
Huh? Point game.
Maç sayısı.
That game has a point.
Bu oyunun bir amacı var.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]